KȂŞGARLI MAHMUD’UN BÜYÜK ÜLKÜSÜNÜ YENİDEN OKUMAK

KȂŞGARLI MAHMUD’UN BÜYÜK ÜLKÜSÜNÜ YENİDEN OKUMAK...

KȂŞGARLI MAHMUD’UN BÜYÜK ÜLKÜSÜNÜ YENİDEN OKUMAK

Siyonist Donald John Trump ve Binyamin Netanyahu emriyle dünyanın gözü önünde başlatılan savaşta İran’da binlerce masun çocuğun ve sivillerin öldürüldüğünü, sivil alanlarını en ağır bombardıman uçaklarıyla yok edildiğini çaresizce, kızgın ve lanet ederek seyrediyoruz.

Bu zulümden yüreği yanan, vicdan sahibi olanlarımız; kendine bu zulümden çıkış yolu yok mu diye soru soruyor. Ben bu soruya tarihe giderek cevap aramaya çalışacağım.

Emperyalist /sömürgeci bir avuç Avrupalı, Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarını parçalayarak Kafkaslarda, Türk Cumhuriyetlerinde, Balkanlarda ve Ortadoğuda tarihte olmayan kendilerinin uydurdukları ülke adlarını vererek cetvelle haritalar çizdiler.

Şimdi de gün geçmesin internetten okyanus ötesinden emperyalist Amerika Birleşikle Devletleri’nde bilmem hangi düşünce kuruluşlarından kasıtlı ve planlı olarak bölüp parçaladıkları Türk ve İslam yurtlarında yeni yeni adlarla haritalar çizmektedirler.

Yine temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp Yahudi’nin vadedilmiş toprak safsatası olan Arz’-ı Mev’ud’unu, Yunanın Megalia İdeali’ni (Büyük Fikir) getirip kendi babalarından kalma mülkleri gibi ortaya koyuyorlar. Bunun için de taşeron olarak silahlı terör örgütlerini her türlü silahlarla destekleyip kullanıyorlar. Bunu da parçala, böl ve sömür felsefesiyle yapıyorlar.

Harita deyip geçmeyiniz. Fiziki, beşerî, stratejik ve politik yönlerden harita yapmak için tarihi, siyasi, iktisadi, kültürel bilgi ve felsefi derinlik ister. İspanyollar, Portekizler, Hollandalılar, Fransızlar ve İngilizler sömürgeciliğe 1500’den sonra başladıklarında korunmaya değer en kıymetli hazineleri “Harita daireleriydi.” Bu ülkelerin yaptığı haritaları ele geçirmek için ne casusluklar yapılıyordu. Coğrafyacılar ise çok değerliydi.

“Denizlere sahip olan dünyaya sahip olur” tezini öne süren Alfred T. Mahan (1840-1914)’dan asırlar önce ünlü Türk denizcisi ve devlet adamı Barbaros Hayrettin Paşa (1478–1546) “Denizlere hâkim olan cihana hâkim olur” fikrini dillendirmişti. (Turgut Kaymal, Bahriye Enstitüsü[z1] ).

Ne yazık ki Osmanlı medreselerinde coğrafya dersi Darulhilafeti’l- Aliyye Medresesi’nin kurulaşana kadar müfredat programında yer almamıştır. Bu medresede 1915-1924 yılları arasında coğrafya eğitimi yapılmaya çalışılmıştır (Cevat İzgi, Osmanlı Medreselerinde İlim, s.231).

Osmanlı münevveri/aydını dünya tarihi ve coğrafyası bilgisinden çok uzaktı. Peki bugün münevverimiz bunlara çok mu yakın?

Üzülerek söylüyorum bugün okumuş- yazmış diplomalılarımız coğrafya özürlüsüdür; tarih özürlüsüdür. Hangimizin evinde dünya siyasi tarihi ve atlası vardır? Derslerime dünya siyasi haritasıyla gidiyorum. Hollanda’yı bulan var mı? Tek tük bulan ve yerini gösteren çıkıyor. Hollanda’nın toprak büyüklüğünü ölçer misin? Şahadet parmağı tırnağının yarısı kadar ölçüyor. 17.000 bin adadan oluşan en büyük Müslüman nüfusun yaşadığı Endonezya’nın bir adasına parmağını koyar mısın? İşte bir tırnak kadar olan Hollanda bu ülkeyi 200 yıl sömürmüş. Bu ne kadar büyük bir gaflet, dalalet ve hatta hıyanet değil mi?

Dünyayı değiştiren kitaplar arasında yer alan “Tarihin Coğrafi Kalbi” adıyla tercüme edilen kitabın sahibi İngiliz coğrafyacı, akademisyen ve politikacı Halford John Mackinder (15 Şubat 1861 – 6 Mart 1947): Coğrafya ile dış politika arasında doğrudan bir nedensellik ilişkisi kurar ve jeopolitik teorileri ortaya atar. Orta Avrupa’ya, Batı Asya’ya sahip olan dünya sahip olur anlayışını öne sürer. Bu anlayışladır ki İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa Birliği kuruldu.

