Özgürlük, Cesaret, Adalet, Paylaşımın Gücü!

Özgürlük, Cesaret, Adalet, Paylaşımın Gücü! “Önündeki seçeneklerden hep en zorunu seçen başaracaktır.” Anooshirvan Miandji!

Özgürlük doğuştan gelir; insanın ilk savaşı kendisiyle olur. Özgür olan cesurdur, cesaret onu korur. Salt özgürlük yoktur; hastalık ve ölüm bizim irademiz dışında kalır. Ama düşünmek ve fikrini söylemek özgürlüktür, asla tevil kabul etmez.

Adalet, vicdanın temsilcisidir. Vicdan ise içimizdeki Tanrı’dır.

Samed Behrengi’nin Küçük Kara Balık’ı özgürlüğün sembolüdür:

“Hayır ana! Bıktım ben bu sarsak dolaşmalardan. Çıkıp gitmek, başka yerlerde ne olup bittiğini görmek istiyorum.”

Bu söz, cesaretin ve özgürlüğün en yalın ifadesidir. Küçük balık dar derenin sınırlarını aşarak büyük denizlere ulaşmak ister. Ona “tehlikeli” denir, “imkânsız” denir; ama o cesaretle yoluna çıkar.

Behruz Bekbabayi: “Paylaşım, bilginin büyümesinin en güçlü yoludur.”

Muhammed Taqi Zehtabi:Bir halkın dili ve kimliği korunmazsa, adalet de korunamaz.”

Oktay Sinanoğlu: “Dilini kaybeden, kimliğini de kaybeder.”

Halil İnalcık: “Dil, bir milletin en önemli hazinesidir.”

Ghadir Golkarian: “Kültür, ancak paylaşıldığında evrensel bir değer kazanır.”

Anooshirvan Miandji: “Önündeki seçeneklerden hep en zorunu seçen başaracaktır.”

Bu isimler farklı alanlarda aynı değerleri savunur: özgürlük, cesaret, adalet ve paylaşım. Tarih bize Magna Carta’dan Tanzimat Fermanı’na kadar bu değerler uğruna verilen mücadeleleri gösterir. Bugün hâlâ bireyin vicdanı ile toplumun vicdanı birleştiğinde gerçek adalet doğar umudunu taşıyoruz.

Özgürlük ve adalet, akıl ve kültür paylaşımıyla birleştiğinde cesur insanlar yollar açacak, okyanuslara varacaktır.

Ve Behrengi’nin küçük balığı hâlâ fısıldar:

Yaşamak, sınırları aşmaktır.”