On dokuzuncu yüzyıl ve yirminci yüzyılın başlarında bilim dünyasında müthiş gelişmeler oldu.
Fizik, Kimya, Biyoloji, Tıp ve Matematik teorileri, kanunları değiştirerek ilerledi ve bugünkü bilimsel gelişmeler ortaya çıktı. Eğer bugün yapay zekâdan bahsedebiliyorsak bu kuantum fiziğinin eseriydi.
Kuantum teorisi öyle gelişme gösterdi ki bilimler ve sosyal olayları izah etmeden en ön safa geçti. Konuyu şöyle bir örnekle anlatmaya çalışayım.
Dünyanın en büyük, en teknolojik donanıma sahip kaptanı birinci sınıf bir gemi Avrupa’nın ünlü bir limandan açılarak okyanuslarda tatilcilere tatil yaptırmayı hedefliyor. Günlerce süren bir yolculukla Büyük Okyanusun içinde yol alıyor.
Gemidekiler, mürettebat ve kaptan yolculuktan memnun. Ancak beklenmeyen olaylar çıkıyor. Gökyüzünde kara bulutlar dolaşmaya başlarken, fırtınalar şiddetini artırıyor. Sis etrafı kuşatıyor. Dalgalar gemiye çarparken yolcular korkudan seslerini çıkaramıyorlar.
Dalgalar büyüdükçe büyüyor. Kaptan mecburen S.O.S sinyallerini göndermeye başlıyor. Fakat gemi her taraftan kuşatılmıştır. Bir tarafta sis, diğer tarafta dalgalar ve yukarıdan yağan yağmur ve yıldırımlar…
Heisenberg Belirsizlik prensibi devreye giriyor. Sinyaller çevreye yayılırken geminin kesin koordinatları bir türlü tespit edilemiyor. Çünkü geminin yerini tespit etseler hızını tespit edemiyorlar. Hızını tespit etseler bu sefer yerini tespit edemiyorlar. Yani tam bir belirsizlik hüküm sürüyor.
1920’lerden sonra gelişen kuantum fikri bilimi etkilerken sosyal olayları da etkilemeye başlıyor. Geminin bu belirsizlik ortamında ne olacağını bilemediğimiz gibi sosyal olayların gelişmesini de belirleyemeyiz. Gemideki kaptan ve mürettebat bu tehlikeleri net bilemedikleri için ne yapacaklarını hesaplayamıyorlar. Aynı şekilde toplum mühendisleri kendilerince hesapladıkları, ortaya koydukları prensipleri gerçekleştiremeyebilirler.
Evet, Einstein, Nils Born, Heisenberg, Paul Dirac ve Schrödinger’lerin ortaya attıkları teorileri çözemeyenler toplumsal sosyal olayları çözemezler. Belirsizlikler sonuçta toplumun yenilmesine, yok olmasına ve acı çekmesine sebep olabilir. Veya daha sağlıklı, daha dinamik bir toplumsal gelişmeye sebep olabilir. Bunu önceden kestirmek mümkün olmayabilir.
Sonuçta fiziğin gelişmesi bizi nereye doğru götürür… Kuantum mekaniğin uygulamaları insanı devre dışına atabilir mi? Görünen o ki insan fabrikalardan başlayarak devre dışı kalmaya başlamıştır. İnsan kendi eliyle geliştirdiği bilime esir düşüyorsa sosyal bilimlerde ve devlet yönetiminde benzer olaylarla karşılaşabilir.
Allah insanlığı ve Türk Milletini böyle sonuçlardan korusun.