RECEP AKDAĞ BÜYÜKŞEHİR’E ADAY!

Ak Parti, bazı büyükşehirlerde anket yaptırıp, “kimi aday gösterelim” diye soruyormuş.
Adana’da, Aydın’da, Bursa ve Balıkesir’de yapılmış anket.
Erzurum’da da yapılır mı, sanırım yapılır.
***
Soru belli;
“Erzurum Büyükşehir Belediye başkanı olarak kimi görmek istersiniz?”
***
Önümüzdeki yıl bugünlerde ihtimaldir ki,  yerel seçimler yapılmış ve belediye başkanlarımız belirlenmiş olacak.
Koltuğun Ak Parti kanadından en güçlü adayı kim olabilir?
***
Mevcut Başkan Ahmet Küçükler mi?
Olabilir!
Erzurum tarihinde bir ilk’i başaran ve iki kez üst üste seçim kazanma başarısı gösteren Ahmet Bey, neden üçüncü defa seçilmesin?
Var mı bir engel?
Yok!
Tabi aday gösterilmesi kaydı şartıyla.
***
İşte iş sanki bu noktada çetrefilli bir hale geleceğe benziyor.
Çünkü Ahmet Küçükleri’i aday adaylığı aşamasında çok önemli rakipler bekliyor.
***
Muhtemel rakiplerden birisi, şimdiye kadar renk vermeyen Ak Parti İl Başkanı Murat Kılıç.
Murat Kılıç, her ne kadar “aday mısınız?” sorusuna “evet” demese de, “hayır değilim” de demedi.
“Biz, verilecek her görevi emir kabul ederiz” diyerek kapıyı ara bırakan Murat Kılıç’ın önünde sadece  Muhyettin Aksak engeli var!
***
Muhyettin Aksak ile çok yakın diyalog içinde olduğu bilinen Murat Kılıç, aday olması halinde tercihini Muhyettin Bey’den yana kullanarak, kenara çekilebilirde…
Belki aksi de olabilir.
Yani Muhyettin Aksak, Murat Kılıç’ın aday olması için gayret gösterebilir.
***
Hani denebilir ki, “Muhyettin Bey, milletvekilliğini elinin tersiyle bir kenara iterek büyükşehire aday olur mu?”
Olabilir!
Ve hatta “olabilir” değil, “olur!”
***
“Niye?” derseniz…
Trilyonlarca lira bütçeye sahip, gücünün sınırları genişlemiş, bin’in üzerinde personele sahip Erzurum Büyükşehir Belediyesi, öyle küçümsenecek bir yer değildir.
Hele de geçmişinde Yakutiye Belediye Başkanlığı tecrübesi bulunan Muhyettin Aksak, böyle bir fırsatı tepmek istemeyebilir.
***
Bir şartla ama.
Sağlık eski Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ’ın talipli olmaması halinde!
***
“Haydaa bu da nereden çıktı? Recep Bey, fazla değil 30, 40 gün önce aday olmayacağını açıklamıştı” demeyin sakın.
Siyaset bu, dün öyleydi, bugün böyle!
***
Recep Akdağ, her ne kadar “Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday olacak mısınız” sorusuna çok net bir şekilde “hayır, değilim” cevabı verdiyse de…
İhtimalen, o günlerde “fazla duygusal” olduğundan dolayıdır ki, cevabı böyle olmuştu.
***
Bakanlık sonrası Erzurum’a birkaç kez gelen ve her gelişinde vatandaşın teveccühü ile karşılaşan Recep Akdağ’ın, gördüğü ilgi nedeniyle fikrini değiştirdiğini duyar gibi oluyorum.
Parti tüzüğü gereği yeniden milletvekili adayı yapılmayacak olan Recep Akdağ’ın, belediye başkan adayı olarak gösterilmesi hiç de sürpriz sayılmamalı.
***
Yaklaşık 10 yıl bakanlık koltuğunda oturan, kabine dışına itildiğinde doğal olarak sarsılan Recep Akdağ’ın duygusallıktan sıyrılarak, kendisini büyükşehir başkanlığına hazırladığı Ankara kulislerinde daha sıklıkla dillendiriliyor.
Ben, bu bilgiyi bir “iddia” gibi görmüyorum.
Sağlam bir haber.
***
Her ne kadar düzenlediği son basın toplantısında, “Büyükşehire aday olmayacağım. Gerekirse ticaret yaparım” dese de, ticaret Recep Bey’e artık çok uzak.
Ama Erzurum Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığı değil.           
***
Bu gelişmeleri sanıyorum Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Küçükler de yakından takip ediyor.
