Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen ile görüşmek istiyordum.
Anlatacaklarım, paylaşacaklarım vardı.
Bu nedenle Özel Kalem Müdürlüğü'nden randevu talebinde bulunmuştum.
***
Geçtiğimiz cuma günü öğleden sonraydı, Özel Kalem Müdürü ki, aynı zamanda Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı görevini de yürüten Hasan Şahin aradı, "Ağabey, ortam müsait. Gelin başkanımızla sizi görüştürelim" dedi.
***
Dedi ama, Özel Kalem'e vardıktan en az iki saat sonra, Büyükşehir'in patronuyla "merhaba"laşıp, el sıkışabildim.
***
Çünkü Başkan Sekmen'in makamında inanılmaz bir yoğunluk yaşanıyor, birileri geliyor - birileri gidiyor, telefonlar susmak nedir bilmiyordu.
***
Personeldeki koşuşturmaysa, başdöndüren cinstendi.
***
Elinde evrakları, kolunda dosyaları olan müdür ve daire başkanlarının arasından sıyrılıp da Başkan Sekmen'e ulaşan, kendini şanslı sayıyordu.
***
İşte o koşuşturmanın başdöndüren atmosferinde, içeride, makam odasında buldum kendimi.
***
Sıcak ve samimi bir karşılama seramonisinden sonra, "buyur" edildiğim yere oturdum.
***
İçeride bir başkası daha vardı ve elinde telefon bir o başa - bir bu başa gide - gele konuşuyordu.
***
Meğer Kadın ve Aileden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mehmet Ersoy'muş Başkan'ın özel konuğu.
***
Az sonra, konuşmalar son buldu, sohbet başladı.
***
Dolayısıyla arzu ettiğim sunum ve anlatımları, Başkan'ın yanında oturuyor olmama rağmen yapamadım, ama bir gazeteci olarak, bazı görüşme ve konuşmalara tanıklık etmiş olmanın ayrıcalağını da bu arada yaşamış oldum.
***
Mesela, bir cep telefonu uzattılar Başkan'a...
***
Arayan Erzurum Milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu'ymuş.
***
Zehra Hanım, Pasinler'daki patates üreticilerinin elinde bulunan yaklaşık bin 500 ton ürüne pazar bulunması noktasında Başkan Sekmen ile fikir alışverişinde bulunuyordu.
***
Başkan da, bu önemli sorunun bir an önce çözümlenmesini ve üreticinin mağduriyetinin giderilmesini istiyordu.
***
Görüşme kısa sürdü, belli ki sorun sonraki günlerde masaya yatırılacak.
Bilemiyorum artık.
***
Önümdeki sehpanın üzerinde bazı çizimler, tasarımlar dikkat çekiyordu.
***
Mehmet Bey, meğer Gürcükapı'ya nester atmaya hazırlanıyormuş.
O tasarımlar Gürcükapı Projesi'yle ilgiliymiş.
***
Projenin detaylarını kaba hatları ile kağıt üzerinde anlattı Başkan, etkilendim.
***
Umarım o proje "en kısa zamanda" hayata geçirilir.
***
Eğer çizimler gerçeğe dönüşürse, Gürcükapı Cami ve çevresinin farklı bir çehreye bürüneceğinin müjdesini şimdiden verebilirim.
***
Bir müddet sonra, Mehmet Sekmen'in özel konuğu izin isteyip, gidince, Başkan'ın "kalkın, birlikte gidiyoruz" isteğiyle, "nereye" bile diyemeden peşine takıldık.
***
Kalabalıktık.
***
Uzundere Belediye Başkanı Halis Özsoy, Genel Sekreter Yardımcısı Zafer Aynalı, ESKİ Genel Müdür Yardımcısı Elimdar Aydemir, Erzurumspor Asbaşkanı, İşadamı Murat Aslan ilk göze çarpan isimlerdi.
***
Az sonra, Hasani Basri Mahallesi'nde bir salonda, yer minderlerinde oturuyor halde bulduk kendimizi.
***
Meğer Başkan'ın mahalle sakinleri ile kentsel dönüşüm projesi kapsamında önceden planlanmış bir görüşmesi varmış.
***
Salonda 30 - 40 kadar vatandaş, uygulanacak proje kapsamında Başkan'ın yolunu gözlüyormuş.
***
Yüzlerdeki tedirginlik dikkat çekiciydi.
