YÜKSEK HIZLI TREN SİVİL TOPLUMUN ÇABASIYLA MÜMKÜN

Şehrimizde çok sayıda sivil toplum kuruluşu olduğunu biliyorum.

Ama ‘say deseniz’ dendiğinde, açık konuşmak gerekirse, belki de bir elin parmaklarını geçmeyecek kadarını sayabilirim.

*

Kamu yararına çalışan sivil toplum kuruluşlarını elbette biliyoruz.

Zaten onlar sahanın içindeler, görünür durumdalar.

Ancak şunu da açıkça söylemek gerekiyor:
Sahanın içinde olmak tek başına yeterli değil.

Bu kuruluşların aynı zamanda öncü olmaları gerekiyor.

*

‘Nasıl bir görev alsınlar?’ diyenlerin sesini şimdiden duyar gibiyim.
İşte tam da bu soruya kulak vererek şunu söylemek istiyorum:

Şehrimizde çok sayıda sivil toplum kuruluşu var ya, işte onların elle tutulur, karşılığı olan, sözü dinlenen olanları bir araya getirilmeli.

Bu birliktelik kağıt üzerinde kalmamalı;

Canlı tutulmalı,

Diri olmalı,

Hedefi olmalı.

*

Peki ya sonrası?

Sonrası çok net.

Aylardır yazıp çiziyoruz: Erzurum’a yüksek hızlı tren meselesini.
İşte bu noktada, sözünü ettiğimiz bu canlı örgütler bir araya gelmeli.

Hatta bir adım daha ileri gidilmeli ve ortak bir heyet kurulmalı.

Bu heyet ne yapmalı?

Önce siyasilerin kapısını çalmalı.
Ama öyle sembolik ziyaretlerle değil;

Net,

Kararlı ve ortak bir dille.

*

Şehre sadece ‘hızlı tren’ değil, yüksek hızlı tren istendiği açık ve kesin bir şekilde ifade edilmeli.
‘Biz bu işte sizinle birlikteyiz, sizden de güçlü destek bekliyoruz’ denilmeli.
Tavır net olmalı, duruş net olmalı.

Eğer Ulaştırma Bakanı bu konuda ipe un seriyorsa, yapılacak şey bellidir:
Randevu alınır ve Cumhurbaşkanımızla görüşülür.

Cumhurbaşkanımızın Erzurum’a, Erzurumlulara olan sevgisini sanıyorum bu şehirde bilmeyen yoktur.
Üstelik bu mesele sadece Erzurum’u değil; Erzincan’ı, Kars’ı da doğrudan ilgilendiriyor.

*

Bu ne demek?

Bu, yelpazenin genişlemesi demek.
Bu, meselenin bölgesel bir talep haline gelmesi demek.

Siyaset geniş halk kitlelerini sever.
Hele ki bu coğrafyadan ciddi oylar alıyorsa, kaybetmeyi asla istemez.

‘Proje devam ediyor’ denilebilir.
Ama biz de şunu net bir şekilde söylemeliyiz:
Bize hızlı tren değil, yüksek hızlı tren lazım.

*

‘Maddi imkanlar’ gerekçe olarak ortaya konulursa, şunu da hatırlatmak gerekir:
Bugün Sivas’a, Erzincan’a, Erzurum’a, Kars’a yüksek hızlı tren yapılacağı konuşulurken, birkaç yıl önce Ankara, Kırıkkale, Çorum, Samsun YHT projesi konuşulmuyordu bile.

Gelinen noktada artık ihale aşamasına gelindiği görülüyor.

O yüzden Sivas’a kadar gelen yüksek hızlı trenin Kars’a kadar uzanmasını istemek, inanın, bizim en doğal hakkımızdır.

*

Yapmamız gereken şey çok basit ama bir o kadar da zor:
Ne istediğimizi bileceğiz.
Davamızdan vazgeçmeden, hedefe yürümenin ve sonuç almanın yollarını arayacağız.

Sadece demeç vermekle, sadece haber yaptırmakla bu işler çözülmez.
Bu iş için gayret, çaba ve ısrar lazımdır.

Kapıları hiç bıkmadan, usanmadan; kırıcı olmadan ama kararlı bir şekilde aşındırmaktır.
Bu süreçte siyasilerimizin elini güçlendirmektir.

Kısacası;
Sivil toplum kuruluşları sadece ‘var olmak’ için değil,
Şehre yön vermek, öncülük etmek ve sonuç almak için vardır.