RAMAZAN – ORUÇ - ERZURUM - KÜFÜR

Oruç, gerek fert ve gerekse toplum açısında büyük bir nefis terbiyesini içerir. Oruç, önce bireyin inancını, ahlâkını, düşüncesini ve niyetini arındırır. İslâm’da önce ferdin kendini düzeltmesi esastır. Fertler düzelmeden toplumda düzelme ve iyileşme beklenemez. Oruç, önce ferdi günahlardan uzaklaştırarak temiz bir toplum oluşturmaktadır.
Orucun arkasında yatan hikmetlerden biri de şüphesiz, müslümanın bir başka müslümanın elinden ve dilinden zarar görmemesidir. Diyoruz demesine de maalesef ki Erzurum’da gördüğümüz manzara her sene aynı şeyleri dile getirmemize rağmen bir arpa boyu yol alamayışımızın acı bir resmi oluyor.
Geçmişte büyüklerimizin anlattıklarına dayanarak çözümlediğimiz, dolu dolu yaşanan bu müstesna ve mübarek ayın bugün maalesef ki cüzi bir miktarını yaşamaktayız. Erzurum gibi Ramazan’ı en güzel şekilde yaşayan bir il bugün Ramazan’ı Ramazan da en uzak yaşayan şehir olma yolunda kötü ama kararlı adımlarla ilerliyor.
Erzurum’da son yıllarda gittikçe artan olumsuz bir olgu gelişti. Otobüste, okulda, işyerinde, çarşıda bu gelişmenin ayak seslerini duyuyoruz. “Zaten oruc sıktardı” gibisinden başlanan cümleler Ramazan’ın maneviyatına ters düşüyor. Böyle başlayan cümlelerin sonunda ya kavga dövüş ya da edep ve haya sınırlarını aşmak bir tarafa yerle bir eden küfürleşmelere kadar gidiyoruz maalesef. Peki Ramazan’ın anlamı, amacı üstün varlık olarak yaratılan biz insanları bir arada tutmak, bütünleştirmek ve kaynaştırmak değilmiydi ? Ramazan da Erzurum’da şiddet ve gayri ahlaki durumlar tavana vurur hale geldi. Yaptığımız kabahatleri, işlediğimiz suçları, söylediğimiz kötü sözlerin nedenini tutulan oruca bağlamak “özrü kabahatinden büyük” deyimini örneklendirmek anlamına geliyor k i bu bence saygısızlığın vardığı en son nokta. Kanaatimizce bu yanlış savunmanın elbette ki Allah katında bir cezası olacaktır. Bu yanlışı önlemek ne askerin ne polisin ne valinin ne de belediye başkanının görevi. Bu kötü gidişin önüne geçmek bizzat kişinin kendi ve asli görevidir. Yanlış önlemenin tek yolu da eğitimden geçer. Erzurum’da kavgacı kesimin çoğu dikkat edilirse gençlerden oluşmakta. Bu vahim bir sonuç. Bu gençleri analiz ederseniz çoğunun okul eğitimini tamamlayamamış hatta bir kısmı aile eğitiminden bile nasibini alamamış insanlar olduğunu rahatlıkla görebilirsiniz.
Orucu sadece sabahtan akşama kadar ağız kapamak olarak algılayarak, sinirlerin gerilmesine neden olarak göstermek büyük bir gafletin içinde olmaktan başka bir şey değil. Trafikte bile birbirine tahammül edemeyen insanların varlığı son derece üzücü ve kaygı verici bir gelişme. İftardan sonra dolan kahvehanelerin varlığı sadece bir kahvehanedeki insan sayısına eşit cemaatle teravih namazı kılan ulucamii cemaatinin gözyaşlarının nedeni olmakta.
“Dost acı söyler” derler ya. Okul ve aile eğitiminden yoksun bir şekilde büyüyen genç nesile bir de dini eğitimsizlik eklenince maalesef bu mübarek ve mukaddes ayı coşkuyla yaşamak mümkün olmuyor.
Peki ne yamalıyız ?
Kur'an-ı Kerim’de orucun farz kılındığını bildiren ayetin sonundaki "ta ki korunasınız" ifadesi orucun hikmetine dikkati çekmekte. Allah Teala, her derde bir deva, her hastalığa bir ilaç verdiği gibi kötülüklere karşı da korunma vasıtaları vermiştir. İşte orucun bir özelliği de bizi kötülüklerden koruyan bir ibadet oluşudur. Nitekim Peygamberimiz orucun bu özelliğini hepimizin kolayca anlayabileceği şekilde güzel bir benzetme ile açıklayarak şöyle buyurmuştur:
"Oruç bir kalkandır, o halde oruçlu kötü söz söylemesin. Kendisi ile çekişip kavga etmek isteyen kimseye iki defa, "ben oruçluyum" desin." Bir kalkanın sahibini düşmandan koruduğu gibi oruç da aynı şekilde kişiyi kötülüklerden ve günah işlemekten korur. Oruçlu, kötülüğü başlatan kişi olmayacağı gibi, kendisine fena söz söyleyen ve kavga etmek isteyenlerin bu davranışlarına karşılık: "Ben oruçluyum, ben oruçluyum" diyerek nefsine hakim olacak ve kendisini kavganın içine çekmek isteyenlere uymayacaktır. Böylece oruç, bir kalkan gibi kişiyi kötülüklerden korumuş olacaktır.
Oruç, bize daima Allah'ı hatırlatarak, sorumluluk duygusunu geliştirir. Bir ay boyunca devam eden bu manevi eğitim sonucu Allah korkusu kalblere iyice yerleşir, bunun olumlu tesiri ile de insan davranışlarını kontrol altına alarak her türlü kötülükten uzaklaşmış olur. Oruç, basit bir 'aç kalma' olayı değildir. Onu sadece bu yönüyle değerlendirmek son derece yanlış olur. Oruç, köklü bir irade terbiyesi, insanı kötü alışkanlıklardan temizleyen, çirkin davranışlardan uzaklaştıran ve iyi huylar kazandıran bir ahlak eğitimidir.