Ufkun frekansı, ufukları okumanın ve aklın sesidir; kirli olan duyamaz, çünkü kendi gürültüsüne boğulmuştur.

İki ayrı kavramdan söz edeceğim gibi görünecek: biri ufuk, biri temizlik. Oysa yakından bakıldığında ikisi aynı kapıya çıkar; ikisi de akıl, bilgi ve vicdandan beslenir. Önyargıdan bağımsızdır!

Bir insanın gelecek hakkında öngörüde bulunması kehanet değildir. Kehanet gaipten devşirilir, öngörü bugünü doğru okumaktan, yarın ne olabileceğini kestirmekten geçer. Tarihte bugünü önceden görüp söyleyen aydınların sırrı, bakışlarının genişliğiydi. İşte bu geniş görüş, "ufuk frekansı" dediğim şeydir. Düşünmeyen insansa yarınını falcıya sorar; onun frekansı ancak burnunun önünü aydınlatır.

Peki neden bazısının ufku dar, bazısının geniştir? Aydın bir beyinde mukayese, saymak, ölçmek, okumak, düşünme işlemleri vardır. Çıkarcı bir zihin kendi menfaatine veya siyasi, dinci görüşlere kilitlenir; bu kilit ufku da daraltır. Göremez, çünkü görmek istemez. Geniş ufuk, temiz vicdanın ödülüdür.

O hâlde insan olmanın altı şartını sayalım:

  1. Kalp temizliği: insana, hayvana, doğaya karşı çıkarsız sevgi, saygı ve koruma duygusu.
  2. Düşüncenin berraklığı: önyargısız akıl yürütme.
  3. Konuşmanın temizliği: düşündüğü gibi konuşmak, öyle davranmak; aksi riya ve içten pazarlıktır. Dini ve siyasi söylemlerin çoğu bu ilkenin karşıtını, kandırmayı hedefler.
  4. Dürüstlük: insanı kandırmamak, gerçeği çıkarına eğmemek.
  5. Çevreye ve doğaya temizlik: dış özen, iç dünyanın aynasıdır.
  6. Faydalı olmak: üretmeyen, aydınlanma çabası taşımayan insan önce kendisi için zararlıdır; boşuna var olmak bir tür sanal yaşamaktır. Medeni olmak, medeniyetin anlamını kavramaktır. Nitekim fikri, cesareti olan bir avamın uzmanla tartışması, sorgulaması saygıya değerdir; oysa "liderperest" ezberden gider, ezber bozmaz — çünkü bilmez, bilse de inatla söylemez.

Temiz insan, temiz insanın yanında yer alır. Bu bir sonuç değil, doğa kanunudur; alabalık berrak soğuk suda yaşar, sazan her suda yaşar ama paha bakımından alabalıkla mukayese edilemez! Arayan birey hem fikirdaşını, yoldaşını hem de tam zıttını bulur! Temiz vicdanlar birbirlerini bulurlar. Tencerenin yuvarlanıp kapağını bulma hikâyesi gibi! Kirli olan, temizin yanında yer almaz! Adaletli olan, adalete değer verenin yanında yer alır.

Adaletsiz bir insanın "ben temizim" iddiası bugün taraftar buluyorsa, bu sıradan bir yanılgı değil, toplumun ufuk frekansının bozulduğunun işaretidir. Ufkunu kaybeden toplum, önce vicdanını kaybetmiştir.

Görmek isteyen, önce kendini görmeye başlar. Kendini sorgular!

Vesselam!


Mor sümbüllü sokağımda sakladığım aforizmalardan; Goethe'ye kulak veriyorum: "Gerçeği arayın, size mutluluk vereni değil! Ve “En zoru gözümüzün önündekileri görebilmektir." Demiş... ve ne güzel demiş!