Öztürk’ün Yokluğuna Nasıl Alışacağız?

Hürriyet Haber Ajansı (HHA) Erzurum Bürosu’nda tanışmıştık.

O, Atatürk Üniversitesi’nde öğrenciydi.
Ben ise çiçeği burnunda bir HHA temsilcisiydim.
İlk kez gördüğüm o genci boş çevirmemek uğruna Atatürk Üniversitesi’ne muhabir olarak aldım.
Adı ve soyadı Öztürk Akkök’tü.
Onu haberle tanıştırdık.
Kısa sürede uyum sağladı.
Haber peşinde koşmayı seviyor, haberin kokusunu kilometrelerce uzaktan alıyordu.
Haber için dünyanın öbür ucuna bile heyecanla giderdi.
Hiç eli boş dönmezdi.
Meslektaşlığımızın ve dostluğumuzun üzerinden uzun yıllar geçmiş.
Bir süreden beri rahatsızdı.
Dün bacanağı, emekli gazeteci Bedri Turhan aradı:
“Abi, Öztürk’ü kaybettik.”
Boğazım düğümlendi, gözlerim yaşardı.
Umudum vardı.
Aylarca yattığı hastaneden yürüyerek çıkacağını, birlikte yeniden habere ya da fotoğraf çekmeye gideceğimizi düşünüyordum.
Onu bırakın, doğru dürüst vedalaşamadık bile...
Bugün (20 Ağustos 2026) Öztürk’ü Asri Mezarlık’ta, canı kadar sevdiği Erzurum toprağına emanet edeceğiz.
Eşi Nurgül’e, evlatları Mustafa, İbrahim ve Furkan’a, gelinine ve torununa sabır diliyorum.
Öztürk, 46 yıllık gazetecilik yolculuğumda yalnızca haber peşinde koştuğum bir meslektaşım değil,
hayatımda derin iz bırakan gerçek dostlarımdan biriydi.
Şimdi nasıl alışacağız yokluğuna?