BU RAMAZAN KİME GELDİ?

Siz ezan sesine karışan oryantal ritimle raks eden kadının çıplak teni üzerine günahkar hayaller kuranlar,
Uzvunu ağzında taşıyan, pisliğini ağzı ile yapmaktan ar etmeyen küfürbazlar,
Belinin altındaki kıvrımlarla kendini değerli sananlar,
El el tadılmış vücudundan gurur duyanlar,
Onurunu bir erkeğin rüyalarında bırakanlar,
Siz kalbi şehvet ile dolu olanlar…
Siz, sofralarında bir başkasının açlığından rahatsız olmadan tıka basa kendini doyuranlar,
Önünden alınacakmışçasına hayvanlaşarak yemeğini yiyenler,
Parça ekmekleri ile birlikte geleneklerini çöp kutusuna bırakanlar,
Siz kendinden başkasını düşün(e)meyen zavallılar…
Ve siz…
Biz…
Atlarının hayallerinin elini inatla bırakmak için çaba sarf edip, materyalist, emperyalist güçlerin göbeği açıkta bırakılmış kolları kısaltılmış pantolonu daraltılmış dikteleri ile kendini şekillendirmeye çalışan, benliğini Amerikan barında içilmiş Rus votkası ile sarhoş tuvaletlerde kusanlar…
Biz…
Bizler…
Bizlere geldi Ramazan.
Şanlı ecdatların utanılacak çocukları, bizler, bir yanımızda ecdadın hayali ile bir bayram misali hazırlanırken komşumuz ramazana, bir yanımızda birileri aç olanı düşünürken, bir yanımızda birileri görünmüş tek tel saçından haya ederken, ak saçlı-sakallı dedeler Çifte Minareli Medresenin önünden Ulu Caminin çağrısını beklerken, bir yanımızda gencecik bedenler toprağa eğilmiş başları ile günahlardan kaçarken, bir yanımızda birileri hala DADAŞ kalabilirken, ne kadar daha batılın kadın kokulu rüyası ile hayallere dalıp yalnızca bedenimize hizmet edeceğiz…
Yoksa biz çevremizdeki onlarca güzel şeye rağmen, özümüzün saf ve temizliğine rağmen, adımız önünde gururla taşıdığımız DADAŞ sıfatına rağmen, bizi insan olmaya davet eden, bir başkasını anlamaya davet eden, bizi arınmaya davet eden mübarek RAMAZAN ayına rağmen batılın dikte ettiği hayatlarda onursuz hülyalar kurmaya devam mı edeceğiz…
Haydi batılın hülyası ile sarhoş olmuş hemşerim, bu bir fırsattır; at sırtında bir kambur gibi taşıdığın günah torbanı, çok uzaklara bakma, dön ve geldiğin yere bak oradaki gibi ol.
Çok uzaklara bakma, sağına veya soluna bak bir yerde hala DADAŞ kalmış hemşerilerin var senin, hala özünü koruyan, onlar gibi ol.
Haydi DADAŞIM at sırtında bir kambur gibi taşıdığın günah torbanı, arın ve sonra mübarek ayın bereketine yoksulları ortak et.
UNUTMA SEN DADAŞSIN…