Kristof Kolomb, bizim okul kitaplarında bile “büyük kaşif” diye anlatıldı, hakikate aykırı bir biçimde kahraman gibi dayatıldı.
Oysa bu deniz haydudu, kelimenin tam anlamıyla bir katil, yağmacı ve hırsızın önde gideniydi.
Kendisini sevgiliyle karşılayan yerli halkı katletti, altınlarını çaldı, düzenlerini bozdu.
Yerliler, savaşı ve kavgayı bilmiyordu.
Kendi aralarında huzur içerisinde yaşayan bir topluluktu.
Sanatçılardı, mimarlardı, tarımda çiftçilerdi…
İspanyollar, onlara dünyayı dar etti.
Emperyalist tarih bize, “Amerika’yı keşfetti” diye anlattı.
Oysa o insanlar zaten oradaydı… Ve bir medeniyet sahibiydiler.
İşgalci, katil, korsan, demek yerine kaşif dediler.
Alayı birden kan emicilerdi…
…
Dün
Erzurum’un önemli gazetesi Yenigün’de bir haber gördüm.
Gazetenin editörleri, haberi öylesine önemsemişler ki ön sayfada manşetin eteğinde görmüşler:
“Erzurum hafızlık yarışmasında birinci”
Ne ala…
Erzurum’un nadiren de olsa bir şeyde birinci olması elbette ki kıymetli…
Lakin…
Artık midem bulanıyor.
Erzurum’a iki rol biçiliyor:
Bir: Erzurum milliyetçiliğin kalesidir.
İki: Erzurum muhafazakar şehirdir.
Kalkınmış olmak başka şehirlere…
Zenginlikte, gelişmişlik başka şehirlere…
Hızlı trenden hafif raylı sistem başka şehirlere…
En güzel stat başka şehirlere…
Ne ala…
“Dinin ve milliyetçiliğin kalesi Erzurum…”
Yok. Efendiler yok, artık bu numaranızı kimse yutmuyor.
Dinin sahibi Allah’tır. Milliyetçilik ise kanun zoruyla Erzurum’a yüklenmiş bir vazife değildir.
Her türlü konfor sizin olacak, yeri geldiğinde ölüm sadece Erzurum’un olacak…
“Şehitler diyarı”
Tamam da…
Biraz da kalkınmışlığın diyarı Erzurum olmak istiyoruz.
Erzurumlu şairin dediği gibi:
“Usta niye ölmek hep bize düşüyor” diye sormaktan yorulduk.
Ülke genelinde, Erzurum’un hafızlık alanında birinci olmasına elbette sevindim.
Ama Erzurum’a yalnızca “Hafızlık şampiyonu şehir” rolü biçilmesine de acayip gıcık oluyorum.
Kur’an sizin tekelinizde değil ki, onun üzerinden siyaset yapıyorsunuz.
Erzurum muhafazakar (Aslında muhafazakarlığın ne olduğunu da bilmiyor ama neyse) bir şehir diye niye hep akide şekeri veriyorsunuz?
Hızlı tren size, hafızlık belgesi bize…
Haşa bu tarzınızla, Allah’ı kandıramıyorsunuz da, bilesiniz ki Dadaş’ı da artık kandıramıyorsunuz…
Niye matematikte şampiyon olamıyoruz?
Niye kimyada, fizikte adımızdan söz ettiremiyoruz?
Niye dünyanın en iyi gözlem evi bizde olduğu halde fezaya gidemiyoruz:
Bin yıl boyunca Erzurum dünya ölçeğinde hafızlık şampiyonu olsa, bu ağzı açlıktan korkan Erzurum’a hangi nimeti sağlayacaktır?
Sevgili dostlar…
Ben artık Erzurum için biçilen “Milliyetçiliğin kalesi, dinin sembolü” yakıştırmasından usandım, bitap düştüm.
Biraz da Konya, Kayseri, Gaziantep şampiyon olsun…
Biraz da biz sanayi ile tanışalım…
Amerika’nın asıl sahibi yani ev sahibi şunları söylemişti:
“Beyaz adam geldiğinde, onların elinde İncil, bizde toprak vardı. Giderken ise bizim elimizde İncil, onların elinde topraklarımız vardı.”
Bu şehir adına siyaset yapanlara sesleniyorum:
Günün sonunda Erzurum adına iri laflar değil, güzel hizmetler bekliyoruz.
Sayın AK Parti vekilleri biliyorum ki, zerre kadar umurunuzda değil.
Buna rağmen…
Siz, sadece hafızlık yarışması ile ilgileniyorsunuz…
İnanıyoruz bu cahil halk zaten sizin köleniz…
Size “Yanılıyorsunuz” diyeceğim.
Ama görüyorum ki. Siz öyle ceberut olmuşsunuz ki…
İblis’e kafa tutuyorsunuz!