Acziyeti kendinden başkasını düşünmemek noktasında ortaya çıkanlara ve sadece Ramazanda karın doyurmak ile yardım yaptım sananlara sesleniyorum.
Kendi giyemeyeceği elbiseleri ancak garibana verenlere,
Beğenmediğiyle fukara sevindirmeye kalkışanlara,
Karnı tok sırtı pek olsun da gerisi önemli değil diyenlere,
Kendi sofrasında eti, tavuğu, kıymayı, dolmayı löp löp yutarken fakire makarnayı layık görenlere sesleniyorum;
Siz ramazan melaikeleri, hayırseverleri…
Siz yemek verdiğiniz iftar çadırlarına boy boy afişlerini asanlar,
Zekat paketlerine amblemler yapıştıranlar,
Hayrından önce adını yollayanlar
Buyrun ramazan bitti. Ramazan bitti de yoksulluk bitti mi? Doydu mu sanıyorsunuz garibimin karnı. Doymuştur belki.
Ya onların bayramı…
Biz çocuklarımıza en lüks mağazalardan bayramlıklar alırken, pazar yerlerinde boynu bükük yürüyen babalar ne olacak. Ya onların çocukları.
Ramazan hepimize geldi de bayram sadece bize mi?
Biz acaba kaç kez arefe akşamı efkarını sigara dumanına saklayan babaların halini düşündük? Evladına yeni kıyafetler giydiremeyip eskileri ile idare eden anneleri, eski kıyafetler içinde dağıttıkları gülücüklerin arkasına hüznünü saklayan çocukları, basit bir elbisenin onların geleceğine yapacağı etkiyi…
Niye düşünelim ki? Ramazan boyunca hayrımızı (reklamımızı) yaptık değil mi? Eh karınları da doydu, bir de kurbanda et dağıtırız, eski elbise giyse ne olur o çocuklar, babaları boynu bükük geçse Pazar yerlerinden…
Hem biz zaten dadaşlığımızı 100 yıl önce bırakmamış mıydık?
Kalenin surlarından intihara meyletmedi mi bizim dadaşlığımız?...
Ve bu yazı burada biter.
BİTMEZ…
Bu yazıyı kendini hala kaybetmemiş olanlar tamamlar…