Gruplara ayrılmak, bazılarını ötekileştirmek ülke ve toplum düzenini parçalar ve birlik beraberlik oluşmasını engeller!

Toplumların temel değerleri eğitim, kültür, sanat ve düşünme alışkanlıklarıyla şekillenir. Okuma önemlidir ama asıl ihtiyaç düşünmeyi öğrenmektir. Düşünmeyen toplumlarda nezaket, saygı ve iyilik kök salamaz.

İyilik gelişmeye fırsat bulamazsa kötülüğe dönüşür.

Kötülük, yalan söylemekle başlar. İftira, inkâr, kendi yaptığı kötülüğü başkasının üstüne yükleme alışkanlık haline gelir. Nereden geldiğine bakmadan para kazanma hırsı, başkasına el veya söz ile zarar verme, şiddet ve cinayetlere kadar uzanır. Adalet terk edilir, ağız hakarete alışır. Gerçeklere tahammülsüzlük yayılır.

Malcolm X’ in dediği gibi: “Ben gerçeğin peşindeyim; gerçeği kimin söylediği önemli değil.” Gerçeği sahiplenmeyen toplum, iyiliği de kaybeder. Çünkü iyilik ancak hakikatin ışığında büyür.

Dinler, insanlar asla siyasallaşmamalıdır! Siyasallaşan din ve siyasallaşan insan artık hür değildir! Din ve insan siyasete kurban edilemez!

Çok önemlisi ise gruplara ayrılmak, bazılarını ötekileştirmek ülke ve toplum düzenini parçalar ve birlik beraberlik oluşmasını engeller. Toplum kamplara ayrılır ve ülke birlik ve dirliğini kaybeder.

Gruplar farklılıklardır. “Karşıtların birliği hakikatin özüdür”. Der Nicolaus Cusanus. Anlamı; Farklılıkların çatışma değil hakikatte birleşme noktası olduğunu söyler! Nicolaus Cusanus (Alman bilim adamı. 1401–1464).

“İnsanlar, farklılıklarına rağmen bir bütünün parçalarıdır” der Swami Vivekananda.

Kötülüğün bir başka yüzü siyasallaşmadır. Siyasi düşünceyi zorla dayatmak, dini ibadetler için “böyle yapacak, böyle düşüneceksin) zorlaması toplumsal barışı bozar. Oysa Kur’an’ın açık hükmü vardır: “Benim dinim bana, senin dinin sana.” Bu ayet, özgürlüğün ve saygının temelidir.

Çözüm ise basittir: Eğitimde düşünmeyi öğretmek!

Kuran: “Aklını kullanmayanların üzerine pislik yağdırırım”, “Aklınızı kullanmaz mısınız, “Bu Kuran’ı akıl sahipleri için indirdik”, “Niçin düşünmezsiniz”? derken tam da bunu kastediyor.

Kültürü ve sanatı canlı tutmak. Nezaketi ve iyiliği günlük yaşamın parçası yapmak. İyilik gelişirse kötülük kök salamaz.

Sonuç olarak, toplumun geleceği eğitimle beslenen düşünce, kültürle yoğrulan vicdan ve sanatla büyüyen merhamet üzerine kurulmalıdır. İyilik, insanlığın en büyük sermayesidir. Onu korumak, gerçeğe ve özgürlüğe sahip çıkmakla mümkündür.