1920’li yıllarda batılı ülkelerin başını İngiltere çekiyordu. Dünyanın her yerinde sömürgelere sahip olan İngiltere için, ‘Üzerinde güneşin batmadığı ülke’ deniliyordu.

Batılılara göre ‘Doğulu toplumlar ya dinle yönetilir ya da batı taklitçiliğiyle ayakta kalabilir’ anlayışı hakimdi. Aradan yıllar geçse de emperyalist güçlerin bu anlayışı hiç değişmedi. Dünyada da ülkemizde de bölgemizde de. Bugün batılı ülkelerin başını Yahudilerin sahiplendiği ABD çekiyor.

Böl-parçala-yönet anlayışıyla, devletler küçük şehir devletleri haline getirilmeye çalışılıyor. Hayatın kitabında yaratanın ilk emri ‘Oku’. Yani hayatı oku, dünyayı oku, insanı oku. Ama maalesef, coğrafyamızdaki insanlar okumuyorlar. Okumadıkları için de hep kolay lokma oluyor, kandırılıyor, kaybediyorlar. Güç olamıyorlar. Dolayısıyla da acı, kan, gözyaşı hiç eksik olmuyor. Birlik olamayan dindaş ülkeler, her zaman birbirleriyle çatışıyor, batılı güçlerin ekmeğine yağ sürüyorlar.

Doğu Anadolu bölgesi, ülkemizin en geri kalmış bölgesi. Bunun tek sebebi bölünmüşlük. Bölge illeri arasında büyük bir düşmanlık var. Her şehir birbirine düşman. Geçtiğimiz günlerde CHP Erzincan milletvekili Mustafa Sarıgül, Erzurum’un hava trafiğinin çok yoğun olduğunu ve kıskandığını gündemine aldı. Tabi ki şehir sakinleri olarak hep bir ağızdan esip gürledik. Kırıcı boyutta laflar edildi. Oysa ki sayın vekil bunun yerine kaç tane Erzincanlının Erzincan dışında yaşadığına baksaydı ve sonra da neden bu insanların Erzincan’da değil de başka yerlerde yaşadığını sorgulasaydı bu kadar tepki almazdı.

Erzurum’a gelen uçakları saymak yerine sayın vekil bölgeye ne kazandırabilirim diye kafa yorsa, daha faydalı olurdu. Bu mantık emperyalizm değilse nedir? Yine Ağrı, Kars, Ardahan, Iğdır, Van, Muş, Bingöl, Bayburt, Malatya, Elazığ gibi bölgenin tüm illeriyle sürekli çatışma hali her zaman bölge insanına kaybettirmedi mi? Bakın İmran ailesi anlamına gelen Ali İmran suresi 103. ayetteki işarete; ‘’Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın ve birbirinizden ayrılmayın’’. Yani birlikten kuvvet doğar.

Kimse kusura bakmasın. Dış güçler hep vardı ve bundan sonrada olmaya devam edecek. Her ülke için diğeri birer dış güç. Aklını kullanan ilerlerken, kafası kendine kafalık etmeyen sürüyor. Yakın zamanda Irak, Suriye, Libya gibi ülkeler yeterince örnek değil mi? Ya 8 yıl boyunca birbirleriyle savaşan iki dindaş ülke İran ve Irak yeterli örnek değil mi? Allah hayatın kitabında Rum suresi 22. ayetinde bakın ne diyor; ‘’Gökleri ve yeri yaratması, lisanlarınızın ve renklerinizin değişik olması onun varlığının delillerindendir. Bilenler için bunlarda dersler vardır’’.

Ve son olarak diyorum ki, akıl akıldan üstündür yeter ki, bölge insanları birbirleriyle bir araya gelip, kafa kafaya verip güç olsunlar. İşte o zaman bölge de ülkede uçuşa geçer. Kimse dış güçlerin oyuncağı olmaz. Danışma anlamına gelen Şura suresinin 38. ayetiyle bitiriyorum. ‘’Onlar işlerini birbirlerine danışarak yaparlar’’.