Saat 17.00… Kamu çalışanı için paydos. Cuma akşamı hafta sonu başlar. Yılda iki zam, düzenli haklar, promosyon, ikramiye, öngörülebilir bir hayat. Peki ya özel sektör?
Mesai en erken 18.00’de biter, çoğu zaman bitmez. Hafta sonu Cumartesi akşamına sıkışır. Yılda bir zam bile çoğu zaman lütuf sayılır. Aynı şehirde, aynı ülkede, aynı alın teri için bu fark neden?
Erzurum’da soğuk sadece havada değil, çalışma hayatının içindedir. Sabahın ilk ışıkları süzülürken, işçiler çoktan yola koyulmuştur. Gün boyu süren emek, akşam saatlerine uzayan mesailerle ağırlaşır. Ve her gün aynı soru yankılanır; “Bu emeğin karşılığı gerçekten adil mi?” Oysa ki, hayatın kitabı Kuran’da, 30 ayette ‘Adalet’e işaret edilir.
Mesele, kamu çalışanının erken çıkması değil. Mesele, özel sektör çalışanının geç çıkmak zorunda olmasıdır. Bir tarafta akşamla birlikte kapanan kapılar, diğer tarafta geceye kadar yanan ışıklar… Bu ışıklar üretimi değil, eşitsizliği aydınlatır. Hafta sonu mu? Kamu için dinlenme, özel sektör için mesai. Çalışma bakanlığı kamuyu korurken, özel sektörü neden ortada koyar?
Erzurum’da özel sektör çalışanının hikâyesi çoğunlukla görünmez. Oysa hayat, tam da o görünmeyen yerde ağırlaşır. En çarpıcı fark ise sessizlikte gizlidir. Kamu çalışanın hakkını devlet verir. Özel sektör çalışanı ise çoğu zaman susar. Çünkü bilir ki, bir cümle işsizliğine sebep olabilir. “Zam istersem ne olur?” sorusu bir risk hesabına dönüşür.
Bugün hâlâ eski düzenin alışkanlıklarıyla yaşıyoruz. Daha çok saat, daha çok verim sanılıyor. Oysa ki insan makine değildir. Erzurum’da bir işçi akşam evine döndüğünde çocuğunun yüzünü göremiyorsa, o gün sadece yorulmamış, eksilmiştir. Garip olan her hafta Cuma hutbesinde tekrar edilen, “Allah, Adaleti, iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emreder” cümlesidir. Bu kadar açık ve net olan bu çağrıyı işveren de dinler çalışan da.
Şehirler, binalarıyla değil, insanlarının hayatıyla büyür. Eğer bir şehirde insanlar işten sonra nefes alamıyorsa, orası eksiktir. İşte bu yüzden torpil, adam kayırma aldı başını gidiyor. Sebebi herkes kamuda çalışmak istiyor. Çünkü, mesele rahatlık değil, insanca yaşamdır. Çözüm açık ama irade ister.
Denetim güçlenecek. Fazla mesai kontrol altına alınacak. İşçinin hakkı kağıtta değil, sahada korunacak. Aksi hâlde bu düzen sadece eşitsizliği büyütür. Özel sektör bu ülkenin bel kemiğidir. Ama bir bel kemiği, üzerine yük bindirilerek değil, dengelenerek güçlenir.
Bugün Erzurum’un iş hayatında sadece çalışma yok, bir ‘Adalet’ sorunu var. Bu düzen ne kadar sürdürülebilir? Adalet, sadece sözde kaldığında değersizleşir. Erzurum’un ayazında çalışan işçi hakkını alamıyorsa, bu şartlar altında göç en geçerli tercih olur.
Unutmayın..! Adaletin olmadığı hiçbir sistem ayakta kalamaz..!