Her canlı bomba eyleminden, her kahpe terör saldırısından sonra, nedense aklımıza bir ve beraber olmamız gerektiği fikri gelir, ya da getirilir!
Sıcağı sıcağına açıklamalar yapılır, gazetelerde manşetler atılır, televizyonlarda haberler ardı ardına sıralanır:
"Şimdi" birlik zamanıdır!
***
Geçen gün İstanbul gazetelerinin çoğu ortak atmışlardı manşetlerini:
"Şimdi birlik zamanı!"
***
Allah biliyor ya tiksindim, yüzümü buruşturdum ve de bir gazeteci olarak bu başlıklardan hicap duydum.
***
Yaşanan o kadar acının üstüne atılmış çok basit, çok sıradan, tamamen inançsızca başlıklardı bunlar.
***
Lütfen, bakar mısınız "şimdi" samimiyetsizliğine?
***
Ne demek "şimdi!"
***
Niye "her zaman" değil de şimdi!
***
Yani biz sadece başımız sıkıştığında ya da eleştiri okları üzerimize yöneldiğinde mi o samimiyetsiz çağrının ardına saklanmalı, bir ve beraber olmamız gerektiğini hatırlamalı ve hatırlatmalıyız!
***
Sormak gerekmez mi, niye her daim biz bir ve beraber olmayız, niye güçbirliğine gitmeyiz, niye toplum olarak kenetlenmeyiz?
***
Bayrak aşkı, vatan sevgisi onlarca insan öldürüldükten sonra mı gelir aklımıza?
***
Diyorum ki, yoksa bu ülkede bizim bir ve beraber olmamızı istemeyen birileri mi var?
***
Varsa kim onlar?
***
Engel ben değilim.
Sizler de değilsiniz.
***
Çünkü istenilen o birlikteliği sağlamaya ne benim gücüm yeter, ne de sizin!
***
Denemesi bedava!
Gelin yarından tezi yok, koro halinde çağrı yapalım ve "Ey ahali, gelin bir olalım, beraber olalım" diyelim!
O sesi inanın kimse duymaz bile.
Çünkü biz hiçbir etiketi olmayan sade insanlarız.
Sesimiz üç metre öteye gitmez!
***
Kabul!
Sonuna kadar hem de.
Biz bir olmalı, beraber hareket etmeli, milli ve manevi hissiyatımızı öne çıkartarak kenetlenmeli, sıkıntılı dönemleri mutlaka, birlikte el ele, omuz omuza vererek aşmalıyız.
***
Ama nasıl?
Ya da kimlerle?
***
Asıl can alıcı soru bu.
***
Mesela Erzurum'da!
***
Şükür, aslında bizim birliğimize, dirliğimize zeval getirecek sıkıntımız, art niyetli, ihanet kokan, kahpelik kokan duygumuz, düşüncemiz yok.
***
Sonuçta Erzurum insanının vatan, bayrak ve ezan sevgisi her şeyin üstünde.
Dolayısıyla hiç kimse "gelin" çağrısına ve davetine ihtiyaç duymaz, kendiliğinden kenetlenir, anında potansiyel bir güç halini alır.
***
Anlayacağınız biz biriz ve beraberiz.
***
Ama bir de çağrı yapanlar var.
Niye insanlar öldürüldüğünde, bombalarla gencecik bedenler paramparça edildiğinde birlik ve beraberlik türküleri söylemeye başlar, niye gazeteler, televizyonlar marifetiyle zihin dünyamızı allak bullak ederler?
***
Merak etmiyor değilim!
Acil ihtiyaç duyuldu diyelim...
"Bizim Erzurum'da birliğimizi ve beraberliğimizi kim tesis edecek?"
***
Dahası, nasıl bir ve beraber olacağız?
***
Bu soruyu o sözü sıkça terennüm edenlere sormak lazım!
***
Ne yaptılar acaba?
Makam odalarının kapılarını mı halka açtı...
El mi uzattı, gelip kolumuza mı girdi, yoksa misal iktidar partisinin il başkanı ya da şehrin valisi, belediye başkanları, ilçe kaymakamları ve de muhterem bürokratlarımız "birliğimizi ve dirliğimizi" tesis etmek için gidip Aşkale Çimento'dan harç mı aldılar?
***
Ne yaptılar yani?
Insan merak etmekten alamıyor kendini.
***
Anlatsalar, önce öğrensek, sonra da uygulasak.