Millet, kendi aydınlanma çağını yaratmadıkça özgürlük başkasının lütfu olmaya mahkûmdur.
Özgürlük, başkasının lütfu değil, kendi vicdanının cesaretidir. Cahillik kabul edilemez bir hastalıktır! Millet cahilliğinden kurtulmalı; bilgiye değer vermeli, okumalı, çalışmalı, aydınlanmalı. Çünkü sağ gözün sol göze faydası yoktur; başka ülkeler de bize fayda sağlamaz. Özgürlük, başkasının vereceği bir armağan değildir; kendi alın terimizle kazanılır.
Cahil olanlar başta emperyalimi tanıyamaz, emperyalizmin ayak oyunlarını anlayamaz, perde arkasındaki pazarlıklardan habersiz yaşar ve ülkenin ocağına incir ağacı ekerler!
Atatürk’ün dediği gibi: “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir.” Bu söz, cehaletten kurtuluşun tek yolunu işaret eder. Tekerrür eden işgallerin, aynı hataların tekrar yaşanmaması için millet kendi aydınlanma çağını yaratmalıdır. Aynı yolu takip edenler, aynı yere çıkarlar! Tarih de tekerrür etmiş olur!
Nietzsche’nin uyarısı kulaklarımızda çınlamalı: “Kendi yolunu çizen, kimsenin yolunu takip etmez.” Uygar devlet şuuru emperyal ülkelerden aferin beklemez; kendi işini kendi yapar. Kurt gibi boynu kalın olur, kurtlar sofrasında aklı başında dolaşır. İsveç atasözü der ki: “Kurtlarla dans et ama baltayı elinden bırakma.” Bu söz, son NATO toplantısında sevinçten kendini kaybedenlere dikkat çekici bir uyarıdır.
Milli duygular, istismar edilmek için değil, milletin iradesini güçlendirmek için vardır. Aydınlanmış kafalar, devlet yönetiminde rasyonel, realist ve adaletli olmayı ister. Montesquieu: “Adalet, devletin temelidir.” Der.
Adaletin olmadığı yerde özgürlük de yoktur.
Marcus Aurelius’un stoacı öğüdüyle; “Kendi aklını kullanmayan, başkasının kölesi olur.” Der. Milletvekili, liderin emir eri değildir; katılmadığı kararları dile getirmelidir. Yoksa milletvekiline ne gerek var? On lider çıkarır, ülkeyi aralarında yönetirler. Varlığıyla yokluğu arasında fark olmayanın makamına da ihtiyaç yoktur.
Son söz: Özgürlük, başkasının vereceği bir değer değil; kendi vicdanımızın cesareti, kendi aklımızın ışığıdır.
Millet, aydınlanma çağını kendisi yaratmadıkça, tekerrürün karanlık döngüsünden kurtulamaz!
Vesselam!