Geriye kalan tek gerçek şudur: İnsan, yalnızlığını kaybettiklerinden değil, yanlış kişilere emek verdiğini anladığında hisseder!

Hayatın en acı yanlarından biri, insanın en çok güvendiği kapılardan vefasızlık görmesidir. Evlat vefasızlığı, dostların bitmeyen mazeretleri, siyasette menfaat uğruna dönen fırıldaklıklar… Hepsi bir araya geldiğinde insanın içini yakan bir tablo çıkar ortaya. Zannedersin ki herkes senin için çabalıyor, senin hakların ve ülkenin gelişimi için uğraşıyor. Oysa herkes kendi menfaatine köle olmuş, kendi hayatının odağında dolaşıp dönüyor.

Samed Vurgun; “İnsan sevgisi kadar büyük, fedakârlığı kadar değerlidir.” Bu söz, bütün yaşananların özeti gibidir. Çünkü menfaatlerin kesiştiği yerde dostluklar biter, vefasızlık başlar. Vefa beklediğin kapılardan sessizlik geldiğinde, insan yalnızlığın değil, beklentinin yorduğunu öğrenir.

“Umma ki küsmeyesin” demiş atalarımız ama gel gör ki hayat da bir beklentiler, görevler ve sorumluluklardan oluşuyor!

Samed Vurgun devam ediyor; “Ağaç meyvesiyle, insan vefasıyla tanınır”!

Evlat dediğin işleriyle meşguldür; dost dediğin mazeretleriyle seni yalnız bırakır. İnsan kaybettiklerinden değil, yanlış kişilere emek verdiğini anladığında yalnız olduğunu fark eder. İşte o an, hayatın en ağır dersini alırsın.

Siyaset sahnesinde de aynı tablo vardır. Vekillerin halkın hakları için değil, kendi çıkarları için çabalaması güveni paramparça eder. Menfaatin bittiği yerde dostluk da siyaset de tükenir.

“Zorda kaldığımız gün dünyanın en çirkin yüzünü görürüz, menfaatlerin kesiştiği yerde ortadan kaybolan yüzler her zaman vardır.”

“Bu hayat böyledir dostum, sevenler unutulur.” (Ümit Yaşar Oğuzcan güfte – Selahattin İçli beste). İşte bu şarkı, yaşananların en yalın ifadesidir. Sevenler unutulur, dostluklar menfaatin gölgesinde kaybolur, evlatlar kendi hedeflerinin peşinde koşar.

Sonunda geriye kalan tek gerçek şudur: İnsan, yalnızlığını kaybettiklerinden değil, yanlış kişilere emek verdiğini anladığında hisseder. Ve o an, hayatın en ağır gerçeğiyle yüzleşir: Vefa, en çok ihtiyaç duyduğun anda sessizliğe dönüşür, yalnız bırakır.

Oysaki sen “nahırda danam var sanıyordun”, meğer dana bir hayaletmiş!

Vesselam!