banner550

Demirel’i Erzurum’da “mal meydanına” mecbur kılanlar, O’nu başbakan olarak karşılamıştı…

Besbelli ki birileri de Meral hanımı Reis-i cumhur olarak görmek istiyor.

AK Parti olmasa bile bazı çevreler adına parti öyle dayatmalarda bulunuyor ki, günün sonunda herkes sorgulamaya başladı: AK Parti nereye gidiyor?

Tarihin en kötü yanı, durup durup tekerrür etmesidir!

Meral Akşener bir seçimde cumhurbaşkanı seçilir mi seçilmez mi bunu bilemeyiz. Lakin gördüğümüz şudur ki bugün kimi “AKAPELİLER” el birliği etmiş, Meral hanımlı reis-i cumhur edecekler!

Kimseye tarih dersi verecek değiliz elbette. Lakin görüyoruz ki bazı AKAPELİLER zaten kendilerini her türlü dersten azade görüyor! Dolaysıyla lafımız başta onlara olsa bile ehli vicdana sesleniyoruz:

Şu beğenmediğiniz demokrasi var ya, işte bu demokrasi, bir gün “yitik bir mal” olursa anlayın ki o gün herkes nefes almakta zorlanırız.

Vaktiyle Demirel’i Erzurum’da “mal meydanı”na mahkum edenler, günün sonunda o “mallar” eliyle iktidarı kaybetmişti. Bu ülkeye bu kadar büyük hizmetler etmiş bir hükümet sokağın sesi yerine sadece yandaşlarını dinlerse duyacağı tek şey: Yaşa padişahım olacaktır!

Tayyip bey, “Sen çok yaşa senden daha iyisi yok” diyenler çok olur da lakin asıl sana lazım olan hak ve hakikatı haykıran seçmenindir. Onlar hala senin arkanda ve hala kim ne derse desin sana inanıyor. Ama Tayyip bey, sen de bir dön, o insanların ne dediğine bak…

Özal’ın olanca itirazına karşın ancak referandum yoluyla siyasi yasaklar kalkmış, böylelikle rahmetli Demirel, Ecevit, Erbakan ve Türkeş başta olmak üzere, ”sabık” siyasetçiler yeniden meydana dönmüştü.

Bu isimler siyaset meydanına dönüp de emeklilik hayatı yaşayacak değildi elbette…

Hele hele de Demirel…

Nerde kalmıştık” diye söze başladılar ve öyle gümbür gümbür geldiler ki nihayet dünün “kaybedeni” Demirel yeniden başbakan bile oldu.

İşte o seçim arifesiydi…

Demirel, çok önem verdiği Erzurum’a seçim mitingi için geliyordu.

Tıpkı bugün olduğu gibi o tarihte de kraldan çok kralcı eyyamcı ve hacı yatmazlar vardı ve bu eyyamcılar sırf bulvarları sisli baş şehirden aferin alırız ümidiyle yetkilerini kötüye kullanıp erk sahibine dalkavukluk etmeyi vazife edinmişlerdi.

Hasılı azizim, Demirel’i şehrin meydanına sokmayıp, bugün artık bir mahalle olan hayvan pazarında halka hitap etmeye mecbur bırakmışlardı.

Demirel bu…

Yeter ki konuşacağı bir yer ve bir de kendisini dinleyen kimseler olsun; muhitin hiçbir önemi yok…

Demirel, (halk arasında mal meydanı denir) o hayvan pazarında ineklere değil insanlara hitap etti…

Artık nasıl hitabettiyse ya da Erzurum halkı hangi halet-i ruh içindeydiyse, esasında çok sevdiği ve çuvallar dolusu oy verdiği Özal’a rağmen hayvan pazarındaki Demirel’i başbakan koltuğuna oturttu.

Bunca lakırdıyı şunun için ettim azizim…

Zahir bazı AK Partililer ağız birliği etmiş. Öyle ya da böyle ilk seçimde Meral Akşener’i cumhurbaşkanı edecekler!

Vaktiyle Erdoğan’ın da sokulmak istenmediği memleketi Rize’de şimdi de Meral Akşener’e defans yapıldı.

Bu da demek oluyor ki, Meral hanım artık cumhurbaşkanı olma yolunda çok ciddi bir engeli daha aştı!

