Demokratik bir Türkiye için çok önemli ve zor bir dönemeç oldu 2010 yılının ikinci yarısı…
Yeni Anayasa paketinin halk oylamasından çıkan sonuç ‘Evet’ oldu.
Coğrafyasının atardamarı konumunda bulunan Türkiye’nin bölgenin kalbi konumuna gelmesi de ancak yeni bir anayasa düzenlemesiyle sağlanabilirdi. Ve ilk adım atıldı. Umarız bundan sonrası Türkiye için hayırlı bir gelişim süreciyle desteklenir. Çünkü şimdi Türkiye’nin önünde yeni bir fırsat var. Halk artık ihtiyaçları için gereken hukuki düzenlemeleri demokratik ortam içinde kendisi hazırlayabilecek.
Önce genel seçimler ardından yerel seçimler de açık ara oy farkıyla iktidarın yanında yer alan Erzurum, referandum oylamasında da ‘Evet’ oyu çıkaran Büyükşehirler sıralamasında ikinciliği üstlenerek iktidarın istikrarlı kalesi olduğunu göstermiş oldu.
İktidar Partisinin seçmeninin yanı sıra farklı siyasi görüşlere sahip Erzurumlu vatandaşlar da yeni Anayasa Paketi’ne duydukları inancı ve güveni sandıkta gösterdi. Erzurumlu bunun bir seçimden öte bir karar adımı olduğunun farkındalığı içerisinde olduğunu da göstermiş oldu aynı zamanda.
Erzurum’dan seçime katılımın fazla olmasının ve ‘Evet’ oyu çıkmasının en büyük mimarı kuşkusuz seçim süreci boyunca büyük bir özveri ve gayretle adeta ‘arı’ gibi çalışan Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ oldu. Son ziyaretinde 10 gün kaldı Erzurum’da. Bayramı ailesinin yanında geçirdi. Oyunu kullandı. Kamuoyuna seçim değerlendirmesinde bulundu ve başı dik Ankara’ya döndü.
Akdağ bu başarıyı en son 2009 yerel seçimlerde gerçekleştirmişti. Kabinenin ‘atom karınca’ lakaplı çalışkan bakanı Recep Akdağ bu lakabı hak ettiğini bir kez daha kanıtladı. Belirli aralıklarla geldiği Erzurum’da gitmediği ilçe, köy, mahalle kalmadı. Herkesin elini sıktı derdini dinledi, yeni anayasayı var gücüyle anlattı. Sesini kimi zaman parazitlik yapan ses sistemine müdahale ederek, kimi zaman farklı bir siyasi görüşü desteklediği için yanına gelmeyen vatandaşın yanına giderek, elini sıkarak, kimi zaman evi yıkılan, yanan, vatandaşı bağrına basarak duyurmayı başardı. Erzurum’a gelirken Başbakan’a verdiği zafer sözünü yerine getirmenin haklı gururunu yaşadı. Erzurum’da elde ettiği seçim zaferi, yorgunluğunu aldı götürdü üzerinden.
