banner480
Çok muhterem gönüldaşlarım ve gönül dostlarım
Millet iradesinin çeşitli maniplasyon ve algı yönetimi ile yönetilmeye ,yönlendirilmeye ;
İktidarı ve muhalefeti ile alternatifsizliğe sürüklenmeye çalışılarak sonuçlara sirayet ettiği bir seçim daha tamamlanmış oldu..!
Aslında bir çok İnsan-i Milli ve İslam-i değerlerin yozlaştırılıp müstevlileri nezdinde şahsi ve siyasi menfaatler çerçevesinde değersizleştirildiği bu süreçte kaybeden aslında ne insani ne milli ne de islami değerler olmayıp,
Bu değerleri kazanç noktasına getiren insanların dünyevi ihtiras ve hakimiyet mücadelesinin bir tezahürü olarak uhrev-i kaybedişlerinin akıbetidir bu seçimler..!
7 hazirandan günümüze ülkede siyaseten belirleyici olacak köklü ve kalıcı bir reform, değişim ve gelişim olmamasına rağmen;
1 Kasım seçimlerindeki mevcut siyasi tablonun bu şekli ile ortaya çıkması 5 aylık bir zaman aralığında toplumsal algıyı ve siyasi stratejiyi iyi yönetebilen ve yönetemeyen iktidarın ve muhalefetin yöneticileri nezdinde ki başarı ve başarısıszlıkla orantılıdır.
Belki millet vicdanında ve dünya ekseninde sayısal nitelik açısından birileri bu seçimi kazandı birileride kaybetti.
Fakat yaşanılan süreçle seçimin toplumsal ve sıyasal mesajları iyi okunamadığı takdirde.kaybedende kazananda çok şey kaybedebilir .!
Zamanla yaşanarak anlaşılacağı bu anektodun ötesinde 2015 seçim sonuçlarını siyasal nicelik ve nitelik açısından neden değerlendirme yapmadığıma yönelik çokça telefon ve mesaj almama ragmen onlarada verdiğim mesajlarda da olduğu gibi
Yıllardır şahsıma ait web sitemden, ulusal ve yerel basın yayın organlarındaki yazar köşemden ve yine şahsi fecbook ve tweter sayfamdan dönem dönem günümüze ışık tutacak şahsi ve siyasi değerlendirmelerimi defalarca yapmış olduğumdan,
Ve bu hususta yazdığım yazılar sayfalarım incelendiğinde hala da ha muhafaza edildiğini ve yazdığımız kalemin ve sarfettiğimiz kelamın da hala daha arkasında durabilecek bir yürek olduğumuzu ifade ederken,
Malumun ilanı niteliğindeki benzer sebep ve sonuç ilişkilerini tekrar kaleme almayıda gereksiz görüyorum.!
Şöyleki biz Ülkücüleri hak ettiği mecrada ve noktada görebilmek, daha iyiyi elde edebilmek, kutsal davamızı ve ideallerimizi hakkı ve şanı ile yaşayabilmek adına ,
Ülkücülerin temiz vicdanlarının sesi ve tercumanı olabilmek için bazı hususları geçmİşten günümüze sebep ve sonuçları ile sorgulamaya çalışırken,
Bize hak vermeyenlerin, bizleri sorgulayanların,bizleri ihanetle suçlayanların,bizlerin MHP üyeliğinin silinmesini kanıksayabilenlerin bu günkü sorgulama ve yargılama yarışlarını hayretle karşılıyorum.
Ve yine sorgularken, ülkücü edep,adap ölçüleri doğrultusunda, kişilerin hükmü şahsiyeti ile birlikte çevresini ve efradını rahatsız ve rencide edecek boyutta olmayıp, fikirler, zihniyetler,yollar,yöntemler etrafında olması gerekliliği, kişiler nezdinde değerlerimizi kendi ayaklarımız altında çiğnenmemesi zaruriyetinin önemle altını çiziyorum.!
