Yine bir hafta sonuydu eşimle kavaflar çarşısını gezerken Erzurum’un unutulmaya yüz tutmuş Geleneksel Türk El Sanatları’ndan en eski mest ustası olan ve bu mesleğin son temsilcisi, Sırrı Tankuş amca ile tanıştım. Sırrı amca 1931 Erzurum doğumlu, evli iki erkek ve iki kız babası. Baba mesleği olarak,13 yaşında mest işine başlamış ve yarım asrı geçen (66 yıl) bir süredir bu işi yapmakta ve evine bu işten ekmek parası götürmekte. Sohbetimiz sırasında Sırrı amcaya; ilerleyen yaşına rağmen halen çok genç olduğunu, bu gençliğinin sırrının da sanırım eşinde olduğunu söylüyorum; ancak hemen sözümü keserek’ Ben kendime çok iyi baktım’ şeklinde beni düzeltiyor bu içten tavrına hep beraber gülüşüyoruz. Sırrı amca ile yarım asrı geçen bir süredir yapmakta olduğu bu işini konuşuyoruz. En iyi mestin manda derisinden yapıldığını ve çeşitli incelikleri olduğunu dile getiriyor. Küçük bir çalışma atölyesi var, her sabah düzenli olarak işinin başına geliyor, kendisi mestin püf noktasını oluşturan taban kısmını kesiyor ve hazırlıyor, yanında ona frezeci olarak yardımcı olan Hikmet Özmen ise diğer bölümlerini yapıyor. Her akşam belli sayıdaki mestin yapımından sonra doğruca evinin yolunu tutuyor.
Sırrı amca ile ata yadigarı işini konuşurken diğer taraftan da kameramla o anı kayıt altına alıyorum. Çünkü o Erzurum’ un yaşayan son mest ustası… Adeta yaşayan tarihi bir çınar ağacı. Eskilerde birçok yaşlı teyze ve amcalarımızın ayaklarında görürdük bu mestlerden. Şimdilerde ise yok denecek kadar az. Sonu gelen, biten, bitirilen birçok ata yadigarı zanaat gibi oda bitiyor artık. Çünkü, Sırrı amca elinde 1-2 ay sürecek kadar malzemesi kaldığını, onlarında bitiminden sonra bu işi bırakacağını söylüyor. Zamanında yanında birçok çıraklar çalıştığını; ancak hiçbirinin bu işi yapmadığını, şimdilerde ise öğrenmek isteyen hiç kimsenin bulunmadığını söylüyor. İşin iyi zamanında günde 50-60 çift mest yaparken, şimdilerde ise 5-6 çift yaptığını, onunda kendisine doğru dürüst bir kazanç sağlamadığını dile getiriyor. Kendisi için işi bırakmanın çok zor olacağını; sanki işini değil de, eşini bırakmış gibi hissedeceğini; ancak başkada bir çaresinin kalmadığını tüm üzüntüsü ile dile getiriyor Sırrı amcam. Artık kendisini emekliye ayıracağını ve ömrünün geri kalan kısmında da dinleneceğini söylüyor.
Yıllardır yaptığı bu işi bıraktığı takdirde, daha çabuk yaşlanacağını biliyor; ama ne yapsın,başka da çaresi kalmamış görünüyor. Erzurum’da mest, Sırrı amca ile birlikte tarihe gömülüp gidecek anlaşılan, kesilip kuruyan koca bir çınar ağacı gibi. Ne acı ve üzücü değil mi sevgili okurlarım! İnanın ben çok üzüldüm. Sırrı amca ile yapmış olduğum sohbet esnasında çekmiş olduğum o güzel görüntüleri önümüzdeki günlerde Kanal 25’te yayınlanan ‘Hünerli Eller’ programımda sizlerle paylaşacağım sevgili okurlarım. Umarım bu görüntüler sizi duygulandıracaktır bir hayli. Çınar ağaçlarımıza sahip çıkalım, onları yaşatalım; çünkü onlar bizlere hep gölge oldular. Nadir yetişir bu kadar uzun ömürlü çınar ağaçları… Sana uzun ömürler diliyorum Sırrı amca… İyi ki de varsın… 
Erzurumlular adına verdiğin tüm emekler için sonsuz teşekkürler.