Bu anlayıştan hareketle coğrafi ve tarihi konumuyla Türkiye Cumhuriyeti mihver(merkez) konumda bir devlettir. Anadolu’ya sahip olan Türkler; yeniden öz yurtları üzerinde kötü emellerle harita çizilmesine müsaade etmemelidir. Türk ve halkı Müslüman olan ülkelerle siyasi, askeri, dini, ahlaki ve iktisadi bir birlik kurmalı; kurulan hali hazırdaki teşkilatlarını geliştirmelidir.

Bugün bize örnek olarak Kȃşgarlı Mahmut (Miladi D.1008-Ö. 1084/1085) 1072 tarihinde başlayıp 1074 tarihinde tamamladığı Dîvânu Lugâtit-Türk adlı eserinde hem Türk haritacılığı hem de dünya haritacılığı tarihi bakımından büyük önem taşıyan bir “dünya haritası” yapmıştır. Türkler ta o tarihte dünya haritasını yaparak evrensel düşüncesini ortaya koymuştur.

Kȃşgarlı Mahmut Dîvânu Lugâtit-Türk eserinin girişinde:

“Gördüm ki Yüce Tanrı, Türk burçlarında doğdurdu devlet güneşini; onların ülkeleri etrafında döndürdü, göklerin çemberini; ve onlara ad verdi Türk diye; ülkelerin idaresini verdi mülk diye; zamanın hakanları yaptı onları; ellerine verildi günümüzdeki insanların yuları; onları görevlendirdi halk üzere; onları kuvvetlendirdi hak üzere; aziz kıldı onlara yanaşanları ve idareleri altında çalışanları; onlar (Türkler) sayesinde muratlarına erdiler ve ayak takımının şerrinden esen oldular. Aklı olan herkes onlara katılmalı ve onların oklarından korunmalı. En iyi yol konuşmaktır onların dillerini; duyurabilmek için onlara ve meylettirebilmek için gönüllerini. Takımından ayrılıp Türklere sığındığı zaman bir düşman, güven verilip ona kurtarıldığı zaman korkularından; başkaları da sığınır onunla beraber ve üzerlerinden kalkmış olur tüm zarar.

Buhari İmamlarından ve Nişaburlu bir başka imamdan açıkça ve kesin olarak işittim ki: Onlar peygamber efendimize dayandırarak şöyle rivayet ettirler. Peygamberimiz (s.a.) kıyamet şartlarını, ahir zamanın fitnelerini, Oğuz Türklerinin çıkışını anlatırken dedi ki: Te’allemu; lisa ne’t -turki fe-inne lehum mülken tuwalen (Türklerin lisanını öğreniniz, çünkü onların çok uzun sürecek saltanatları vardır.) Bu hadis doğru ise – sorumluluğu ravilere /nakledenlere aittir- Türk dilini öğrenmek vaciptir, eğer doğru değilse aklın gereği budur.” İfadelerini kullanmıştır. Bugünkü dağınık ve perişan halimizden çıkış yolu olarak Kȃşgarlı Mahmut’un sözüne kulak kesilmemiz gerekir. Büyük Selçuklu Devleti’nin topraklarını düşünürsek bu düşüncenin değeri daha da önem kazanır.

Bu tarihi yaşanmış deneyimin bugün de siyasi, hukuki ve iktisadi bakımdan Türk ve İslam yurt sahiplerinin birlik ve dirlik içerisinde herkesin bağımsız, şerifli ve onurluca yaşamaması için bir neden yoktur. Coğrafi ve tarihi nedenler bu birlik ve dirliği zorunlu kılmaktadır.

Büyük Roma Devleti; Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği’nin kurulmasında onlara nasıl ülkü olmuşsa, Kaşkarlı Mahmut’un Selçuklu Ülküsü bizim için de ülkü olmalıdır. Türk ve İslam ülkelerindeki genç nesillerin Irk, din, mezhep ve ideoloji ayrımı yapmadan temelde “Büyük Ülküsü” bu anlayış olmalıdır. Bu tarihi yaşanmış deneyimimiz bize neden yol gösterici olmasın. Yeter ki, tarih, coğrafya, felsefe, ilim, sanat, siyaset, hukuk ve iktisat alanları bizlere yol gösterici olsun. Bu ülkü eğitim kurumlarında ve üniversitelerimizde çıkış yolu olarak okutulmalıdır. Herkesin emperyalizme karşı şerefli ve bağımsız yaşaması için tarihimize uygun çıkış yolu budur. Bu çıkış ülküsü genç zihinlere kazınmalıdır. Bengü Taş üzerine işlenerek sanat yapıtı olarak da dikilmelidir.

Yüksek Lisans öğrencim Emin Sari’ye katkılarından dolayı teşekkür ediyorum.

Kaynakça

Kaşgarlı Mahmut Dîvânu Lugâtit-Türk; Yayına hazırlayanlar Ahmet B. Ercilasun-Ziya Akkoyunlu Türk Dil Kurumu Yayınları, 2020.)

Not: Kardeş İran milletine baş sağlığı diliyorum. 12.03.2026. Erzurum.