Çünkü başta biz bu değerleri ayaklar altında ezersek başkalarıda onlarla beraber bizleri değerlerimizle ayaklar altına alabilecektir.! Bunada müsade etmemek her ülkücü münevverin erdem ve karakteridir.!
Bu günki sorgulamamamın kıssadan hisse tek cevabı ise şahsım ve babamın üyeliğinin silindiği gün almış olduğum bir karar gereğidir.
Bu karar ise ; Bizlerin bu gününün müsebbibi şahsiyetlerin, dün ülkücü ülkücünün ölmemesi için kendisini siper edebilecek bir haleti şahaneden, bu gün ülkücü ülkücünün kanını akıtabilecek bir tufana,kaosa,kavgaya sürükleyen; feragatten ve basiretten uzak yöneticilerinin ve zihniyetlerinin MHP yi yönettikleri müddetçe bir değerlendirme yapmama prensibi ve kararlılığıdır.!
Bu günlerimizin müsebbipleri ve ülkücülerin mağduriyet ve diyetleri hakkında yapmış olduğumuz yazılarımız ise haladaha sayfalarımızda güncelliğini muhafaza etmektedir.!
1Kasım seçimlerinin kaybedenlerinin feragat ve feraset sahibi olması gereken insanlar olduğunun altını çizerken, bu feragatin ve ferasetin sergilenerek,
Hem nev-I şahıslarına münhasır şahsiyetlerini, itibarlarını kurtaracaklarını, hem görevleri başında olduklarından dolayı bu sorgulama sürecinde zordurumda olan teşkilat mensuplarının ve hareketi itibarını kurtaracağını,onları rahatlatacağını, hemde ülküdaşlıklar arasına girebilecek,fitne,fesat,kin ve öfkeyi bıçak gibi kesebileceği gerçeğine gore vebal ve sorumluluk gereği davranılması artık bir zaruriyettir.!
Şahsımca 1Kasım seçimlerinin gerçek kazananları iseSamimi, hesapsız,menfaatsiz bir bağla davasına ve teşkilatlarına, ülkesine ve milletine sahip çıkma adına kendisini yönetenlere ragmen alınmış bir oydur ve dahili ve harici hernevi olumsuzluklara ragmen aslında samimiyet ve sadakatin timsali ülkücü tabanın başarısıdır.! Takdire Şayandır.
Ülkücülerin kimseye ve bu KAYBEDENLERE..! mahkum ve mecbur olmadığını, bu davayı hakkı ile temsil etmeyenlerin aslında hiçbir şey olduklarını, Ülkücü Olmanın da, Ülkücüleri İdare etmeninde bir bedeli olduğunu,Kalemleriyle, söylemleriyle, omurgalı duruşları ile, kirlenmemiş Vicdanları ile, Sekmeyen Yürekleri ile velhasıl adam gibi dava adamlığı ile “ÜLKÜCÜLER KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞARAK KAZANACAĞINI” önemle belirtmek istiyorum.!
Başarılı olabilmek, kazanabilmek şüphesiz kolay olmayacaktır.!
Bu sanal alemde tartışılan konular hakkında oturduğumuz yerden şüphesiz çözüm önerilerini sunmak, meselenin ciddiyeti ve ehemmiyeti açısından o kadarda kolay değildir.
Büyük davaların kişilere endekslendiği, kişiselleştirilerek kısırlaştırıldığı günümüzde, bir meselesi , yaşamaya çalıştığı bir davası ,inanç ve ideali söz konusu olan er kişilerin, işi ise hiç kolay değildir.
Öncelikle bu Ülkücü hareketin en büyük sıkıntısı Fikri sabitlik ve Ayrılıktır.
Türk Siyasi Tarihi sahnesinde yer aldığı gününden günümüze kadar bazı temel kavramlar etrafında ki kargaşa ve belirsizlik bazı aydın ve entelektüellerin öğretileri ile bünyedeki birlik ve beraberliğin ortak fikir ve ideal etrafında sağlanabilmesinin önünde engel teşkil etmiş ;
Özellikle TÜRKÇÜ VE İSLAMCI anlayışlar etrafında ayrılık noktasına gelmiş veya getirilmiştir.
