Önümüz Kurban Bayramı. İnancımıza göre kurban; Allah’a yakınlaşmak, paylaşmak ve yardımlaşmaktır.
Kevser Suresi 2. ayette "Rabbin için namaz kıl ve kurban kes" buyrulur. Hac Suresi 34. ve 36. ayetlerde de bu ibadet detaylıca anlatılır; kesilen etlerden ihtiyacını gizleyen fakire de açıkça isteyen fakire de yedirilmesi emredilir.
Kurban vaciptir, sünnettir, kurban maddi yardımdır diyen şahıslara inanamam. Çünkü ayetler nettir! Allah böyle buyurmuştur! Üzerine rivayet ve yorum yapmam!
Peki, biz bugün ne yapıyoruz?
Açık konuşalım: Din, insanın kalbindedir. Din edep, yani ahlaklı olmaktır!
Ahlakı sadece yumuşak huyluluk gibi algılamak hatadır. Hud Suresi 112. ayetteki "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol" emrindeki dosdoğruluk; adaleti terk etmeme, adam öldürmeme, hırsızlık yapmama, kendi yemediğini başkasına yedirmeme, şiddet uygulamama, hileli mal üretmeme ve yalan söylememektir. Sözünde durmak, kul hakkı yememek, beytülmaldan veya herhangi bir yerden zimmet yapmamak, tecavüz ve tacizden uzak durmak, fitne çıkarmamak, iftira etmemek ve gruplara bölünmemektir. Gerçek ahlak budur!
Rivayetlere bakarsan, bu günahları işleyen birisi cuma günü caminin önünden geçse bütün günahları af oluyor(!). Ahkaf Suresi 9. ayette "Ey Muhammed, De ki; Bana ve size ne yapılacağını ben bilemem" diyen Peygamberimiz (SAV); şunlar cennete gidecek, bunlar af olacak diyebilir mi, der mi?
Kurban kesmek, kesilen hayvanın kanını internette paylaşmak değildir. Zenginliğini başkalarının gözüne sokmak hiç değildir. Birçok vakıf ve tarikat bu ibadeti bir ticaret kapısı haline getirdi. İnsanlar kurban hissesinin parasını tartışıyor ama "Ben bu bayramda bencilliğimi, hırslarımı kurban edebildim mi?" diye sormuyor.
Tam da bu noktada, Hac Suresi 37. ayet bizleri sarsıcı bir şekilde uyarır: "Onların ne etleri Allah'a ulaşır ne de kanları; O'na ulaşacak olan sadece sizin takvanızdır!" (Yani samimiyetiniz ve sorumluluk bilincinizdir).
Kendi kurbanımızı, kendimiz yanında iken kestirmeli veya kesebiliyorsak kesmeliyiz! Birçok haberde duyuyoruz; emanet edilen kurbanlar ya kesilmiyor ya birkaç gün önce kesiliyor ya da yaşı dolmamış, hasta, sakat hayvanlar kurban ediliyor. Kurbanı bir yere havale edip "Ne yapalım, vebal onların" diye vebalden kurtulamayız! Kurban kesme sorumluluğunuzu başkasının üzerine atamazsınız.
Ayrıca Bayram geldi diye hayvanını daha pahalıya satmak isteyen birtakım besiciler; bu bir fırsatçılık değildir. Siz bugün pahalı satarsınız ama bayramdan sonra et fiyatları yüzde elli daha fırlar. Bu da ayrı bir vebaldir, kul hakkıdır.
Büyük düşünür Kant da tam olarak bunu söyler: “Ahlaktan kopmuş bir inanç, sadece şekilciliktir, sahte dindarlıktır”. Çevreyi kirleterek, hayvana eziyet ederek, işin insani boyutunu unutup sadece et kesme derdine düşerek ibadet olmaz. Ayette de denildiği gibi, Allah'ın bizim keseceğimiz ete ihtiyacı yoktur; O, bizim kalbimize ve samimiyetimize bakar.
Bizim eğitimimiz okuldan önce ailede başlar. Çocuklarımıza düşünmeyi, araştırmayı ve merak etmeyi öğretmeliyiz. Sorgulamayan, her propagandaya inanan zihinler sadece bayramın şekline takılır, özünü kaçırır.
İnancımız kalbimizde bir huzur, bilim ise dünyada gücümüz olmalıdır. Üretmeyen, sadece tüketen ve dinin özünü unutup şekliyle uğraşan toplumlar modern dünyanın sömürgesi olmaktan kurtulamaz. Bu bayramda sadece kurban kesmeyelim; aklımızı kullanalım, kendimizi eğitelim ve idrak edelim.
Ve Allah’ın kitabı Kuran’ı kendi dilimizde, anlamaya çalışarak, düşünerek okumanızı tavsiye ederim!
Vesselam!