ERZURUM'DA HAYATIN PERDESİ İNMEK ÜZERE!

Geçtiğimiz cuma günü, aralarında Devlet Tiyatroları'nın da (DT) bulunduğu bazı kurumlara mekan olan, yurt olan, yuva olan binada yangın çıktı.
***
Çıkan yangınla birlikte koca bina kullanılamaz hale geldi.
***
Yangından en çok zarar gören kurumların başında Harp Malulü, Şehit ve Gaziler Yardımlaşma Derneği ile Devlet Tiyatroları geliyor.
***
Anlayacağınız Erzurum'un bir tiyatro sahnesi vardı, bugün o da artık yok!
Tıpkı yok edilen halkeğitimi merkezi, çökertilen sanat galerisi gibi!
***
Sanırım unutmadınız dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Küçükler'in Havuzbaşı'ndaki Halk Eğitimi Merkezi ve Sanat Galerisi kıyımını!
***
Yıktılar, ne yazık ki, yenisini yapmadılar.
***
Biz de doğrusunu söylemek gerekirse "yıktınız, bari yenisini yapın" diye diretmedik ve hatta hiç ilgilenmedik bile meseleyle.
***
Havuzbaşı'ndaki o kıyımdan ve yıkımından sonra, sanatseverlerin ilgi gösterdiği yegane yerdi Mumcu Caddesi'ndeki DT binası.
***
O da "yoklar listesi"ndeki hüzünlü yerini cuma gününden itibaren aldı!
***
Anlayacağınız bu sefer köküne tümüyle kibrit çaktık sanatın!
***
Ne büyük utanç!
***
Düşünün ki, kültür şehri, sanat şehri, medeniyet şehri, üniversite şehri Erzurum'da bir kültür merkezi bulunmuyordu, bundan böyle bir tiyatro salonu da olmayacak artık.
***
Oysa bundan belki iki yıl evvel Vali Ahmet Altıparmak sözünü vermişti kültür merkezi'nin!
***
Erzurum'a yakışan bir merkez yaptıracak,eksiği giderecekti.
***
Verilen o söz, söylendiği yerde aynen çakılı şekilde, kale gibi duruyor!
***
Valiler kararnamesi hazırlanıyormuş.
Yani Vali Bey gitme hazırlığında, belki valizlerini bile toplamış!
Biz halâ bir kültür merkezimiz olacak diye hayal kuruyoruz.
***
Ne büyük saflık!
Ya da devlet adamına duyulan saygının ve inancın bir göstergesi.
***
Artık hangisini kabul ederseniz!
***
DT yangını sonrasında bazı gazeteci arkadaşlar, "Erzurum'da perde kapandı" diye başlık atmış.
***
Doğru, ama eksik bir başlık.
***
Erzurum'da sadece tiyatro sahnesinin değil, neredeyse hayat sahnemizin perdeleri kapanmak üzere.
***
Abartıyorum sanmayın!
***
İzniniz olursa, kısa cümlelerle anlatayım bazı olayları size:
***
Memleket, bir kültür ve medeniyet şehri olarak anılıyor, ama gelin görün ki, şehrin kültür merkezi binası olmadığı gibi, bir kültür ve turizm müdürü de yok.
***
Erzurum'da yığınla vakıf eseri var, sebepsiz yere tuttu Vakıflar Bölge Müdürü Kenan Ungan aldılar görevden.
***
Şimdi deniyor ki, Çifte Minareli Medrese'nin restorasyonu tamamlanmış, Vakıflar'da bir yetkili çıkıp da Çifte Minareli Medrese'yi teslim alacak cesaret ve metaneti gösteremiyormuş.
***
Vakıflar Bölge Müdürlüğü kısa sürede Dingon'un Ahırı'na dönmüş, ne geleni belliymiş, ne de gideni.
***
Bir müzemiz var, tam müzelik olmuş, kimsenin umuruna değil.
Müze müdürü çırpınıyor, onun da elinden tutanı yok.
***
Tarihi eserlerin çevresi; alın Yakutiye ile Taşhan'ı bir kenara...
Diğer taraflar tam bir mezbelelik.
Hele Erzurum Kalesi tam kepazelik!
Ne doğru düzgün yolu var Erzurum Kalesi'nin, ne çevre düzeni.
Zaten temizlik hakgetire.

Denilebilir ki, "Orada kentsel dönüşüm projesi uygulanıyor."
Doğru.
Yapılsın o zaman.
Niye bu kadar zamana yayılır o proje, anlamış değilim.
***
Kongre Binası!
Çuvalla para harcandı, yenilendi, içi boş gibi.
***
Bu sıraladıklarım sadece kültürle, sanatla ilgili olanları.
Hele sağlıkta yaşananları, eğitimdeki skandalları yazmıyorum.
Onlara da bir gün sıra gelecek elbet.
***
Anlayacağınız nereye el atsanız, elinizde kalıyor.
***
Aslında sorunlarımız çözümsüz değil.
Biraz ciddiyet, biraz samimiyet ve çokca da gayret lazım.
***
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dediği gibi...
Topyekün seferberlik.
Kalkınmanın, sorunları aşmanın çaresi budur.
***
Bu konuda ayağı kalkması, çare üretmesi ve de Erzurum'da seferberlik ilan etmesi gereken kişi, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen'dir.
***
Zira Başkan'da yetki var, tecrübe var, para var, eleman var, güç var, azim var.
***
"E, geriye ne kalıyor" derseniz!
***
Söyleyeyim:
Başkan'ın çevresini sarmış bir grup var.
Tehlikeli bir grup.
İşte onlar...
Kurtla beraber öldürüyor, çobanla birlikte yiyor, sahibiyle birlikte ağlıyorlar.
***
Böylesine tehlikeliler.
Bu gidişle de başa çok iş açacağa benziyorlar.
***
Söyleyeyim istedim!