Yirmi yıldır kesintisiz iktidarda olmak mı böyle bir davranış biçimi geliştirdi yoksa ahalinin demokrasiye olan inancı mı büsbütün tükendi bilmiyorum. Lakin gördüğüm şudur ki: Tüm seçmen olmasa dahi Meral hanım, AK Partililer marifetiyle cumhurbaşkanı olabilir!

O gün Demirel’i Lalapaşa’nın yanında değil de mal meydanında halka hitap etmeye zorlayan irade ya da anlayış neydiyse bugün de aynı…

Tarih değişse de eyyamcılık değişmiyor.

Sayın Erdoğan kusura bakmasın, kendisini seven ve oy veren biri olarak diyorum ki, sen fenalığı dışarıda arama…

İçinde ne Tel Aviv’ler var da bilmiyorsun…

Bu “AKAPELİLER” senin yanında durdukça halk tabiriyle daha çok “gordan ölüler dirilir.

Merhum Erbakan hepi topu bir yıl süren devri iktidarı sırasında, en büyük darbeyi apoletli çatık kaşlılardan değil de sinesinde taşıdığı Brutus’lerden almıştı.

Merhum daha bir yalan yanlışı düzeltemeden bir yenisi zuhur ederdi ve boncuk boncuk terlemesine sebep olurdu.

Meral hanım cumhurbaşkanlığına layık değil midir?

Layıktır elbette ki…

Her namuslu, dürüst ve sağduyu sahibi insan gibi tabii ki Meral hanım da cumhurbaşkanı olabilir…

Lakin görüyorum ki Meral hanım, AKAPELİLER eliyle cebren cumhurbaşkanı yapılmak isteniyor.

Kimse Rize’deki meşum hadiseden mütevellit kendisini “en iyi, en cesur AK Partili” görmesin.

Çünkü mesele hiç de öyle değil…

Benim bedime ar gelen nedir biliyor musunuz?

Bu AK Parti ya da bu Erdoğan değil miydi bu ülkeye bunca hizmet etmiş bunca esere imza atmış…

Şimdi niye en aptal birinin dahi gülüp geçeceği saçma sapan işlerle bunca hizmet hezimete uğratılıyor?

Demokrasinin en asgari tarifi bile “tahammül” değil mi?

Merhum İnönü Eskişehir’de Demokrat Partililer tarafından taşlanıp ve nihayetinde kafasından yaralandığında, inanınız ki rahmetli Menderes kazanmamıştı.

İsmi lazım değil eski bir belediye başkanımız girdiği son seçimi kaybettiğinde bendenize demişti ki, “seçim kaybetmek çocuk zayetmekten daha zormuş.”

Demokrasi şöyle bir şey:

Gün gelir mal meydanına mahkum ettiğiniz biri başbakan olabilir.

Bunu en iyi bilen kişilerden biri de Erdoğan’dır.

Öyle ya gazeteler “muhtar bile olamaz” yazdıktan sonra cumhurbaşkanı olmadı mı?

Açık söyleyeyim…

Bendeniz Meral hanıma oy vermem.

Sadece Meral hanıma mı?

Hayır…

Davutoğlu’na da, Babacan’a da oy vermem…

Fakat bu AK Parti’de artık beni çok korkutuyor…

Elbette ki Sedat Peker’e itibar etmiyorum, lakin Sedat Peker’i besleyen sistemin koruyup kollamış olunmasını görmek hadi bizi geçtik de torunlarım için bile dehşet verici…

Hüsnü zanda bulunmayacaksan bari suizanda bulunma” demiş eskiler…

Ey hoca, hafızların icazet merasiminde belli ki lügatında hayra ve iyiliğe dair bir kelam yok; onu anladık da bari sus; ya da Atatürk’e sövmek yerine ecdada rahmet oku…

Belli ki susmayacaksın o halde soralım:

Hayırdır hoca, rahmet senin elinde karneyle tahsis edilen bir nimet midir? Sen misin cennet ve cehennem ehlini seçecek olan?

Biliyorum, bu yazımdan sonra bazı çevreler bana saldıracak.

Olsun; bundan bir korkum yok da…

Acaba iktidar bu yazdıklarımızdan bir ders çıkarır mı?

Ne demişti eskiler:

Suizan yerine hüsnizanda bulun…

Bir kere daha bu öğüde kulak veriyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.