Erzurum, Türkiye’nin en soğuk en uzun kış yaşayan kenti. Bunu bilmeyen ya bu ülkeden haberdar değildir ya da samimi değildir.
Özellikle Ocak-Şubat-Mart aylarında Erzurum’da yaşamak bir çile olur. Şehrin gelişiminin önündeki en büyük engel de bu kış şartlarıdır.
Ülke içerisinde birlik beraberlik çalışmaları devam ederken, ülkenin en sorunsuz şehrine de sahip olmak, ayrıcalık sağlamak ülkede yaşayan herkesin görevidir. Ülke genelinde yaşayan herkes memuriyet, askerlik, öğrencilik, ticaret, gezi gibi mutlaka bir şekilde Erzurum kışını bir süreliğine olsa da görmüştür. Ancak görev süresinin sonunda bu sorunsuz şehirden arkasına bakmadan sıcak kentlere gitmiştir. Geriye her yıl bir buz gibi eriyen Erzurumlular kalmıştır. Bu Erzurumlulara bu kentte nöbet tuttukları için bir ayrıcalık sağlamak gerekemez mi?
Tarih boyunca her zaman sadakatini ispatlamış olan Erzurum insanına, özellikle kış aylarında yapılacak ayrıcalıklarla, vatanın daima borçlu kaldığı her zaman söylenen bu şehre sahip çıkmak, minnet duymak gerekmez mi? Ülkenin bir bölümü yıllarca terörle iç içe yaşarken, ülkenin uzak şehri Erzurum, her daim terörün karşısında yer almadı mı? Emniyet verilerine göre, ülkenin en güvenli şehri her zaman Erzurum olmadı mı? Yapılan her seçimde her daim iktidar partilerine en büyük destek ülkenin en soğuk şehrinden gelmedi mi? Bu noktada desteği veren mi suçlu, desteklenen mi nankör..!
Bugün tüm şiddetiyle devam eden Erzurum kışında, tüm şehir donmuş vaziyette. Hayat zoraki devam ediyor. Her şey Nisan-Mayıs sonunda gelecek yaz aylarına endekslenmiş durumda. Fakat bu sürede hayatın da devam etmesi gerekiyor. Yurdun her tarafından insanların, memuriyet, öğrencilik gibi bir sebeple yaşadığı kentte, kış herkes için bir çile. Erzurum dışından çeşitli sebeplerle şehre gelmek zorunda kalanlar, gidecekleri günün hesabını takvimden düşen her bir yaprakla sayıyorlar. Ya Erzurum’da yaşayan Erzurumlular..!
Ülke genelinde yaşanan kış ile Erzurum’da yaşanan kış arasında bir kış daha var. Seyyahların, gezginlerin hatta padişahların dile getirdiği Erzurum kışları için artık şehrin insanlarının, sobanın başından kalkıp hükümete bunu duyurmaları gerekiyor. Görünen o ki, Erzurumlu kime oy verirse versin, kimse Erzurum’un kışından haberdar değil. Sıfırın altında 20-30 derecelerde yaşamanın ne demek olduğunu kimse bilmiyor kimse anlamıyor. Erzurum’a Ocak-Şubat-Mart aylarında mutlaka pozitif ayrımcılık yapılması gerekiyor.
Erzurum’un siyasetinde söz hakkı olanlar..! Artık partilerinize üye yapmak için harcadığınız enerjiyi, Erzurum kışına çevirin. Bu şehrin kışlarını tüm ülkeye anlatın. Bu şehrin bir ferdi olarak anlatmaya çalışıyorum. ‘Gelin kışı bahara çevirelim’ başlıklı yazımda öneriler sunuyorum. ‘Erzurum donuyor, Ankara üşüyor musun’ başlıklı yazımda, adaletsizlikten bahsediyorum. ‘Gel de kış gör’ başlıklı yazımda şehrin sadakatinin kaybolacağını, ‘Kolaylaştırın, Zorlaştırmayın’ başlıklı yazımda kış ayarlarını anlatıyorum. ‘Erzurum’un tahsilat zamanı’ başlıklı üç yazımda da artık tahsilat zamanının geldiğini haykırıyorum.
Sizler şehrimin seçilmişleri..! Bu vebal sizleri yakar. Gelin hep birlikte yaşadığımız bu şehrin, ‘Kış çilesini’ ülkenin gündemine taşıyalım. Aksi halde bu çile hepimizi yollara dökecek..!