Yeniden aday adayı olacağına “kesin” gözüyle bakılan Başkan Küçükleri’in bu gelişmeler iştahını kaçırtacak cinsten.
Çünkü, gerek Recep Akdağ ve gerekse Muhyettin Aksak, Başkan Küçükler açısından çok ciddi rakipler.
***
Buüç isimden herhangi biri aday gösterilirse, bana göre sürpriz sayılmaz.
Recep Akdağ da, Muhyettin Aksak da, Murat Kılıç da parti tabanında rahatsızlık yaşatmazlar.
***
Ancak, Ahmet Küçükler de henüz son sözünü söylemedi gibi.          
***
Başkanın önünde bir yaz sezonu var.
Bu sezon iyi değerlendirilir, projeler hayata geçirilirse, üçüncü dönemin kapıları Ahmet Küçükler’e açılabilir.
Yok, ipin ucu kaçar da işler sarpa sarar, yıkılan yerlerin yerine yenileri yapılmaz, çevre kirliliğine karşı çare üretilmez, yeşil alanlar bugün olduğu gibi, kaderine bırakılır, viranelerle dolu mahallelerin çirkinliği devam ederse, geçmiş ola.
O vakit sadece Başkan Küçükler değil, zamanı ve fırsatları birer birer heba olan Erzurum’da kaybeder.
Bu nedenle denilebilir ki…
Küçükler’in elinde kala kala bir atımlık barut kaldı…
Iskalarsa geçmiş ola.
…….
ERZURUM’UN MÜZMİN HASTALIĞI
“Nedir bu hastalık” demeyin sakın!
Başarıyı, başarılı insanı, zengini sevmeyiz biz.
Haset vardır iliklerimizde.
İftira en kolay ve insafsızca başvurduğumuz metotdur.
Elimizi kana batırır, sevmediğimiz,başarısını  hazmedemediğimiz, kıskandığımız kim varsa onların sırtına sürmekten asla kaçınmayız.
En büyük maharetimiz, iyiliğini gördüğümüz insanlara kötülük etmektir.
Dedikoduda, yalanda, riyada, gösterişte fark atarız en yakınımızdakilere.
Çelme takmak, arkadan itelemek, yere düşürmek ve üstüne basmak maharetimizdir.       
Hani zannederseniz karşımızdaki yuvarlanınca, çökünce, iflas edince elimize bişey geçecek.
Garip bir haz duygumuz var.
Deniyor ki, Emirşeyh Kebapçısı at eti kullanmış. Yapılan kontrollerde lokantanın at eti kullandığı tespit edilmiş ve işletmenin kapısı mühürlemiş.
İnsanı hayretler içinde bırakan bu haber ürkütücü, ama inandırıcı değil.
Duyanlar, doğal olarak bizim gibi inanmamışlar bu iftiraya.
Lokanta işini aynen devam ettiriyor. Yani ne at eti var ortada, ne de lokantanın mühürlenmesi.
Ama orta yerde bir de iddia var. O çirkin iddia dilden dile dolaşıyor. Öyle ki, İstanbul’da bile yankı bulmuş. Ben de ilk orada duydum bu haberi ve “hadi canım sende” demekten alamadım kendimi.
Erzurum’da at eti!
Gözümle görsem inanmam.
Malum bu yıl Erzurum’da ciddi kuraklık yaşandı. Özellikle hayvan yetiştiricileri, ot ve saman bulamadıklarından, ellerindeki hayvanları yok pahasına satmak zorunda kaldılar.
Yani hayvan fiyatlarının dibe vurduğu bir devirde at eti kullanmayı hangi geri zekalı işletmeci düşünür?
Ya da düşünür mü?
Kaldı ki, et fiyatları yüksek olsa bile, sadece Emirşeyh’i işletenlerin değil, Erzurum’daki diğer lokantacıların da böylesine ahlaksız, edepsiz ve utanç verici yollara başvuracağına ne imkan veriyorum, ne de ihtimal.
Ama öyle bir iftira ki…
Sanki gerçekten at eti kullanılmış da lokanta gerçekten mühürlenmiş gibi anlatılıyor. Hem de utanmadan, sıkılmadan, olmuş gibi.
İnsaf!
Kim yaymış bu yalan haberi, kim atmış iftirayı belli değil.
Bulunsa belki hesabı sorulacak da…
Bulunamıyor sorumsuz sorumlular.
Ha bulunsa ne olacak?
Şerefsizliğin, haysiyetsizliğin, ahlaksızlığın geçer akçe halini aldığı bir dönemde, ilkesizlerin, edepsizlerin, onursuzların yüzüne tükürmek!
İnanın bir anlam ifade etmeyecektir.