El adamının acımasıyla verilen son nefes, Ağlardı buna her göğüsteki acılı kafes...
Yedi can doğurdun, beşi kız, ikisi er,
Şimdi ufukta miras göründü, hepsi koşar gelir.
Can çıkmadan önce, malı sözle bölüşürler,
Sıra bakmaya gelince, hepsi işten yorgundurlar!
***
Telefonlar kapalı, yollar uzak, bahaneler bin,
Sanki ana babaları değil, can borçlu bir cin.
Beyaz çarşaflar, soğuk odanın tek sırdaşı,
Yanında kalan yedi çocuğundan ne oğlu ne de kızı!
***
Bir yanda hemşire, aceleyle ilaç verir,
Diğer yanda hasta bakıcı, alın terini siler.
Köşede, bir refakatçi yardıma koşmak için sessizce bekler,
Tanımazlar birbirini, ama bu insanlık için; yeter!
***
Onlar oldular şahidi, o son hüzünlü nefesin,
Yabancılar gördü babanın son mahcup ifadesini; minnetin.
Gözleri tavanda, bir gölge arar, uzaktan,
Yokluğu miras kaldı, vefasız evlattan.
***
Mal mülk değil, bu odada bitti koca yalnız bir ömür,
En acı borç, ödenmeyen sevgidir, gerisinden ne olur?
***
M. Tevhit Gülseven 2016 Erzurum / Bölge Hastanesi