Eli Kalem tutan ağzı laf yapan ve sözüne ve güvenirliğine objektifliğine güvenilen Ülkücü münevverlerin ,bilim adamlarının ,sosyologların, düşünürlerin bu kavram kargaşasına son verip hadiseyi netleştirmesi
Ayrılığa, ayrıştırmaya , ötekileştirmeye yönelik her türlü düşünce ve temsilcileri ayıklanıp, her iki kavram çerçevesinde TÜRK İSLAM ÜLKÜSÜNÜN bütün fikri altyapısı çerçevesinde , kurumlar nezdinde çağımızın ihtiyaç ve gerekleri de dikkate alınarak.
Türk Milletinin bütün kesimlerinde karşılık bulabilecek; Fikri birlikteliğin sağlanması lazım.
Ülkücü Hareketi her yönetim kademesinde ki yöneticilerin ,Özellikle Parti ve Ocak teşkilatlarından sorumlu şahsiyetlerin ve diğer yöneticilerinin; kendilerini ve zihni alt yapılarını tekrar gözden geçirmesi lazım.
Liyakat, ehliyet, enformasyon, kültür birikimi olan, şahsiyeti ile toplum tarafından örnek alınan, kanaat önderliği özelliği olan, kendi ayakları üzerinde durabilen, kendi kendine yetebilen mümtaz şahsiyetler teşkilat kademelerine getirilmelidir.!
Sağın ve solun siyasi artıklarının bünyede yol açtıkları hazımsızlığa yol açan mevcudiyetlerini ve duruşlarınıın sorgulanıp harekete katma değerleri oranında değerlendirilmeleri yoksa etki sahaları ortadan kaldırılması lazım.!
Kutsal davamızı ahlaksızlık hırsızlık iffetsizlik dolandırıcılık ve hertürlü yüz kızartıcı suçlarla , İhanetle ve de alçaklıkla yüz göz etmiş şahsiyet ve ahlak fukarası zevatlara çok ağır bedeller ödettirilerek , hareketle alakalarının bıçak gibi kesilip, sonraki nesle “Ülküçülük Şereftir Şerefinde tavizi Olamyacağını” dosta düşmana göstermek lazım.
Teşkilatına ve davasına fayda sağlayamayan ve varlıklarıyla zarar noktasında bulunan her onurlu ülkücünün, bu teşkilata yapacağı en son iyilik de feragattir ve kan ve zihniyet değişimine mutlaka sebep ola bilme erdemliliğidir.
Liyakattan,ehiyetten,temsil kabiliyeti ve şahsiyetinden yoksun kişilerin kesinlikle Ülkücü hareketle temsil ve ifade bağının kesilmesi lazım.!
Şu anki teşkilatlanma zihniyetimiz maalesefki “Kim olursa olsun benim olsun, Az olsun benim olsun” düşüncesiyle “Dava adamlığından ziyade, adam adamlığıyla, ağabeyi askerliği ölçütleriyle teşkilatlandırılmış bir çok il ve ilçe teşkilanma yapısı ve zihniyeti söz konusudur.
Üye-delege ve yönetici belirlenmesinde “kalite ve ehliyetten” ziyade “ keyfiyet ve askerlik müessesesi” kıstas alınmıştır.
Bu doğrultu da geçmişte hareketi parti, ocak vs. yan kuruluşlar nezdinde temsil etmiş olan bir çok ülkücüye, bırakın parti yöneticiliğini ,parti üyeliğini bile çok görülmüştür.
Bu zihniyet ve yapılanmadan süratle vaz geçilip ehliyet ve liyakat ölçülerine dikkat ederek meseleyi hesapsız ülkücü tabana yaymak lazımdır.
