Her sabah yeni bir doğum sancısıyla kalkarız yataklarımızdan. Her sabah yeniden doğar insan veya her sabah yeni bir parçası doğar. Yenilenir. Dünden yeni yarından eskidir. Ve her sabah yenilenerek eskiyen insan bir adım daha yaklaşır ölüme.
Kimileri her sabah yeniden işine gider. Kimileri bir önceki sabahtan daha umutsuz salıverir kendini sokaklara. Kimileri yeniden doğduğunu bilir adeta, heyecanlıdır. Her doğum bir ölüm getirir. Bu yüzden her sabah yeniden doğduğunu bilemez her insan.
Ve birileri terk etmektedir geçmişini. Herkes istemeden giderken ölüme, o birileri koşarlar adeta. Ve her sabah birileri ölür, öldüğünü sanır kendi gönlünün varoşlarında.
Sokaklar renk renktir. Kimileri kadın kokulu yataklarında gözünü açmış yeni güne, yorgun; kimileri kadın dırdırıyla uyanmış, bıkkın. Ve birileri terk etmektedir geçmişini bir kadın uğruna. İki çift zıtlıktan ibaret değilmi ki dünya; biri ölüm ile doğum diğeri kadın ile erkek.
Kimileri adını yokluk koyar evladının. Kimileri adını yokluk koyar evladının. Kimileri adını yokluk koyar yeni doğmuş halinin, yeni doğmuş parçasının. Anası çamurdan babası taştan olsun ister. Beşiği kemik, sütü kandan olsun, seveni candan olsun ister. Kimilerinin adı yokluktur, yokoluştur zaten. Adı yokluk olanların yokoluş olanların candan olmaz seveni, terk edilirler. Birileri adını kader koyar terkedilmişliğinin. Oysa terk edilmek gibi terk etmek de kader değil midir.
Kader değil midir insana geçmişini, insana benliğini terk ettiren. Kader değil midir birilerine her şeyi verip, birilerinin gözünü arkada bıraktıran. Ve kader değil midir tüm koşuşturmacalar. Kader değil midir yaşlı amcaya Pazar artıklarını toplatan. Kader değil midir…
Kimileri misket oynar yaşına bakmadan, kimileri ölüme koşar gençliğinin ihtiyar yıllarında. Kimileri ölümü bekler kapı önünde yapayalnız, kimileri ölüme koşar gençliğinin ihtiyar yıllarında.
Gün doğar gün batar. Her sabah yeni bir doğum sancısıyla uyanan insan, her akşam yeni bir ölümün yasını tutar. Her akşam yeniden ölür insan veya her akşam bir parçası ölür. Eskir. Dünden eski yarından yenidir. Her akşam eskiyen insan bir adım daha yaklaşır ölüme.
Bir doğumuna hükmedemez insan bir ölümüne. Ecel değil midir ölüm. Ve kader değil midir insanı ölüme götüren. Kader değil midir insanın hükmedip kötü olduğunda Tanrıya mal ettiği. Ve aslında tek zıtlıktan ibarettir dünya; doğum ile ölüm.
Her akşam yeniden ölür insan, öldüğünü sanır kendi gönlünün varoşlarında. Oysa adına ecel denmeyen her ölüm cehennemin kucağına doğmaktır. Kimileri ölür bir akşam vakti, kimileri doğar. Ve aslında her ölüm bir doğum, her doğum bir ölümdür.
Ve yeniden sabah olur…
NOT: Senaryosunu benim yazdığım ve Şebnem Taruz'un yönettiği HAYAT filminin öyküsüdür.