Yan komşun yanarken pencereni kapatman seni sadece dumanın kokusundan korur; yangının duvarlarını aşmasını engellemez. Kolektif Bir Koma Hali!
Oscar Wilde’in o meşhur dizesi, bugün modern dünyanın içinde bulunduğu trajediyi tek bir cümlede özetler: "Hepimiz bir bataklıktayız ama bazılarımız yıldızlara bakıyor." Bugün bu söz, sadece romantik bir umut değil; aynı zamanda küresel çapta yayılan korkunç bir körlüğü simgeliyor. Bu durumun en büyük kaynağı ise "bilgiye dirençli" avam tabakasıdır; hayatında ciddi bir makale, deneme, istatistik veya bilgi içeren tek bir yorum okumamış kitlelerin dünyayı yönetme veya yorumlama iddiası kabul edilemez!
Ayaklarımız jeopolitik gerilimlerin, ekonomik daralmaların ve güç savaşlarının çamuruna saplanmışken; toplumlar ya bu bataklığı görmezden geliyor ya da başını tamamen kuma gömerek fırtınanın geçmesini bekliyor. Ancak tarih, başını kuma gömenlerin fırtınadan kurtulduğunu hiç yazmamıştır.
Asıl tehlike dış kaynaklı tehditlerden ziyade, "toplumsal vurdumduymazlık" ve olayları rasyonel analiz etme yeteneğinin kaybıdır. Bu kolektif koma hali, bireyin geleceğini akılla korumak yerine duygusal dolduruşlara teslim olmasıyla derinleşir. Dünya genelinde görülen bu "din soslu" veya "koşulsuz sadakat" kültürü, gerçek düşünceyi yok etmektedir.
Örneğin Venezüella’da Maduro örneğinde olduğu gibi; bir ülke sosyoekonomik olarak çökerken dahi kitlelerin "lider aşkı" ile gerçeğe gözlerini kapaması veya karşı kutbun dış müdahalelerden medet umması, aynı zihinsel uyuşukluğun farklı yüzleridir. Hem Maduro kötü hem ABD; ama ikisinin de tarafında körü körüne saf tutanlar var! İşte asıl akıl tutulması budur. Basın ve yabancı istihbarat odaklı bilgi kirliliği, toplumu gerçek tehlikelerden ziyade suni güven duygularıyla uyutmaktadır.
Stratejik Akıl mı, Yoksa Figüranlık mı?
Orta Doğu’da komşularımızın evleri birer birer ateşe verilirken, "ateş bize sıçramaz" konforuyla yaşayan kitleler, aslında kendi sonlarını hazırlayan sessiz aktörlere dönüşüyor. Schopenhauer’ın bahsettiği o "yaşam iradesi", eğer akıl ve öngörü ile birleşmezse, sadece kör bir hayatta kalma çabasından ibaret kalır.
Bugün küresel siyasetin karmaşık dengelerini birer "komplo teorisi" olarak niteleyip gündelik dertlerin içine gömülmek, bir lüks değil; bir güvenlik zafiyetidir. Uluslararası güçlerin genişleme politikaları karşısında "stratejik bir akıl" geliştiremeyen toplumlar, yarın başkalarının yazdığı senaryolarda figüran olmaktan kurtulamazlar.
Bataklıktayız; bu bir gerçek! Vurdumduymazlıktan çıkıp, aklın ışığında bir savunma hattı kurmak zorundayız. Başımızı kumdan çıkarmalı ve bataklığın içinde boğulmadan önce tam bağımsız ve akılcı bir geleceği inşa etmeliyiz.