banner550

Varlığından ve mensubiyetinden her daim onur duyduğum TÜRK MİLLETİ ve Kıymetli Hemşerilerim.!

Son günlerde salgına sebep olan Covid-19 virüsü ve tespitine yönelik testler ve tedavisine dair ilaçlar ve yine korunmasına dönük aşılar ile ilgili ulusal ve uluslararası paylaşımlar yaygınlaşmaya başlamış virüs saldırısının fiziksel ve biyolojik boyutunun yanı sıra sosyo-psikolojik harp tekniklerine geçildiği anlaşılmaktadır.

Salgının ilk çıktığı ülke olan Çinde, ilk etapda dünyaya korku sağlayıp, süreci kontrol etmeye çalışan güçlerin servis ettiği ölüm halleri, belirtileri, gibi yayın ve paylaşımlar vari ölümü gösterip sıtmaya razı etme maniplasyonları ve ajitasyonları ihtimali olması da muhtemeldir.

Psikolojik harp tekniklerinden olan gerçekleri, koplo teori yöntemleri ile sunup, gerçeğe inandırıcılığını kaybettirmek üzere belki de bir taşla üç beş kuş vurma gibi senaryoları kendi filmi setlerinde hazırlayıp servis etmekte olabilir.

Şüphesiz gerçek veya senaryo kurgusu da olsa, ortada bir gerçek var ki, ne dünya eski dünya, ne yaşadığımız sosyal ve beşeri hayat eski hayatımız, nede bizim için dün doğru, güzel olanlar bu gün aynı değil, bir serüvene sürüklendiğimiz ise tam anlamıyla bir gerçek.

Özellikle, herkesin yakın çevresinden yoğunlukla yaşlı guruptan kayıpların çoğalması, ölümü hiç konduramadığımız insanların ani kayıpları bu tür komplo teorilerini doğrular gibi olsa da biz yine kendi gerçeklerimizi sağlıklı tahlil ve analiz etme zaruriyetimiz de diğer bir gerçektir.

Belki bizim bu yazdıklarımızda bir koplo teorisi olarak nitelendirelecek olsunsa da ve teori olmasını da dileyerek bazı hususları belirtmek istiyorum.

Günümüzde; Derin Dünya devleti ve Küreselcilerin Dünya Hakimiyeti meydan muharebesinin soğuk savaş dönemi bitmiş, öncelikli terörize taşeron örgütler aracılığı ile başlatılan sıcak savaş yöntemleri son yıllardaki mücadeleleri yoğunlukla devam ederken,

Savaşın belki de son olmayacak, versiyonu biyolojik saldırı nitelikli silahları virüslerin kullanımı ile, silahın icat olup mertliğin bozulduğu dönemi bile gölgede bırakacak bir namertliğe, kahpeliğe yelken açılmış da olunabilir.

Bir taraftan kaybetmek üzere oldukları güçlerini dünya üzerinde yeniden ikame etmek isterlerken, diğer taraftan dünya rezerv ve kaynaklarının nüfus yoğunluğuna artık yeterli gelmemesinden dolayı nüfus kontrolünün sağlanması ve ölmeyip sağ kalacak olanların ise genetik ve biyolojik özelliklerinin kontrol edilebilmesini sağlamak gibi amaçları virüsler ile gerçekleştirilmekte istenebilir

Bu boyutları ve virüsün yayılma hızı ile etki ettiği sosyal ve beşeri çevreler dikkate alındığında aslında laboratuvar üretimi olduğu neredeyse kesinleşmiş olan bu virüs karşısında durum vahimden de öte çok hayatidir.

Dünyada ki yaşlı nüfus yoğunluğunu hedef tahtasına koyulduğu ve kurunun yanı sıra; yaşı da yakabilecek, kronik rahatsızlığı söz konusu olan gençlerin de heba edildiği yaşadığımız bu süreçte,

Bu hayati durum karşısında bizlere düşen, hayati öneme haiz ciddiyeti ve mücadeleyi ortaya koymamızdır. Yaşlılarımızı, hastalarımızı ve kendimizi koruma ve müdafaa etmektir.

Denize düşenin bir nevi yılana sarılma halli korku ve endişesi ile, ne yaptığını bilmeyen ruh hali ile, bilmeden bize uzanan her ele dikkat etmemiz ise ikinci en önemli hayati meseledir.

