İki günlük sokağa çıkma yasağı sona erdi biliyorsunuz…

Cuma günü gece yarısına doğrusu alınan karar, istenmeyen görüntülerin ortaya çıkmasına sebep olduysa da, aslında atılması gerekli çok önemli bir adımdı…

Şimdi…

Yol ve yöntem şeklini hepimiz eleştirdik, bu doğru…

Çünkü ortada gerçekten gözden kaçırılmış bir ayrıntı vardı, o da panik hali… Kaldı ki, bunu İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da kabul etti…

Özetle;

- Eleştirileri aldım ve kabul ettim, diyerek, aslında usulde hata yapıldığını kabul etmiş oldu…

Her neyse…

Ümit ediyoruz ki; iki saat süren o panik ortamı ve alışveriş telaşı virüsün yayılımına etki etmemiş olur…

Gelelim bir başka hususa!

Süreçte şunu bir kez daha gördük ki; Türkiye’ye puslu bir havanın çökmesini bekleyen yığınla çakal sürüsü var…

Bakınız!

Hepimiz insanız ve hiçbirimiz de hatadan münezzeh değiliz… Beşeriz, dolayısıyla da şaşabiliriz ve de şaşarız…

Bu yüzden önemli olan hatadan ders çıkarabilmek ve aynı hatayı bir kere daha tekrar etmemektir…

Fakaatt!

Yapılan bir hatayı fırsata dönüştürmeye çalışmanın ve dahi istismar etmenin karşılığı ise, kimse kusura bakmasın; alçaklıktır, namussuzluktur!

Bunu gördük…

Cuma gecesi toplumu infiale sürüklemeye çalışan it sürülerini gördük; iktidarla olan karın ağrısını fırsattan istifade ön plana çıkartmaya çalışanları da gördük…

Yazmış birisi:

- Hükümet istifa etsin!

Sebep?

Halk, yasak yüzünden sokaklara dökülmüş!

Bre dingil!

Madem halkın sokağa dökülmesinden endişeleniyorsun ya bu kadar; hükümeti ne diye istifaya davet ediyorsun o halde?

Söyler misin?

Toplumu sükûnete davet etmek dururken, istifadan nasıl bir kazanç elde etmeyi planlıyorsun sen?

Diyoruz ya; “çakal” işte bunun gibiler…

İstiyorlar ki, sis-pus çöksün ülkenin üzerine de, herkes bildiğini okusun…

Ama yok artık öyle bir ülke!

Yok artık öyle bir Türkiye!

Ve böyle bir samimiyetsizlik şekli de yok yani…

“Halk sokağa dökülmüşmüş…”

Rahmetli Erbakan Hoca’nın sözünün tam da yeri geldi şimdi:

Hadi oradan!

Hadi oradan!