Türkiye Gazeteciler Federasyonu’nun (TGF) Başkanlar Konseyi, Balıkesir Gazeteciler ve Yazarlar Cemiyeti’nin (BGYC) ev sahipliğinde 14-16 Ağustos tarihlerinde toplandı.
Dile kolay… Balıkesir’de 71’inci Başkanlar Konseyi’ni geride bıraktık.
Anadolu’dan Trakya’ya, Kuzey Kıbrıs’tan Azerbaycan ve Özbekistan’a kadar uzanan coğrafyadan gelen gazeteci kardeşlerimizle, BGYC’nin 10’uncu kuruluş yıl dönümü töreninde bir aradaydık.
BGYC Başkanı Semra Aman Akyürek ve TGF Genel Başkanı Yılmaz Karaca’nın da katıldığı toplu fotoğraf çekimi sırasında Vali Vekili Mustafa Özsoy’un da orada olduğunu fark ettim.
“Mustafa Bey, merhaba” derken o da gülümseyerek:
“Hoş geldin Kadir Bey” demez mi?
Tam 22 yıl sonra karşılaşmıştık.
Zamanın nasıl da geçtiğini o anda bir kez daha hissettim. Birlikte fotoğraf çektirdik, Susurluk tostu yedik ve eski günlere daldık.
Aşkale’nin o karlı kışında “Son Köroğlu” diye anılan o adamın dimdik duruşu gözlerimin önüne geldi.
Onun bende kalan hikâyesi, 2004 yılının sert bir kış gününde başlıyor.
Erzurum’un Aşkale ilçesinde, kaymakamlık binasının penceresinden kar taneleri ağır ağır düşüyordu. Mustafa Özsoy, makamında oturmuş dışarıyı izliyordu.
Bir anda kapının önüne son model, parlak bir Mercedes yanaştı.
Kapı açıldı. Sakallı, kendinden emin bir adam indi ve doğrudan binaya yürüdü. Birkaç dakika sonra makamdaydı.
Hoşbeşten sonra asıl meseleyi açıkladı:
Sosyal Yardımlaşma Fonu’ndan aldığı yeşil kartın vizesini yenilemek istiyordu.
Kaymakamın aklından ilk geçen düşünce şuydu:
“Bu adam bir yakınının işini görmeye gelmiştir herhalde.”
Çünkü son model, lüks bir otomobile binen birinin fakirlik belgesiyle işi olamazdı.
Yine de sordu:
-Kart kimin?
Adam hiç tereddüt etmeden cevap verdi:
-Benim.
Kısa bir sessizlik çöktü odaya.
Kaymakamın kaşları çatıldı. Hemen korumayı çağırdı:
-Git, o arabanın ruhsatını getir.
Adam, pişkin bir gülümsemeyle anahtarı uzattı.
Ruhsat geldiğinde her şey netleşti: Araç gerçekten ona aitti.
Kaymakam, hiçbir şey söylemeden yeşil kartı anında iptal etti.
Adam yüzü asık bir şekilde ayrıldı. Ancak olay burada bitmedi.
Daha sonra FETÖ/PDY soruşturması kapsamında tutuklanan siyasi parti ilçe başkanı, bu adama açıkça sahip çıktı. Baskı büyüdü. Ancak Mustafa Özsoy geri adım atmadı.
O gün söylediği sözler hâlâ kulaklarımda:
“Haksızlığa tahammülüm yok. Ucunun nereye dokunduğu hiç umurumda değil. Yasaların bana verdiği yetkiyi, devletimin lehinde sonuna kadar kullanırım.”
Yeşil kart uygulamasındaki usulsüzlükleri araştırmak üzere kurulan komisyon, üç bin dosyayı tek tek inceledi. Bin kişinin kartı iptal edildi.
Aynı dönemde muhtarların Özel İdare üzerinden köyler adına aldıkları kum, çimento gibi malzemeleri usulsüz kullandıkları ya da sattıkları da ortaya çıktı.
Aşkale’de 21 köy muhtarı hakkında Erzurum Ağır Ceza Mahkemesi’nde yolsuzluk davası açıldı.
Tartışmalar kızıştığında, o siyasi parti ilçe başkanı Kaymakam Özsoy’un karşısına dikilmişti.
Kaymakam Özsoy da sesini yükseltti:
“Onlar Bolu Beyi ise… Ben de Son Köroğlu’yum!”
Bu sözler kısa sürede Türkiye’nin gündemine oturdu.
Kamuoyu desteğini arkasına alan Mustafa Özsoy, bu gelişmelerin ardından “Yılın Kaymakamı” seçildi.
İki yıllık görev süresinin ardından Edirne’nin Havsa ilçesine atandı.
Ama Aşkale’de bıraktığı iz hâlâ silinmedi.
Halk onu “Son Köroğlu” diye anmaya devam etti.
Ve tam 22 yıl sonra…
Balıkesir’de, bir gazeteciler toplantısının kalabalığında onunla yeniden karşılaştık.
Karlı Aşkale günlerinden kalan o dimdik duruşu hâlâ gözlerimin önünde.
Zaman geçmiş, unvanlar değişmişti…
Ama karakter aynı kalmıştı.
*