Yeniden teşkilatlanma stratejisi içerisinde, delege sayısınca üye yazımı sınırlandırılmasından öte, delege seçebilecek üye çokluğuna ulaşılması gerektiğini, beraberinde geçmişe vefa adına, dünü temsil eden ülkücülere hiç değilse seçici üyelik ve delegelik müessesesinin reva görülmesi gerekmektedir.
Genel Başkanın, Parti içi kontrol ve denetim mekanizmasını güçlendirecek, genel başkanın kontrolünde disipline altına alınacak bu mekanizma il teşkilatlarından bağımsız çalışa bilecek, ayrı bir teşkilat ağıyla örülerek, her ilde her hangi bir mevkie adaylığı söz konusu olmayacak, dünün idarecisi-bu günün akça sakallısı niteliğindeki kişilerden teşkil etmesi, kontrol ve denetim mekanizmasını daha anlamlı ve faydalı bir yapıya kavuşturulması lazım.!
Diğer taraftan ;ÜLKÜCÜ HAREKET; Ne Dini ne Mezhebi, Irsiyeti ve İnancı Belli olmayan, İnsanları böl –parçala- yönet ve yok et stratejisi le Türk Milletini inanç ve idealleri etrafında birleşemeyecek taiflere unsurlara bölen;
Mevcut sistemin, konuşlandırdığı devletin , ve bu devleti kendi çıkar ve menfaatleri etrafında yönlendiren mutlu bir ırki ve fikri devşirme guruhun , figüre ettiği bir oyuncak, anekdot ve figuran değildir.
Ulusalcı, statükocu, laik, Kemalist bir ideolojinin, Millete rağmen konuşlandırdığı taasubiyet ağırlıklı bir Devletçilik anlayışından ziyade…
”Milleti Yaşat ki.! Devlet Yaşasın.! Ata yadigarı bir felsefe etrafında yönünü Türk Milletine, Milletin İnanç ve değerlerine ,özlem ve beklentilerine dönüp siyaseti Millete rağmen bir ideolojinin figuranı olarak değil,
Milletin ta kendisi olarak omurgalı bir duruş sergileyerek yapmalı yüzünü süratle millet ve millet iradesine çevirmesi lazım.!
Son olarak hiç zaman kaybetmeden başlatmamız gerektiğine inandığım, Kutsal Davamızın omuzlarınızdaki büyük yükü hafifletecek olan kutlu mücadelenin sağlam temelinin önemli bir sacayağını da “Ülkü Ocakları-Gençlik-Eğitim” üçlü sacayağı çerçevesinde başlatacağımız ideal, zihniyet ve yapısal gelişim ve reform mücadelesidir.
Ülkemizin her sathında,Türk Milliyetçisi dava adamlarının, beyinlerine nakşedilmesi, yüreklerinde alevlendirilmesi gereken mücadelenin sürecini,yöntem ve ilkelerini, ideallerini belirleyecek konumda bulunan Genel Başkanın, kararlılığı, inançlılığı ve idealistliği yapılması gereken bu mücadeleyi daha anlamlı ve başarılı kılacağından önem taşımaktadır.
Bu mücadele Tarihine-Kültürüne-Dinine-Sanatına-Edebiyatına sahip çıkan, Türk Milletinin değer yargılarını ve ideallerini yaşama- yaşatma ve gelecek nesillere aktarma azmi ve iradesi çerçevesinde ;
“İslam ahlak ve faziletiyle yücelmiş, Türklük gurur ve şuuruyla bilinçlenmiş ,Bir eli İlimde- fende-teknolojide, Bir eli Kur-an da-Sünnet de, Bir ayağı mazide, bir ayağı ati de ola bilen ,Kendi menfaatleri ve çıkarlarını, Türk Milletinin menfaat ve çıkarlarının altında tuta bilen, düşünen-araştıran-tartışan ve üreten, “Altın Bir Neslin” sosyal-siyasal-kültürel ve ahlaki ifadesi olabilecek,
Bilgiyle donanmış, İman ile yoğrulmuş, yüksek ahlaklı, yüksek şahsiyetli, ülkücü Türk Milliyetçilerini yetiştirmek ve geleceğe hazırlamak üzere başlatılması gereken bir mücadeledir.
