Özgürlük kafanızda yoksa, temizlik de yoktur.

Hayvan belgeselleri izlerken hayvanların ne kadar temiz olduğuna hep hayret ediyorum. Kediler, kuşlar, yaban hayvanları hiç kirlenmezler; kendilerine periyodik günlük bakım yaparlar! Onlar kendileriyle barışık yaşayarak temiz kalır; tertemiz yaşarlar, biz kendimizle savaşarak kirleniriz.

Aile hayatlarına bakıyorum, bir disiplin var; yavrusunu döven, tehdit eden hayvan görmedim, hoş görülü ve sanki psikiyatri kitaplarını okumuş, eğitim almışlar, bir bakış yetiyor eğitmeye. İnsanda bakış bazen en ağır yumruk oluyor, öyle kinle bakan gözlere rastladım ki matkap gibi deliyor, anlam veremiyorum.

Sanayi için beslenen hayvanlar pislik içinde, oysa özgür yaratılmışlardı. Onları ahıra kapatan el, kendi özgürlüğünü de kafese koymuş demektir.

Rousseau, "insan özgür doğar, her yerde zincire vurulmuştur" der; ama o zincir demirden değildir, alışkanlıktan, kayıtsızlıktan örülmüştür. İşte kirlilik de böyle bir zincirdir: izmariti yere atan elin, aslında elini değil vicdanını zincirlediğini bilmez. Sartre'ın dediği gibi, "önüne duvar ördüğünüz düşünce artık sizin değildir"! Kirliliğe göz yuman da kendi vicdanının önüne bir duvar örmüştür.

Bu da demektir ki, bir yere aitlik duygusu ve sürüye katılma psikolojisiyle kalabalığın bir parçası olmak, aslında özgür olmamaktır!

İnsan parmak izi gibi farklı yaratılmış. Ama temizlik konusunda insanlar arasında uçurum var. Biri çöpünü kutusuna taşır, öbürü dünyayı çöplüğü sanır. İzmaritini onlarca metre yürüyüp çöpe atan, garsonu bekletmeden tabağını mutfağa teslim eden insan kendini küçültmez, büyütür, bunu başkası için değil önce kendisi için yapar, ama sonuçta herkes için yapmış olur.

İnsan Demek, Zaten İyi İnsan Demektir

"Anam insandı, ben de insanoğluyum" derdi Neşet Ertaş. Burada "insan" sıradan bir tür adı değil, bir övgüdür, halk dilinde "insan" demek zaten "iyi insan" demektir. Yani o, "anam iyiydi, temizdi; ben de onun mirasıyla temizim" diyordu aslında. Bir cümlede hem insan olmanın felsefesini özetledi hem de iyi insanla kötü insana sınırı çizdi. İnsan evladı olmak doğuştan gelir; insan olmak bir ömür süren emektir.

Bir de nezaketin yanında huzursuz olan, saygıyı yük sayan insanlar var; kabalığı içselleştirmiş, kötü ahlak sembolü, her türlü atıkları yerlere atan, hela duvarlarına yazan, umumi alanları kirleten. Garlar, banklar izmaritle dolu; yanınıza oturuyor, sigara ya da ter kokusu işkencesi başlıyor, karşınızdaki kabalığının farkında bile değil.

Kızmıyorum, üzülüyorum. O da insandan doğdu, o da özgür doğdu. Onu çöplüğüne mahkûm eden duvar dışarıda değil, içeride!

Saygı ve nezaket hayatın anlamıdır. Terk ettiğimiz gün insan olmaktan vazgeçmiş, geriye ilkel insan kalmış oluruz. Hayvan temizliği içgüdüyle bilir; biz nezaketi, temizliği görgü ile, akılla, emekle öğreniriz.

Öğrenmekten vazgeçen kendini ahıra kapatmış olur.

Vesselam!

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Mor sümbüllü şiir bahçemde sakladığım aforizmalardan:

"İletişim yok mu? Tam tersine o kadar çok iletişim var ki! Direniş yok, yaratıcılık yok." — Gilles Deleuze

"Sokrates, insanların bildiklerini sandığı şeyleri hiç bilmediklerini defalarca kanıtlamıştır." — Felsefenin Kısa Tarihi'nden