Gözünü gerçeğe kapatıp aklını siyasi veya dini liderine kiraya verenler için dağ gibi deliller de geçersizdir. Ölüler işitmezler!

Görmezler. Duymazlar. Anlamazlar!
Karşılarına dağ gibi kanıtlar koysanız da inanmazlar.

Çünkü onlar sadece nefes alan, sokakta yürüyen ölülerdir.

Bu yaşayan ölüler, hiçbir delile inanmazlar. Kendi konuşmalarında delil ise inandığı başka bir ölü ya da kandırıcıdır!
Gözlerinin önündeki gerçeği bile inkâr ederler.
Çünkü gerçeği kabul etmek, zihinlerindeki o konforlu yalanı yıkacaktır.
bu yüzden delil aramazlar.
Sadece kendi liderlerinin yalanlarına iman ederler.

İletişim kuramazsınız bu insanlarla.
İletişim kırılmalarından, kavgalardan ve sürekli çatışmadan beslenirler.
Bu kör dövüşüne, bu çürümeye ortak olmak için bilgi gerekmez.
Aptal olmak, gözünü ve kulağını hakikate kapatmak yeterlidir.

Recep Şükrü Apuhan’ın dediği gibi; her seferinde kavgaya bir önceki kavgadan paragraflar taşırlar.
Geçmişin yüküyle bugünü yargılarlar. Kendilerini güncellemez, karanlık beyinlere bir mum ışığı girsin istemezler. Çünkü karanlığı severler. Karanlıkta yaşamak onlar için daha güvenli kabul edilmiş, liderleri tarafından onanmıştır!
İnsan ilişkilerinde çözülmez düğümler yaratırlar.
Sürekli ceplerinde eski kavgaların jeneriğiyle dolaşır, önlerine gelene fırlatırlar.

Çünkü bu tip insanların zihninde tehlikeli bir mahkeme kurulmuştur.
O mahkemenin savcısı da hâkimi de, üst mahkemesi de kendileridir.
Avukatı da kendileridir, tek şahidi de.

Karşı tarafa savunma hakkı bile tanımazlar.
İddianameyi kendileri yazar, hükmü kendileri verirler.
Bu artık felsefi bir sorun değildir.
Bu, tedavi edilmesi gereken klinik bir paranoya sınıfıdır.
Bir kibir psikozudur.

Kendini çok kıymetli ve kusursuz görme hastalığı hayatı zehreder.
Ona çemkirirler, bunu zorlarlar.
Herkese üstten bakarak hem kendilerine hem de çevrelerine dünyayı dar ederler.
Oysa bu hayatın bir tekrarı, bir provası daha yoktur. Sadece kendi fikirleri doğrudur. (!) Hatta başkasının fikrini söylemesine gerek yoktur(!).
Bilgilenmek, düşünmek, kendini tanımak, insana sunulmuş eşsiz bir hediyedir.

Kendimize vereceğimize en güzel hediye ise evrendeki her obje, her hayvan ve her insanla doğru iletişim içinde olmaktır.
Bu, aklın zirvesindeki muhteşem koltuktur.
Bizim bu hayattaki köşe kırlentimiz sadece derinlemesine düşünmek ve doğru davranışlar bulup insanlığa sunmak ve sergilemektir.

Kendi zihninizin o karanlık mahkemesini dağıtın.
Geçmişin paragraflarını bugüne taşımayı bırakın.
Gözünüzü delillere açın ve gerçekten yaşamaya başlayın.

Vesselam!


Mor salkımlı bahçemdeki aforizmalardan;

“Sorgulamayan bir kitle, kendini ezen gücün en sadık muhafızı haline gelir; çünkü onlar için zihinsel esaret, gerçeğin yükünden daha hafiftir.” –

Frantz Fanon.

“Sevilmek isteği kibirlerin en büyüğüdür” Nietzsche.