banner550

Gramer, tecvit ve harflerin okunmasındaki titizlik yerine mana üzerinde yoğunlaşmak gerekir.

Dindar olmak; takva olmak ve daha çok Allah’ın rızasına talip olmak demektir.

Allah’a yakın olmanın, takva sahibi olmanın ilk basamağı göndermiş olduğu Kuran’ı kendi dilimizde anlamaya çalışarak okumaktır. Takva olmak için şekil veya kisveden (takke, tespih, cübbe, sarık vs) ziyade mana ve Kuran ahlakı rehberi olan Hz. Peygamber’e karakter anlamında uymakla olur.

Yanık bir ses ve mistik bir havada okunan Kuran’dan ziyade, tefekkürle okunmuş, mutmain olunmuş birkaç dakika üzerinde tefekkür yapılmış bir ayete ayrılan zaman elbette çok daha kıymetlidir. Tespihle, zikirmatikle sayarak okunan ayetler, dualar, çeşitli tespihatların hiç birisi Kuran ayetlerinin üzerinde düşünmenin yerini tutamaz, çünkü Kuran’da emredilen, Kuran’ın okunarak üzerinde düşünülmesidir. Mesela Fatr 29, ayet!

Hafızlara para vererek okutulan Kuran’dan söz etmiyorum bile!

Erzurum'da bir iş merkezinin hocası bu ramazanda çarşının mescidinde günde iki hatim okuyormuş. Kendisi korona olunca yerine bir hafız bulmasını isteyen çarşı cemaatine; “Bulamam, siz para vermezsiniz, bedava da kimse gelmez” demiş. Başka acı bir örnek vermek istiyorum; eşi rahmetli olan bir arkadaşım mahallenin hocasına bir hatim okumasını söylemiş. Hoca da hatim 600 TL, evde dua ve mevlit okursam 1000, camide dua ve mevlit 1200 TL olur demiş. Zaten Rahman suresini okursak 500, okumazsak 350 olur diyen hocaları hiç saymıyorum.

Keşke bu hocalarımız şu iki ayeti kelimeyi okusaydılar. “Allah’ın indirdiği kitabı herhangi bir hükmünü gizleyen ve onu küçük bir kazanca değişenler var ya; işte onlar midelerine ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. Diriliş günü Allah onlarla konuşmayacak ve onları arındırmayacaktır ve onlar için can yakıcı bir azap vardır”. Bakara 174. Ayet!

“İşte onlar doğruya ulaşma yerine sapıklığa düşmeyi bağışlanma yerine de azaba uğramayı tercih eden kimselerdir. Bunlar ateşe karşı ne kadar da dayanıklıymış” Bakara 175. Ayet!

Kuranı kendi dilimizde okumak, bunun için olmazsa olmaz bir ibadettir. Emirdir. Üzerimize farzdır.

Arapça okumak, dinlemek sadece sünnettir. Bir şey öğrenemezsiniz. Gramer, tecvit ve harflerin okunmasındaki titizlik yerine mana üzerinde yoğunlaşmak gerekir. Mana yoksa şeklin ne değeri olabilir, okumayacağımız, anlamayacağımız bir kitabı Allah niçin indirsin ki? İslam âleminin bence en büyük eksiği ve hastalığı Kuranı kendi dilinde okumamaktır! (Arapların kendi dillerinde okuduğunu söyleyebilirsiniz, anladıklarını söyleyebilir misiniz?)

Kendimden bir örnek vermek istiyorum. İş hayatım boyunca seyahatlerim çok olduğundan seferi namaz hakkında cami hocaları, sonra müftüler, sonra emekli hocalar, sonra meşhur emekli marka hocalara gidip gelip seferi namazı sordum.

Beş ayrı fetva çıktı!

Kuran’ı Türkçe okumaya başlayınca eyvah dedim; kaynak gözümüzün önünde ve ben hep yüzden Arapça okuyarak, dinleyerek Kuran’la irtibat sağlamışım.

“Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman kâfirlerin sizi gafil avlamalarından korkarsanız namazı kısaltmanızda size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanlarınızdır”. Nisa 101. Ayet!

Bu ayette sefer; savaş anlamında mı seyahat anlamında mı kullanılmış konusunda bir görüş ayrılığı olabilir, her halükarda düşman korkusu esastır. Namazları rahatlıkla normal kılabiliriz diye anlıyorum. Ben seyahatte nafile namazları kılmadan; vakit namazlarını kısaltmadan kılıyorum.

Bu ramazandan başlayarak bu güne kadar çeşitli sebeplerle ihmal ettiğimiz Kuran’ı baştan sona kadar kendi dilimizde, düşünerek okuyalım; ne dersiniz? Hatim okuyorsak; kendi dilimizde okuyarak bir ihmal ettiğimiz farzı yerine getirelim!

Ahrette hocaya, müftüye sordum diyerek sorumluluktan kurtulamayız. Onlar da bizler de okuduğumuzu anlıyoruz; onlar kabul etmese bile gerçek bu!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mümtaz kotan 2021-05-04 23:26:13

Teşekkür ederiz.. Gerçekten de yaşadığımız çağın en önemli sorunlarından birine parmak basmışsınız. kaleminize sağlık...