Yurt dışından alınan bir çok ürünün, mesela Coca-colanın bile formülünü tahlil ve analiz etmekten yoksun olan ülkelerin, söz konusu virüsü ve türevleri testleri, ilaçları, aşıları analiz ve tahlil edebilme ihtimali çok düşüktür.

Yeni bir dünya düzeni hayali ile resmen insanlığa şah diyen bu tür yaptırımlar ve darbeler karşısında ve hayatta kalacak insanların genetik ve biyolojik kontrolleri sağlanabilme ihtimalini de yabana atmayarak

Küreselcilerin koordine ettiği bu süreçte, onların figüre ettiği ülkelerin sunacağı test ve aşılara dikkatle yaklaşılması ve kullanılabilirliği, geçerliği ve güvenirliği analiz edilerek kullanılması gerekmektedir.

Devlet olarak bize düşen ise, etnik, zihni ve eğitimi köleleşmemiş, emperyalistlerin ve küreselcilerin bursları ve desteği ile okumamış, uluslararası sermaye baronlarının taşeronu olmamış;

Hali hazırda testler ve aşılarla ilgili çalışma yapan bilim insanlarının şeceresi, eğitimi, GBT'si süratle analiz edilip çalışmaları, gözden ve kontrolden geçirilmelidir. Irki, inancı, eğitimi velhasıl her şeyi milli olan bilim insanların öncülüğünde, kendi milli testlerimizi ve aşılarımızı süratle tamamlamamız gereklidir.

Yine Devlet olarak, öncelikli sağlık yatırımları kapsamında, ileride maruz kalabileceğimiz biyolojik saldırılara karşı milli sağlık savunma sistemimizi son teknolojilerle kurup kendi milli aşılarımızı yönetecek güce erişmemiz elzem olup;

Millet olarak bize düşen ise virüs kurgulayıcılarının ırk, inanç, fikir ayrımı yapmadan tüm dünya insanlığını tuşa getirmeye çalıştığı ve yeni bir dünya kurmaya başladığı bu süreçte ;

Yerli ve Milli testlerimiz, aşılarımız bulununcaya kadar;

Her nevi şahsi, siyasi, zihni farklılıklarımızı bir tarafa bırakıp olağan üstü bir savaşa hazırlık disiplini ve direnci ile önce birlik ve beraberliğimizi İnsanlık düşmanlarına karşı muhafaza etmeliyiz. Sağlık, ekonomi, eğitim ve savunma sistemlerimiz çerçevesinde Milli seferberliği başlatmalıyız.

Ve yine birey ve yakın efradımızın, bağışıklık sistemlerimizi güçlü ve dinamik kılacak, Beslenme, Egzersiz, Sağlık Okuryazarlığı, Koruyucu sağlık , yaşam boyu sağlık gibi alanlarda kendimizi bilgili, sorumluluk sahibi , zinde ve dinamik tutabilecek araştırmaları, çalışmaları yapıp sosyal ve beşeri hayatımızda uygulayıp kendimizi ve yakın efradımızı muhafaza ve müdafaa etmeliyiz.

Yöneticilerimizin, devletteki devamlılığı sağlama mecburiyeti çerçevesinde, milleti korumak için aldıkları önlemleri harfiyen uygulayıp, hatta imkan var ise kendi önlemlerimizle artırmalıyız.

Öncelikli sağlık, eğitim ve ekonomik reformları ile belki de salgın ve sonrası çıkabilecek bir dünya savaşına hazır olmalıyız.

Bu sebeple, elimizde avucumuzda, sandığımızda, kesemizde, yastık altımızda nerde ne var ise, Devletin koordine ve teşvik ettiği üretim alanlarında, yerli ve milli üretimi artırmak ve güçlendirmek, kendi ihtiyacımızı üretebilmek adına, öncelikli sağlık, eğitim, gıda ve savunma sistemlerimizi kurmak için reformlara girişimci ve üretici olarak destek olmalıyız.

Milli aşısını, ilacını, testini, milli gıdasını ve temel ihtiyacını, milli savunma ve eğitim sistemini kurabilmiş ve karşılayabilen ülkeler ve milletler ancak bu savaştan sağ çıkar, yoksa kalan sağlar ile mahkumiyete, mecburiyete devam edip, uhrevi ve dünyevi vebal ve günahlar ile yok olur gider vesselam...

Selam saygı dua…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.