Özellikle Bakan Akdağ’ın şu son on günlük ziyaretlerinin temposuna bir gazeteci olarak biz bile ayak uydurmakta zorlandık. Akdağ adeta bir parti lideri gibi çalıştı. Partisinin ve genel başkanının kendisinden beklediği sorumluluğu ziyadesiyle yerine getirdi. Öyle zaman oldu ki aynı gün 2 hatta 3 ilçede mitingler, eşraf toplantıları yaptı. Üstelik bu mitingler öyle kuru kalabalık da değildi. Hele bir Pasinler mitingi gözlemledik ki, Ana muhalefet partisi CHP’nin lideri Kemal Kılıçdaroğlu Erzurum mitinginde böyle coşkulu bir kalabalığa seslenemedi. Bu kalabalık İktidar Partisine, onun genel başkanına, yeni anayasa paketine duyulan güvenin yanı sıra Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ’a da duyulan sonsuz güvenin, itimadın ve samimiyetin apaçık bir delili oldu. Bakan Akdağ’ın Pasinler mitingini yakından takip ettiğim için küçük bir dip notta Ak Parti İl Yöneticilerine teklif sunuyorum. Başbakan’ın Erzurum miting programlarına Pasinler’inde dahil edilmelidir. İktidar hükümetine yönelik bu coşku mutlaka değerlendirilmelidir. Bakan Akdağ Pasinler’de desteğin zirvesine ulaştı. Burada yaşanan coşku aslında Erzurum’un seçim rengini de o gün netleştirdi. Bakan Akdağ’da Pasinler mitinginin ardından zafere daha bir inanmış göründü objektiflere. Akdağ’ın miting programının son bölümünde en büyük destekçilerinden biri de küçük kızı Remziye oldu. Küçük Akdağ, referandum mitinglerinin birkaçına katılarak babasının tatlı yorgunluğunu sildi süpürdü adeta.
Temiz ve ilkeli bir siyaset izledi Bakan Akdağ referandum mitinglerinde… Irkı, görüşü, dili ne olursa olsun herkesi samimiyet ve hoşgörüyle karşıladı, kucakladı, söz hakkı tanıdı. Kimsenin arkasından da konuşulmasına izin vermedi. Mitinglerinde dikkat çeken bir olaya şahit olduk ki, bu olayın sonucu Bakan Akdağ’ın hoşgörüyü, barışı, bütünleşmeyi, ayrımcılığı reddeden görüşü simgeleyen ‘Dadaş’ vasfını ne kadar güzel temsil ettiğinin apaçık bir göstergesi oldu. Bir eşraf toplantısının ardından vatandaşın sorunlarını dinlemek isteyen Bakan’dan söz hakkı alan vatandaş köyünün su sorunu olduğunu dile getiriyor ve köy ahalisi olarak referanduma ‘Evet’ oyu vereceklerini bunun karşılığında da köylerinin sorununun çözülmesini talep ediyor. Hükümetin önemli bir temsilcisini yakalamışken dile getirilen bu masumane isteğe Bakan Akdağ şu cevabı veriyor. “Bak benim babam! Sen şimdi bu referandumda “evet” de versen “hayır” da versen. Biz hükümet olarak senin ve köyünün bu su sorununu çözeceğiz! Bu bizim görevimiz.” Yıllarca milletin oyunu bir rüşvet karşılığı sömüren siyasetçilerden sonra Bakan Akdağ’ın bu cevabı siyasette ilkeli, dürüst ve sorumluluk sahibi olmanın ne kadar güzel bir edim olduğunu hatırlattı bize. Bunun gibi pek çok örneğe şahit olduk. Referandum seçiminden çıkan sonuç Erzurum adına ve Sağlık Bakanı’na duyulan güven adına şunu ispatladı ki Bakan Akdağ’ın daha önce verdiği bu tür sözler yerine getirilmiş, sorunlar çözülmüş, güven kazanılmış.
Kabinenin önde gelen bazı bakanlarının seçim bölgelerinden ‘Hayır’ oyu çıkmasına rağmen Sağlık Bakanı Akdağ’ın memleketi Erzurumda açık ara farkla ‘Evet’ oyunun çıkması vatandaşın hükümet cephesine bir ah de vefa hediyesi olarak da yorumlanabilir. Özellikle 2011 Olimpiyat Oyunları için yapılan 600 trilyon TL tutarındaki tesis yatırımlarının bir teşekkürü de sayılabilir bu sonuç, sağlık alanında ülkede adeta devrim sayılabilecek uygulamalarında…
Ne olursa olsun şunu dile getirmek de fayda var ki Erzurumlular Recep Akdağ’a inanıyor, güveniyor.
Kısacası Erzurum için; Akdağ = No Problem!