***
Toplam 41 evden oluşan bir eski siteyi kentsel dönüşüm projesi kapsamına dahil etmeyi planlayan belediye görevlileri, daha önce vatandaşla biraraya gelmiş, "Sizden tapularınızın dışında 15'er bin lira da para alır, 16 ay sonra hepinize 90'ar metrekare büyüklüğünde daireler teslim ederiz" demişler.
***
Demişler ama, her halleri ile bu parayı ödeyemeyecekleri ortada olan vatandaşlar, boyun bükmüş, "umut kapısı" olarak da Mehmet Sekmen'i görmüşler.
***
Başkan kırmadı vatandaşın umudunu.
***
Söz isteyen herkesi dinledi, kendi de projelerini de detayıyla anlattı, sonra da verdi müjdeyi:
***
"Sizden para almayacak, evinizi de en kaliteli şekliyle yapıp, teslim edeceğiz!"
***
O anda salonda bir alkış tufanıdır koptu.
Biraz önceki tedirginlik, yerini mutluluğa bırakmış, mahallelinin yüzünde güller açmıştı.
***
Toplantının sonunda Mehmet Sekmen, sevgi çemberine alındı.
***
İçeri erkek doluydu, dışarıda da toplantının sonucunu yağmur altında merakla bekleyen kadınlar varmış.
Onlar geldi, teşekkürlerini dile getirdi, dualar ettiler.
***
Bu olaylar yaşanırken, ben de bu tablonun en orta yerine o ara Ahmet Küçükler'i yerleştirmeye çalıştım, olmadı, sırıttı.
***
Ahmet Küçükler, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı olarak halkla biraraya gelir miydi, gelirse de böyle samimi ortamı oluşturur muydu, sanmıyorum.
***
Biz çok şanssız bir 10 yıl yaşamış ve olumsuz ne kadar davranış biçimi varsa acı duyarak, yüzümüzü ekşiterek tatmıştık!
***
Şimdi Başkanlık Koltuğu'nda oturan bir başkası vardı ve onun yoğurt yeyişi daha farklı, çok da insaniydi.
***
Halk adamı böyle olunuyordu demek ki.
***
Dinleyecek, ölçecek, biçecek, tartacak ve yapabileceğiniz ya da verebileceğiniz ne varsa, onu da halkınızdan esirgemeyecektiniz.
***
İşte Başkan, o yağmur akşamında Hasan-i Basri'de bunu yapmış, herkesi de mutlu etmişti.
***
Zaman su gibi, akıp, gidiyor.
***
Bu nedenle Erzurum için ne yapılması gerekiyorsa, artık vakti de daha fazla zayi etmeden yapmak gerekiyor.
***
Aslında Mehmet Sekmen her şeyin farkında.
***
Başkan, kamuoyu ile paylaştığı projelerin bir an evvel vücut bulmasını, halka hizmeti, Erzurum'a eserler kazandırmayı herkesten çok istiyor.
***
Çırpınışının sebebi bu.
***
Ancak, kurum içinde yaşanan olumsuzluklar, belki ahengin bozukluğu ve akordun düzensizliği, bazı sorunları da beraberinde getiriyor.
***
En başta da Başkan'ın zamanı ve enerjisi heba ediliyor.
***
Aslında çözüm kolay!
***
Yaşanan olumsuzlukların bertarafı için...
Kimler ise belediyede sorumluluk sahibi insanlar!
İşte onlar da ellerini taşın altına sokmaya ve en az Başkan kadar koşmaya, dolayısıyla ona ayak uydurmaya mecbur olmalılar.
Olmalılar ki, istenilen hız yakalansın.
***
Velev ki, ellerin ezilmesi pahasına bu yapılmalı, nazik bedenler de lütfedip, incitilmeli.
***
Derim ki, hizmeti masabaşından yürütmeye kalkışmak, sahaya inmemek, çalışıyor muş gibi yapmak, çevreyi boş gözlerle izlemek, anlatılanları algılayamamak ve de ilgisiz, kayıtsız davranmak!..
***
Bence zaman kaybının ve hedeflere ulaşamamanın ana sebepleridir.
***
Son söz olarak;
***
Etki ve yetki makamındaysanız...
Makam arabalarınız, sekreterleriniz, emrinizde çalışan onlarca adamınız varsa...
Sizin sinek vızıltısından ilham alıp, beste yapma mecburiyetiniz de var demektir.
***
Yoksa davul-zurna çalsa bile;
Bar oynamayı bilmiyor, beceremiyorsanız...
"Yerim dar" diyerek, işin içinden sıyrılamazsınız!
***
Sakın unutmayın...
Kimse aptal değildir!