Erzurum'un 'kamulaştırma' veyahut 'kentsel dönüşüm' kavramıyla tanışıklığı 10 yıl öncesine ya dayanır ya dayanmaz. Bu yönde fiili anlamda yürütülen çalışmaların mazisi ise, hepi topu son 5 yılı kapsar belki de.
Kuşkusuz, Yakutiye Belediyesi bu bakımdan açık ara öndedir Erzurum'da ve hemen ardı sıra da, Büyükşehir Belediyesi gelir.
Esasen bu çalışmalara yıllar öncesinden başlanmış ve şu ana kadar da büyük ölçüde tamamlanmış olunması gerekirdi, ancak neylersiniz ki, buna çapımız yetmedi bir türlü.
Ama olsun!
Zararın neresinden dönülürse dönülsün, kârdır sonuçta. Dolayısıyla bizler meseleye bu zaviyeden bakmalı ve hiç olmazsa bundan sonrası için peşine düşmeliyiz bu işin.
Şimdi!
Malumunuz, şehrin dört bir yanında bölgesel anlamda yürütülen kamulaştırma çalışmaları var. Ve bu doğrultuda mülk sahiplerinden satın alınmak suretiyle boşaltılan yüzlerce de gecekondu.
Çoğu yıkılmıştır bunların belki, ama hatırı sayılır ölçüde de metruk olanları var maalesef.
''Maalesef'' dedik, çünkü polis bu yapılarda deyim yerindeyse köşe kapmaca oynuyor akşama kadar.
İhbar, ihbar üstüne!
Polistir koşuyor o yapıya, koşuyor bu yapıya.
Bazen öyle sonuçlarla karşılaşılıyor ki; metruk yapıdaki kimi şahısların ya arandıkları veyahut sabıkalı oldukları da ortaya çıkıyor.
Yani?
Yanisi şu: gün gibi açıktır ki; kamulaştırılan ancak metruk halde bekleyen bu yapılar toplum için büyük bir tehdit oluşturuyor artık.
Öyle ya!
Bu tip yapılara çöreklenen şahıslar oralarda genel kurul toplantısı yapmadıkları gibi, memleketin âli menfaatleri için hoş kafa da patlatmıyorlar!
Ne yapıyorlar peki?
Ne yapacaklar, ya suça sürükleniyor ya da suça sürüklenmiş olanlardan uygulamalı eğitim (!) alıyorlar.
Sonrası zaten malum!
Ya gidip Ahmet'in canını yakıyorlar ya da Mehmet'e tasallut edip, bezdiriyorlar canından. Ondan sonra gelsin yaralamalar, gitsin cinayetler. Gelsin haplar, gitsin tozlar.
 
POLİS HANGİ BİRİSİNE KOŞSUN?
 
Şöyle soranlarınız olabilir belki:
 ''İyi de kardeşim, Polis ne güne duruyor?'' diye.
Evet!
''Polis, ne güne duruyor?'' 
Şimdi!
Polisin görevi asayişi ve huzuru sağlamaktır, evet… Ama polis, baştan savma yapılan kamulaştırmalar yüzünden birer hayalet kente dönüşen sokakları beklemek zorunda değildir.
Polisin görevi suçun ve suçlunun önüne geçmektir, evet… Ama polis, suça yönlendiren ve suç işlemeyi cazip hale getiren sosyal, kültürel, hukuksal, fiziksel ve ekonomik şartlardan mes'ul de değildir.
Yetkisi sınırlı, çizgileri bellidir sonuçta.
E, herkesin alnının ortasında da; ''suçlu'', ''suç işleyebilir'' ya da ''suça meyilli'' gibi tanımlayıcı ifadeler yer almadığına göre; söyler misiniz, n'apsın Polis?
Yoldan geçen herkesin peşine mi takılsın, gözüne kestirdiğinin izini mi sürsün, n'apsın?
Mümkün müdür yani?
O halde!
Bu tarz meselelerde topu doğrudan polisin kucağına atmak; hem de ayan beyan bir biçimde sorumluluktan kaçmakla eşdeğerdir bize göre.
Değil mi?
Sen kamulaştıracaksın vatandaşın evini, tahliye ettireceksin, sonra da ulu orta yerde bekletip duracaksın!
Sahi nedir yani, Babil Kulesi midir, yoksa bu kuleden birer parça mıdır bu evler?
Ardı arası gecekondu değil midir, yıkıver gitsin yahu!
Kaldır hafriyatını, temizlet çevresini ve ne yapıyorsan yap ondan sonra! Konut mu diktiriyorsun, meydan mı yaptırıyorsun, orası da senin bileceğin iş artık!
Ama yeter ki bekletme!
Ne vatandaş dert yansın, ne de polis koştursun artık, yeter!
 
KORKU FİLMLERİNİN SETLERİ GİBİ!
 
Misal, Palandöken Caddesi, namı diğer; Gavurboğan.  
Akşam saatlerinde yolunuz düşerse eğer, şöyle birkaç adım yürüyüverin hele! Yolu sağlı-sollu çevreleyen metruk yapılara ise, bir göz gezdirin arada!
Abartmıyoruz, korkudan yolunuzu şaşırırsınız resmen!
Kale çevresi de öyle.  
Sözümüz ona, turistik mekan olacak bir de!
Hakikaten ya!
Kendinizi turistin yerine koyup oraları gezdiğinizi bir düşünsenize!
Sahi, ne hissederdiniz?
Biz olsak; bir korku filminin setinden geçiyoruz zannederdik mesela. Ya da ne bilelim; ''buralar galiba top atışı talimi için kullanılıyor” derdik, herhalde.
Öyle ama!
Sahi ya!
Bilmiyoruz ki, neden bu kadar zor?
Kamulaştırılan bölgelerin metruk yapılardan temizlenmesi, hakikaten de bu kadar zor bir iş midir? 
Hayret!
Sen koca koca evleri satın al ve puan topla ama yıkıp ortadan kaldırmakta aciz kal.
Buna ne denir, biliyor musunuz?
''Denizi geçip, derede boğulmak''
Hoş sadece kendileri boğuluyor olsa, tamam da… O metruk yapılarda boğulanlar ve boğazlananlara ya ne demeli?!
Bunun müsebbibi kimdir sizce?
Polis mi?
Polis, evet…
Hal böyle iken, varsa bilen birileri cevap versin lütfen!
Emniyet Müdürlüğü, Erzurum'daki metruk yapıların yıkımına acaba ne zaman başlayacak?
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.