Ülkemiz gelişmekte olan bir ülke ve bu durumun bir takım sıkıntılarını yaşamaktadır. Bunlar arasında somut olan ve olmayan kültürel değerlerin korunması bir sorun olarak görünmektedir.
Bu değerlerin korunması ve gelecek nesillere aktarılması günümüz devlet anlayışı içinde sosyal bir politika ve var olmanın bir gereği olarak görülmektedir.
Söz konusu kültürel değerler için yatırımlar yapanlar ve bunun için girişimlerde bulunanlara yönelik devlet bütçesinden maddi olarak doğrudan ayrılmasa da feragat edilen bir takım vergisel değerler söz konusudur.
Kültürel değerlere yapılan yatırımlar ve girişimlerin hukuken vergisel açıdan desteklenmesi bakımından 2004 yılında 5225 sayılı Kültür Yatırımlarını ve Girişimlerini Teşvik Kanunu kabul edilmiştir.
Kanunun 1 inci maddesine bakıldığında amacının bireyin ve toplumun kültürel gereksinimlerinin karşılanmasını; kültür varlıkları ile somut olmayan kültürel mirasın korunmasını ve sürdürülebilir kültürün birer öğesi haline getirilmesini; kültürel iletişim ve etkileşim ortamının etkinleştirilmesini; sanatsal ve kültürel değerlerin üretilmesi, toplumun bu değerlere ulaşım olanaklarının yaratılması ve geliştirilmesini; ülkemizin kültür varlıklarının yaşatılması ve ülke ekonomisine katkı yaratan bir unsur olarak değerlendirilmesi, kullanılması ile kültür merkezlerinin yapımı ve işletilmesine yönelik kültür yatırımı ve kültür girişimlerinin teşvik edilmesini sağlamak olduğu görülür.
5225 sayılı Kanun ile amaca uygun olarak sağlanan teşvik imkânları ise aşağıdaki gibidir;
1. 5225 sayılı Kanunun madde 5/b’sine bakıldığında “Gelir Vergisi Stopajı İndirimi” imkanı görülmektedir. Buna göre bu kanun uyarınca belge almış kurumlar vergisi mükellefi yatırımcı veya girişimcilerin, ilgili idareye verecekleri aylık sigorta prim bordrolarında bildirdikleri, münhasıran belgeli yatırım ve girişimde çalıştıracakları işçilerin ücretleri üzerinden hesaplanan gelir vergisinin, yatırım aşamasında üç yılı aşmamak kaydıyla %50’si, işletme aşamasında ise yedi yılı aşmamak kaydıyla %25’i, verilecek muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk eden vergiden terkin edilmektedir.
2. Bunun yanı sıra 5225 sayılı Kanundaki madde md. 5/a’ya baktığımızda “Taşınmaz Mal Tahsisi”ne ilişkin bir hükme yer verilmiştir. Bu maddeye göre; Kültür ve Turizm Bakanlığının, bu kanun kapsamında kültür yatırımı ve girişimleri için taşınmaz mal tahsisi yapma yetkisi bulunmaktadır.
3. Ayrıca 5225 sayılı Kanunda yer alan madde 5/c’de ise “Sigorta Primi İşveren Paylarında İndirim”den bahsedilmektedir. Maddeye göre bu kanun uyarınca belgelendirilmiş kurumlar vergisi mükellefi yatırımcı veya girişimcilerin, ilgili idareye verecekleri aylık sigorta prim bordrolarında bildirdikleri, münhasıran belgeli yatırım veya girişimde çalıştıracakları işçilerin, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 72 ve 73 üncü maddeleri uyarınca prime esas kazançları üzerinden hesaplanan sigorta primlerinin işveren hissesinin, yatırım aşamasında üç yılı aşmamak şartıyla %50’si, işletme aşamasında ise yedi yılı aşmamak şartıyla %25’i Hazinece karşılanır.
4. Bakıldığında 5225 sayılı kanunun 5/d maddesinde ise “Su Bedeli İndirimi ve Enerji Desteği”nden bahsedilmektedir. Buna göre kültür yatırımı ve girişimleri, su ücretlerini yatırım ve girişimin bulunduğu yörede uygulanan tarifelerden en düşüğü üzerinden öderler. Bu yatırım veya girişimin elektrik enerjisi ve doğal gaz giderlerinin %20’si beş yıl süreyle Hazinece karşılanmaktadır.
5. 5225 sayılı Kanunun madde 5/e hükmünde ise “Yabancı Uzman Personel ve Sanatçı Çalıştırabilme”ye dair imkân verilmiştir. Buna göre belgeli yatırım veya girişimlerde, Kültür ve Turizm Bakanlığının ve İçişleri Bakanlığının görüşü alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca verilen izinle toplam personel sayısının %10’unu aşmamak üzere yabancı uzman personel ve sanatçı çalıştırılabilir.
6. Kültür yatırımlarını ve girişimlerini teşvik amacıyla bu kanunun 5/f maddesinde “Hafta Sonu ve Resmi Tatillerde Faaliyette Bulunabilme” fırsatı tanınmıştır. Bu maddeye göre belgeli girişimler ile belge kapsamındaki diğer birimler belgede belirlenen çalışma süresi içinde hafta sonu ve resmi tatillerde de faaliyetlerine devam edebilirler. Ayrıca belgeli yatırımı veya girişimi Bakanlığın izni ile devralanlar da kalan süre için bu kanun hükümleri çerçevesinde teşvik ve indirim uygulamasından yararlanırlar.
Bu kanunun yanı sıra 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununda “geçici muafiyet”ten bahsedilmektedir. Emlak Vergisi Kanunu madde 5/b’ye göre; Turizm Endüstrisini Teşvik Kanunu hükümleri dairesinde turizm müessesesi belgesi almış olan Gelir veya Kurumlar Vergisi mükelleflerinin adı geçen kanunda yazılı maksatlara tahsis ettikleri ve işletmelerine dâhil binaları, inşalarının sona erdiği veya mevcut binaların bu maksada tahsisi halinde turizm müessesesi belgesinin alındığı yılı takip eden bütçe yılından itibaren 5 yıl süre ile geçici muafiyetten faydalandırılır.
Görüleceği üzere “kültürel değerleri” korumak adına devletin vergisel teşvikleri söz konusu olmaktadır. Ancak bunların uygulayıcılar/yatırımcılar/girişimciler tarafından öğrenilmesi için özellikle panel/seminer veya benzeri toplantılar yapılarak yaygınlaştırılması gerekmektedir.