Geçen gün kıymetli bir akrabamızın daveti vesilesiyle ziyaret kısmet oldu şirin köyümüz Rizekent’e.
Ağız alışkanlığıyla "köy" diyorum ama malum, büyükşehirlere yakın tüm köyler artık kütükte "mahalle" olarak geçiyor. Biz yine köy diyelim, hatıralarımızdaki görkemli hayal zedelenmesin!
Erzurum-İspir güzergâhında, merkeze yaklaşık 60 kilometre uzaklıktaki o yemyeşil vadiyi adeta cennet köşesine çevirmiş Rizekent’te çayırlar "sarı çiçek" açmıştı. Ağaçlar yeşil, gök mavi; hava oksijen ziyafeti, rüzgâr ücretsiz "Mevla kliması"... Ortam huzurun vücut bulmuş hali.
Köye her varışımda, başta rahmetli babam olmak üzere aile büyüklerimin ayak bastıkları yollarda yürürken görünmez kablolarla onlara bağlandığımı hissederim. "Babamı, emimi ve diğer büyüklerimi sağlığında seyretmiş gözlere baktığımda, rahmetlilerin yüzünü görmüş gibi olurum." Kişinin toprağına, ata yurduna güçlü aidiyet hislerinin tezahürleri işte...
Birkaç yıl önce, köye yakın bir dağdaki heyelan nedeniyle yol harap olmuştu. Buraya yapılan kale gibi istinat duvarlarını, yenilenen yolları görünce, gönlümden düşürmediğim "Allah devlete zeval vermesin" duamı tekrarladım. Hele yakında epey gecikmeli olarak hizmete girmesi beklenen Ovit'in devamı niteliğindeki Dallıkavak Tüneli'nin yakınındaki, gece geç saatlere kadar devam eden yol çalışmalarına tanık olunca, Karayolları teşkilatının bu konudaki maharetini alkışladım.
Otomobilin direksiyonunu ana yoldan köy girişine kırınca, karşımıza oldukça görkemli bir takın (giriş kemeri) çıkması doğrusu hoşuma gitti. Takın üzerinde büyük harflerle "Rizekent Köyü" yazıyordu. Kaptana "Yavaşla lütfen, inip bir fotoğraf çekilelim, hatıra kalsın" dedim. Dediğimizi yaptık.
Şimdi dijital albümümüzde köyümüzün giriş kemeri altında çekilmiş onlarca fotoğrafımız var. Bahsettiğim o şık takın sağ tarafına bir belediye başkanımızın, sol tarafına ise bir diğer reisimizin adı özenle nakşedilmiş. Beraberimdekilere sordum: "Bir köyün girişine kurulan takta, iki belediye başkanının adının yazılmasındaki maksat nedir?" Çok umursamadılar, "Reklam işte" deyip geçtiler.
Benim görüşümü merak ettiler, şöyle dedim: "Benzerini diğer köy ve mahallelerde gördüğüm bu şık TAKI beğendim. Eskiden ok şeklinde küçük bir işaret levhası vardı. Yenisi daha gösterişli, daha güzel. Ancak köy adının sağına soluna iki başkanın isminin yazılması çok makul gelmedi bana. Eğer amaç 'Bu giriş kemerini biz yaptırdık' şeklinde bir hizmet sahiplenmesi ise, böyle mütevazi bir işe iki saygın imza çok fazla. 'Köydeki altyapı ve belediye hizmetleri bize ait' duyurusu mu yoksa maksat? Hemen belirteyim, büyükşehirin birçok köyün, mahallenin çehresini değiştiren güzel çalışmalarını takdirle takip ediyorum. Adını büyük işlerle gönüllere yazdırmaya odaklanmış hizmet insanları böyle kenar süslerine ihtiyaç duymamalılar!”