Sokaklar çiçeklerle donatıldı, halk alkışlarla karşıladı.
Bu ziyaret, Hristiyanlık için bir gövde gösterisi niteliği taşıyordu. Türk milletinin nabzı ölçüldü. Aynı zamanda Hristiyan dünyasını İznik’te buluşturma ve birleştirme amacı da vardı. Yarın ikinci Kudüs olma ihtimalini göz ardı etmemek lazım!
Önümüzdeki ay Heybeliada Ruhban Okulu açılıyor. Bu gelişmelerin siyasi boyutu göz ardı edilemez.
Atatürk’e “dinsiz” diyenlere tek sözüm var: Atatürk kiliseleri ve Ruhban Okulu’nu kapatan liderdir. Çünkü biliyordu ki bu kurumlar zaman zaman Türkiye’nin bütünlüğünü zorlayan girişimlere ve fesatlığa ve yabancı ideallerin hedeflerine ortak olabiliyordu. Dün de bugün de benzer planlar gündeme gelebiliyor.
28 Kasım 2025’te Mesut Barzani Türkiye’ye geldi. Şırnak /Cizre Üniversitesi’nin düzenlediği “4. Melaye Ciziri Sempozyumu’na” katıldı. Melaye Ciziri, 16. yüzyılda yaşamış bir Kürt şair ve mutasavvıftır. Barzani salonda alkışlarla karşılandı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Öcalan’a teşekkür etti. Niçin?
Bu haberler görsel medyada sınırlı yer buldu. Sosyal medyada ise geniş yankı uyandırdı. Yorumları dikkatle takip ediyorum. Çünkü toplum mühendisleri bu tepkilerden sonuçlar çıkarıyor, yeni planlar üretiyor. Ben de milletimizin nasıl düşündüğünü, nasıl tepki verdiğini görüyorum.
Papa’yı devlet töreniyle karşıladık. Medine’de Peygamberimizi karşılayan Ensar’ın ilahisi, Papa için seslendirildi. Peki neden? Papa kurtarıcı mı? Halk neden alkışladı; şu sözler için mi:
“Ey gönüllerin kurtarıcısı. Sen geldin âleme nur saçtın. Karanlıkları aydınlatıcı. Sen geldin gönüllere ilaçtın”. Nur saçan Papa mı? Tövbe!
Ey Büyük Türk Milleti! Neden gelişmelerin arka planını merak etmiyorsun? Neden senaryoları sorgulamıyorsun? Bilmediğimiz konular hakkında çok konuşuyoruz. Liderlerin sözlerini sorgusuz savunuyoruz. Niçin?
Oysa bilgiyle, okumayla, düşünerek kendi fikirlerimizi üretmeliyiz. Bu ülke kanla ve irfanla kuruldu. Onu korumak için bilinçle hareket etmeliyiz.
Barzani’nin gelişi yalnızca kültürel bir sempozyum katılımı değildir. Bu ziyaret, Kürt kimliğini pekiştirme ve motivasyon sağlama amacı taşıyor olabilir. Aynı zamanda ayrılıkçı çevrelere “arkanızdayım” mesajı vererek Türkiye’deki toplumsal refleksleri ölçme işlevi görmektedir.
Sonuç olarak, Türkiye’ye yapılan bu ziyaretler yalnızca diplomatik veya kültürel etkinlikler değildir; aynı zamanda toplumun reflekslerini ölçen, uluslararası güç dengelerini hatırlatan adımlardır. Türk Milleti, geçmişte olduğu gibi bugün de olayların arka planını sorgulamalı, bilgiye dayalı fikir üretmeli ve geleceğini bilinçle şekillendirmelidir.