Bu mücadele, bilgili- şahsiyetli-inançlı ve idealist bir topluma ulaşabilme mücadelesidir.Bu mücadele bu Altın Nesli Milletinin ihtiyaçları, beklentileri, hayalleri doğrultusunda geleceğe hazırlayan,
Milletinin sosyal-kültürel-siyasal-ekonomik sorunlarına alternatif çözümler ürete bilen, “Alternatif Bir Sistemin” kadrolaşma hareketinin başlatılmasını gerektiren bir mücadele olması gerektiğini,
Bu mücadele, Türk Milletinin bağrından kopan, Milletini besleyen kaynaklardan güç alan, Türk Milletini ve Milletinin değer yargılarını-ideallerini ve içinde bulunduğu meseleleri merkez kabul edip,
Kendi insanının ideallerini, inançlarını ve hülyalarını yansıtmayan, ideolojilere-derin ve etkin gizli güçlere, sermaye ve basın baronlarına ve çağımızın yeni ideolojisi “Menfaatizimin Sürüngenlerine” karşı soylu duruş ve direnişin,asil başkaldırışın adı olması gerektiğini;
Yarının Türkiye’sini inşa edecek, muktedir ve Tam Bağımsız kılacak, Mazlum Milletlerin son ümidi, Türk Milletini muasır medeniyetler seviyesine çıkararak, insanlığa iyiliği-hoşgörü ve adaleti taşımasına vesile olmasını sağlayacak bu tarihi mücadelenin temelini,
“Eğitim-Gençlik-Ülkü ocakları” üçlü sacayağı çerçevesinde şekillendirerek, “Türkler var olduğu müddetçe tarihleri yazılacak olan sayfalara Altın Harflerle Geçebilecek bir Mücadele…nin başlatılması lazım.!
Toplum içerisinde kanaat önderi özelliği taşıyan ve toplumun herkesimine mesaj yükleyebilecek,kitleleri peşinden sürükleyebilecek, kitleleri etkileye bllecek her ülkücü münevverlerin resmi ve özel kuruluşlarında,sivil toplum örgütlerinde idealize ve dinamize edilmesi lazım.
Toplumu;kucaklayacak,sosyal,kültürel,ekonomik,demografik,sıyasal politikaların çağın ,dünyanın ve Türkiyenin real gerçeklerinin ışığında yeniden güncellenmesi,geliştirilmesi,revize edilmesi yenilenmesi ve bunların ülkücüler tarafından yaşantıya dönüştürülmesi lazım.!
Ülkücülüğü bir kaç söyleme,slogan ve sembole sıkıştırıp, inançlarından,ideallerinden bi haber topluma örnek olmaktan ziyade ibret abidesi olan şahsiyetlerin,
18 yıllık basiretten, liyakat ve ehliyetten yoksun bir zihniyete ve yöneticilerin yanlışlarına sarılmayı, susmayı, koşulsuz biat kültürü ile tapınmayı, teşkilatçılık, ülkücülük zannedenlerin, dışında ki
Samimi ve hesapsız ülkücülerin önlerini ve ferasetlerini açacak bir feragatin bu harekete son bir iylik olup bu yapılaması gerekenlerin hareketin yarınında görev alacak bütün yönetime aday namzedler tarafından bir misyon olarak üstlenilmesi,
Ülkücülerin tüm dünyanın kaderine sirayet edebilmesi açısından bir zaruret-I yeterliliktir.!
“Onurlu bir feraset ve feragatle onurlu bir geleceğe ulaşarak küllerimizden bir güneş gibi doğabilmek dileği ile…”
“NİTEKİM HER ÜLKÜCÜ VİCDAN SAHİBİDİR.! KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞMASINA VESİLE OLACAK TEMİZ VİCDANININ SESİNİ DİNLEMELİDİR..!”
selam-saygı-dua...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner478