Okyanusların ötesinden birisi “Tarihin en yıkıcı taarruzunu başlatacağız” diye rest çekiyor. İran dünyaya ayar veriyor. İyi de… Kime ne faydası var?
Malum İsrail’in oyuncağı olan ABD, İran’a yargı dağıtmak için harekete geçti. ‘’Siz göreceksiniz, cehennemi yaşayacaksınız’’ diyen Pers imparatorluğunun mirasçısı İran, ne yazık ki delik deşik oldu. ABD’nin demokrasisine inanan bir kısım İranlılar bayram havasında. Küresel piyasalar ise alev alev. Erzurum’da da geçen hafta belediyelerin altında kaldığı kar yağışından sonra soğuklar iyice bastırdı.
Nükleer tesisleri delik deşik olmuş, para birimi erimiş, gıda fiyatları uçmuş bir İran izliyoruz ekranlardan. Ama kürsüdeki ses yüksek. Bu filmi defalarca izledik bu coğrafyada. Gürültü büyük, fatura daha büyük. İran, devlet aklı, askeri kapasitesi olan küçümsenmeyecek bir ülke. Fakat savaş, ekonomiyle kazanılır ya da kaybedilir. Bir ülkenin parası pul olmuşsa, halkı geçim derdindeyse, attığı her füze aslında kendi ekonomisine dönen bir maliyettir. Sanki de İran bize ayna tutuyor.
Şimdi gelelim Erzurum’a. Erzurum’da hayat romantik kartpostallardan ibaret değil. Palandöken’de kayak sezonu olabilir ama Yenişehir’de, Dadaşkent’te, Şükrüpaşa’da, Sanayi’de vatandaşın gündemi bambaşka. Doğalgaz faturası, mazot fiyatı, tüm ülkeye örnek olduğu söylenen halk pazarındaki etiketler. Bu şehir kışı sert yaşar. Yakıt zammı burada başka şehirlerden daha ağır hissedilir.
Komşu ülkede savaş riski petrolü artırır. Petrol artınca nakliye artar. Nakliye artınca market fiyatı artar. Zincirin son halkasında Erzurum’daki emekli, memur, esnaf, işçi vardır. Yani Tahran’daki açıklama, Erzurum’daki tencereye, dadaşın cebine köz düşürür. Bizim oralarda Ayranı yok içmeye diye bir söz söylenir. İran’ı izleyince gerisini hatırlarsınız mutlaka. Ne yazık ki Müslüman olduğunu sanan ülkelerin hepsinin savaş mantığı hep aynı nakarat.
Ortadoğu’da ‘’İleri kaçış” siyaseti yeni değil. İçeride ekonomi sıkışınca dışarıda sert konuşmak klasik yöntemdir. Amaç halkı bayrak etrafına toplamaktır. Ama açlık fayda etmez. Bir ülkede gıda enflasyonu yüzde 70’leri görüyorsa, devlet vatandaşına sembolik destek veriyorsa, o ülkenin “En yıkıcı taarruzu” iç dengelerini daha fazla sarsar. Bizim topraklarda strateji televizyon ekranından değil, mutfaktan ve kombiden okunur. Komşuda ateş yükseliyorsa, o ateş bize kor olur. Çünkü doğalgaz hattı da, petrol fiyatı da sınır tanımaz.
Taarruz emri vermek, esip gürlemek kolaydır. Ama Erzurum’da kombiler şaka kaldırmaz bu aylarda. Palandöken’de ayaz serttir ama ekonomi zayıftır. Tahran’da naralar atılırken, Erzurum’da mutfak ve cepler yanar. Savaş meydanda kazanılsa da, burada kaybedilir.
Yani komşuda pişen, bu coğrafyada hep bize düşer.