İnsanlık tarihi, savaşların ve ihtilallerin kanlı sayfalarıyla doludur. Napolyon’un Avrupa’yı kasıp kavuran seferleri, İspanya iç savaşının kardeşi kardeşe kırdıran acımasızlığı, Fransız İhtilali’nde halkın özgürlüğü kendi kanları pahasına elde edebilmesi, Haçlı Seferleri’nin din adına işlenen vahşetleri… Hepsi aynı gerçeği gösterir: İnsan aklı ilerler, teknolojiler değişir, buhar makinesi dünyayı dönüştürür; ama hırs, kin, güç arzusu ve öldürme isteği değişmez.
Yirminci yüzyılda Adolf Hitler’in dünyayı kana bulayan Nazi ideolojisi, Mussolini’nin faşizmi ve Stalin’in baskıcı rejimi, tarihin en karanlık sayfalarını açtı. Bu liderler, güç hırsının insanlığı nasıl felakete sürüklediğinin somut örnekleridir. Milyonlarca insanın hayatı, birkaç kişinin delice ihtiraslarına kurban edildi.
Tarih boyunca büyük balık küçük balığı yutmuştur. Güçlü olan, zayıfın elindekini gasp etmeyi hak saymıştır. Oysa bu sadece çirkin bir gasptır. Ülkelerin birbirine çökmesi, halkların yaşam alanlarını yok etmesi, insanlığın ortak vicdanında kara bir lekedir.
Barış, insanlığın konforunu artıracak tek silahtır. Ne ülkeleri işgal eder ne insanların elindekini alır. Barış, üretir, paylaşır, büyütür. Savaşın yıkıntıları arasında bir tek barışın sesi insanı yeniden ayağa kaldırabilir.
Barışın en büyük destekçisi sanattır. Savaşın çılgınlığı içinde sanat susar, ama barış ortamında sanat filizlenir. Rönesans, Avrupa’da barış ortamında doğmuş; edebiyat, resim, müzik ve bilim insanlığın ufkunu genişletmiştir. Sanat, barışın çocuğudur; barışın olduğu yerde insan ruhu güzellikler üretir. Şiirler barışı yüceltir, tablolar barışın huzurunu resmeder, müzik barışın melodisini taşır. Barış, sanatın nefes aldığı iklimdir.
Bugün Akbelen Ormanları’nda Esra Işık’ın direnişi, tarihin bu kadim döngüsüne karşı bir çığlıktır. Doğayı, yaşamı, barışı savunmak; hırsın ve gaspın karşısında insanlığın onurlu duruşudur. Bu direnişin güzelliği: barışın, doğanın ve insanlığın güzelliğini korumak.
Tarih bize şunu öğretir: Kan dökmek, insanı küçültür, barışa katkı sunmak ise büyütür. İnsanlığın gerçek ilerlemesi, buhar makinelerinden, teknolojilerden değil; barışın kök saldığı ve sanatın yeşerdiği bir dünyadan geçer.
Dünya savaş kafalılar yüzünden cehenneme döndü!
Savaş sadece vatan işgal edildiğinde mazurdur, gereklidir! Her vatandaş için vatanını, namusunu, toprağını, sınırlarını korumak, bu yolda canını vermek kutsal görevdir.
Tarihi kana çevirmemek için M. Kemal Atatürk işte burada bir kez daha dünya lideri olarak öne çıkmaktadır! “Bağımsızlık şarttır, egemenlik milletindir, sebepsiz savaş cinayettir” ve ve ve “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh”!
Atatürk’ü ülkelere çöken, insanları çoluk çocuk demeden öldüren, dünyayı kana bulayan, dediğim dedik hangi liderlerle mukayese edebiliriz ki?
Vesselam!