Hayatın akışı bilginin kullanılmasıyla doğru orantılıdır. Bilgi hayattan ne kadar soyutlanırsa; hayatın konforunu bırakın, kendisi başlı başına bir risk haline gelir!
Gelişmiş ülkelere elbet bakarak hedefimizi modellemek zorundayız.
Doğru yönde ilerleyen ülkelere bakıp yol haritamızı çizmemiz gerekir elbette!
Gelişmiş ülkeler bilgiye ulaşmakla gelişmemişler; bilgiyi hayatlarına geçirdikleri için gelişmiş; ilerlemişlerdir.
Bilgi ve uygulamasıyla doğru bir bilinçleri vardır.
Ortak mantık, ortak akıl kullanmışlardır, kullanmaktadırlar.
Önümüzde ABD ve AB örnektir.
Herhangi bir Avrupa ülkesi bir bilgiye ulaşılıyor. Hayatına uygulamaya başlıyor. Çok kısa bir süre geçiyor; bilgi bütün Avrupa ülkelerinde kullanılmaya başlanıyor.
Mesela; İngiltere’de yapılan bir çalışmada polikarbon veya benzeri türevlerden yapılan su depolama şişe veya damacanalarının kansere sebep olduğunu laboratuarlarda ispatladılar. İngiltere hemen yasak getirdi, geri kalan Avrupa ülkeleri de yasaklamaya başladılar; kısıtladılar!
Mısır şurubu ve MCG tuzunda da hemen hemen aynı şeyler olmuştu!
ABD veya AB’de vatandaş bu konularda oldukça hassas; ya sistemi temelden değiştirecek sosyal eylemler düzenler; yâda başlarına bir şey geldiğinde büyük tazminat davaları açarlar!
Salman Khan, Dünya Okulu’nda ders çalışırken öğrencilerin nasıl büyük hatalarla yönlendirildiklerini söylüyor! Her öğrencinin anlama zamanının farklı olduğunu anlatıyor. Bir konuyu bellemeden diğer konuya atlamanın eğitimdeki başarısızlığın sırrı olduğunu kanıtlıyor!
Malcolm Gladwell, her insanın öğrenebileceğini kanıtlıyor. Gladwell; okullarda bir problemin birkaç yolla çözümüyle ilgili dersler olduğunu söylüyor.
Bir problemin farklı yollardan çözülebileceği ABD’de ders olarak okutuluyor!
Gelişmiş ve bu bilgileri aldığımız yazar ve araştırmacıları ABD ve AB vatandaşları da elbette okuyorlar! Biz de okuyoruz; ancak orada veliler kendi öğrencilerine neden bu bilgilerin hayata geçmediği konusuyla tam olarak yakından ilgileniyorlar!
Biz eğitmek zorundayız!
Eğitilmek zorundayız!
Bilgilenmek ve bilgileri hayatımıza geçirmek zorundayız!
Yanlış giden veya uygulanmayan bilgileri hayata geçirmek için sivil toplum kuruluşlarına, eğitimli velilere ihtiyacımızın olduğu muhakkak!
Bizde veliler daha çok çocuğun fiziksel ihtiyaçlarıyla ilgilenir, öğretmeni veya okul yöneticilerini ararlar! Öğrencilerinin o gün patates yiyip yemediğiyle daha fazla ilgilidirler (!)
Eğitmek, eğitilmek için bilim adamından önce bunları isteyen öğrenci velisi yetiştirmek zorundayız!
GDO’ su değiştirilmiş, mısır şuruplu veya hormonlu yâda MCG tuzlu gıdaları bana nasıl satarsınız diye sorabilecek, hayatına uygulayacak vatandaşlara sahip olmalıyız!
Bilgi, bilinç, hak aramaya dönüşmeli!
Belki de gelişmiş ülkeler bizim bilinçlenmemizi istemiyorlardır!
Biz bilinçlenirsek; bizi yönetemezler; GDO’ su ile oynanmış gıdalar, mısır şurubu, MCG tuzu bize satamazlar! Satamadıkları zehirli/ zararlı gıdalar olmazsa kanser ilaçları ve teknolojisini de satamazlar!
Bilinçli veli, bilgili öğrenci, hakkını bilen, arayan, okuyan, bilinç geliştiren vatandaşı kısaca emperyalist ülkeler istemezler!
Biz bilinçlenmezsek böyle devam ederiz dersem yalan olur!
(Bilgi: Pet şişelerin, plastik kullanım kaplarının altlarındaki üçgen işareti olan üç ok içinde (5) rakamı olanlar dışındaki kapları kullanmayınız. PC, PTC veya 1 veya diğer rakamların yazılı olanları hiç kullanmayın. Referans. Prof. Dr. Rasim Küçükusta)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.