İçeride ise özellikle kış aylarında sokak köpekleri, şimdi de okullarda şiddet. Sadece büyük şehirlerin değil, Doğu’nun, Erzurum’un da meselesi hâline gelmiş durumda.
Son beş ayda dört ayrı okulda silahlı ve bıçaklı saldırılar yaşandı. Bu olaylar ‘Münferit’ olarak düşünülse de büyük bir tabloyu işaret ediyor. Bugün öğretmenler iş bırakma eyleminde, haklılar. Can güvenliği söz konusu. Veliler tedirgin ve onlar da haklı. Hiçbir anne baba, çocuğunu ‘’Acaba bugün ne olacak?” endişesiyle okula göndermez. Eğitim, güvenliğin olduğu yerde anlam kazanır.
Sorunun en önemli başlıklarından biri, hiç şüphesiz silahlanma. Silaha erişimin kolaylaşması, bir ‘Güç göstergesi’ olması, şiddetin zeminini genişletiyor. Diğer bir sebep ise şımarık yetiştirilen bir nesil. Eskiden komşu tavuğuna kış denildiğinde, komşudan önce ana baba çocuğunu alır cezalandırırdı. Şimdi ise, ana baba komşunun kapısına dayanıyor. Eskiden ebeveynler çocuğuna, ‘Sakın kimseye karışma’ derdi, şimdi ise, ‘Sakın dayak yiyip gelme’ der oldular.
O günlerden öğrencinin öğretmenine silah doğrulttuğu, günlere geldik. Bu, sadece eğitim sisteminin değil, tüm toplumun sorunudur. Çünkü şiddet, sadece okulda başlamıyor. Evde, sokakta, dijital dünyada, dizilerde, gündelik dilde büyüyor. Sonra okula giriyor. Her konuda ana baba çocuğun arkasında. Böyle bir nesil korkar mı?
Erzurum Emniyetinin sekiz ay önce başlattığı, ‘Okul polisi’ uygulaması, hissedilir bir rahatlama sağlıyor. Okul çevrelerinde artan polis varlığı, hem öğretmen hem de öğrenciler açısından önemli bir güven unsuru. Bu, doğru bir adım ama yeterli değil. Asıl suçlu ana ve babalar. Özellikle kenar semtler çok daha hassas.
Çünkü bugün yaşadığımız mesele, sadece güvenlik tedbirleriyle çözülebilecek bir mesele değil. Daha derin, daha yaygın ve daha karmaşık bir sorunla karşı karşıyayız. Toplum genelinde artan tahammülsüzlük, ekonomik sıkışmışlık, gençler arasında büyüyen umutsuzluk ve ana baba etkisi… Tüm bunlar, şiddeti besleyen unsurlar olarak karşımıza çıkıyor.
Bir de bunun küresel boyutu var. Dünya genelinde gerilim yüksek. Özellikle son dönemde Amerika ve İsrail’e yönelik ülkelerin daha açık ve sert pozisyonlar almaya başlaması, uluslararası sistemdeki kırılmayı gözler önüne seriyor. Belki de amaç ülke içerisinde iç kargaşa çıkarmak..! Bilemiyorum ama bugün hedef okullar.
Yaşadığımız şey sadece bir güvenlik sorunu mu, bir terör saldırısı mı, yoksa toplumsal çözülmenin işareti mi? Eğer öğretmen derse girmek istemiyorsa… Eğer veli çocuğunu okula gönderirken tereddüt ediyorsa… Eğer gençler şiddeti bir ifade biçimi olarak görmeye başlıyorsa… O zaman ortada sadece olaylar yoktur. Ortada, giderek derinleşen bir toplumsal mesele vardır. Bu mesele ertelenerek çözülemez.
Eğitimden sosyal politikalara, psikolojik destekten güvenlik stratejilerine kadar bütüncül bir yaklaşım artık zorunlu. Okulların sadece bilgi verilen yerler değil, aynı zamanda güvenli ve destekleyici alanlar hâline gelmesi gerekiyor. Cezaların yeterince caydırıcı olmaması, 18 yaş altının cezalardan korkmaması sorunu derinleştiriyor. Eskiden polis gören, kendine çeki düzen verirdi. Ya şimdi..?
Cezalar insanları suç işlemekten korkutmadığı sürece alınacak tedbirler sorunu sadece bir sonraki günlere erteleyecektir.