Şimdi diyebilirsiniz; “Susmak güvenli değil mi diye”. Susun, çünkü ölüler konuşmazlar!
Etrafımıza bir bakalım. Sokakta, otobüste, sosyal medyada milyonlarca insan nefes alıyor, yürüyor, yemek yiyor. Ama maalesef çoğu aslında birer ölü. Çünkü yaşayan insan duyar, düşünür, haksızlığa tepki verir. Bunlar ise sadece bakıyorlar. Kelimeleri tuttukları partiden veya gruptan almışlar. Kendi fikirleri yok. Akıllarını kiraya vermişler. Ezberledikleri iki kelime var, üçüncüsü yok. Beyin ölümleri gerçekleşmiş gibi. Sorgulamıyorlar çünkü biat etmek çok konforludur.
Bu zihinsel ölüm sadece cahil insanı vurmaz. Koca okumuş yazmış adamlar da bu tuzağa düşer. Jean-Paul Sartre gibi bir dünya dehası, Sovyetler’deki Gulag adı verilen zorunlu çalışma kamplarına sustu. Ölü numarası yaptı. Oysa o zindanlarda milyonlarca muhalif aç ve çıplak katlediliyordu.
Kelimenin tam anlamıyla Sartre bu acıya kendi eserindeki gibi bir “duvar” ördü!
Albert Camus ise dostunu kaybetme pahasına bu zalimliğe karşı haykırdı. Mahallesinin günahını itiraf edecek kadar canlıydı.
Tarih bu seçici körlüklerle doludur.
Büyük filozof Martin Heidegger, Hitler’in Nazi kamplarında insanlar yakılırken, rektör olarak hizmet etti. Sustu, aklını prangaya vurdu.
Amerika, Vietnam’da napalm bombalarıyla çocukları yakarken batılı pek çok aydın ölü taklidi yaptı. Guatemala’da CIA destekli darbeyle binlerce insan zindanlarda çürürken antikomünist liberal dünya sessizdi.
Küba’da Fidel Castro, UMAP adı verilen kamplarda muhalifleri köle gibi çalıştırırken dünyadaki hayranları Castro bir ikon olduğu için kafasını kuma gömdü.
En büyük hastalığımız tam olarak budur. Zulmü sadece karşı mahalle yapınca fark ediyoruz. Bizim taraftan biri yapınca dilsiz şeytan oluyoruz. Kendi liderine, kendi cemaatine "Sen ne yapıyorsun, bu adil mi?" diyemeyen her beyin aslında ölmüştür.
Düşünmeyi reddetmek, insana verilen en büyük hediye olan akla ihanettir.
Soru soramadığımız her yer zindandır. Bu zindanın duvarları taştan olmak zorunda değil. Kendi içimizdeki ön yargılar en büyük parmaklıktır Başkalarının ezberlerini çöpe atmak gerekir. Kendi kelimelerimizi bulmak zorundayız.
Bugün liderim ne dedi diye ağzımızı açıp beklemek, hak vermek, bunu başka yerlerde delil göstermek ve savunmak sadece siyasilerin rant sever ve liderperestlerin işidir!
Akıl adalet, realist delil, mantık düşünmeyi, zekâ kıyaslamayı, insan insanca yaşamak ister!
Siz ne istiyorsunuz?
Vesselam!
Mor salkımlı bahçemdeki aforizmalardan;
“Başlangıçta hiçbir şey bilmiyordunuz; inanırım, sonra şüphelendiniz. Şimdi her şeyi biliyorsunuz, ama hala susuyorsunuz. Jean Paul Sartre.
“Hurafeler ve boş inançlar, rivayetler insanlığın gelişmesini önlemekte ve anlaşmazlıklar doğurmaktadır”. Biruni.