Bu sezon mavi - beyaz olsun...!

Erzurumspor yine, yeniden Süper Lig’de… Dadaş’ın göğsü kabardı, şehirde bayram havası var. Kahvelerde konu aynı, sokakta umut yüksek. Ama biz bu filmi daha önce dört kez izlemedik mi?

Sevindik, umutlandık, “Bu sefer kalıcıyız” dedik… Sonra ne oldu? Sonrası hüzün. Sonrası sil baştan. Çünkü kim ne derse desin, Süper Lig denilen yer gönül işi değil, para işi. Hem de öyle böyle para değil… Milyarların döndüğü bir düzen. Erzurum’un böyle bir gücü var mı? Maalesef yok.

Ne Palandöken’in eteklerinde böyle bir ekonomi var, ne çarşıdaki esnafın sırtına böyle bir yük bindirilebilir. Bu şehir hâlâ ayakta kalma derdinde. Kış uzun, iş zor, kazanç sınırlı. Bugün Erzurumspor ayaktaysa, bunda en büyük pay sahibi şüphesiz, Erzurum büyükşehir belediye başkanı Mehmet Sekmen. Bunu inkâr etmek nankörlük olur. Aynı şekilde Ahmet Dal ve yönetimin emeği de ortada.

Ama mesele şu ki; Bu iş böyle gitmez. Her sene aynı döngü… Çık, tutunmaya çalış, borçlan, düş. Bu şehir ‘Asansör takım’ olmak istemiyor. Artık başka bir yol bulmak zorundayız. O yol da ne İstanbul’da, ne yabancı transferde… O yol bu şehir de bu bölgede. Yani bu topraklarda.

Bu bölgenin çocukları başka türlü oynar futbolu. Sahaya çıktığında sadece top oynamaz, kendini ispat etmeye çalışır. Yokluk görmüştür, mücadeleyi bilir. O yüzden formasının hakkını da farklı verir. Erzurum’dan, Van’dan, Ağrı’dan, Kars’tan, Muş’tan, Hakkâri’den Erzincan’dan, Bayburt’tan hatta Rize, Trabzon, Giresun’dan çıkacak çocuklara gerçek bir fırsat verilse… İnanın çoğu, bugün milyonlar verilen futbolculardan daha fazla yüreğini koyar ortaya.

Ama biz ne yapıyoruz? Hazıra kaçıyoruz. Kısa vadeli çözümlerle günü kurtarmaya çalışıyoruz. İlla yabancı olsun, illa yurt dışından olsun diyoruz. Bugün dört büyüklere bakın. Kadrosunda yerli oyuncu yok. Oysa yıllar önce İlhan Cavcav bu işin doğrusunu göstermedi mi? Yetiştirdi, geliştirdi, sattı… Kulübünü ayakta tuttu. Aynısını Erzurum kendi bölgesinde neden yapamasın? Hatta daha iyisini… Çünkü bizde ham madde var. Hem de en değerlisinden.

Doğu Anadolu’nun yeteneklerine bir şans vermek artık bir tercih değil, zorunluluk. Bu bölgenin gençleri fırsat bulduğunda sadece Erzurumspor’u değil, Türk futbolunu da yukarı taşır. Belki de kurtuluş, pahalı transferlerde değil, mahalle aralarındaki, küçük kulüplerdeki o isimsiz çocuklarda. Kim bilir beklide yarın Erzurumspor, süper ligin en yerli ve en milli ilk futbol takımı olarak destan yazar. Kazanan bizim çocuklar olur.

Her zaman demiyor muyuz beyin göçü veriyoruz diye? Bugün bırakın futbolu, ekonomi ve ticarette de batıyı ayakta tutan doğunun insanları değil mi? O halde bir şans verin bizim çocuklara. Erzurumspor’un süper Lig’deki bu beşinci yolculuğu. Bu sefer ya aklımızı kullanacağız… Ya da yine aynı türküyü söyleyerek geri döneceğiz.

Sevinçle başlayıp sessizlikle biten o hikâyeyi bir daha yazarsak, bu sadece hata değil, açık bir intihar olur.