banner515
Cemil Meriç polülizmin kurucusunun Aleksandr Herzen olduğunu söyler. Onun popülizmi halkçılıkla eşdeğerdir. Seçkin ve zenginlere karşın toplumu, toplumun alt tabakalarını önemseyen; sokaktaki adamın, sıradan insanın sorunlarını sahiplenip, onların savunucusu olan bir görüşün sahibi..
***
 
Kelimeler, kavramlar zamanla anlam değişimlerine uğrarlar.  Ne köken anlamları, ne de sözlük anlamları kalıcı değildir. Evrilirler ve dünki anlamlarından eser kalmaz.
Popülizm kelimesini de bu kabilden sayabiliriz.
Öyle ya, Herzen'den hareketle popülizmin kökende ne ifade ettiğini yukarıda belirttik.
Oysa, ya şimdi?
***
 
Popülizm bir anlamda insanı insanla kandırma sanatı.
Takiye!
İnsancıl ve halkçı görünüp, gerçekte öyle olmama hali.
Nabza göre şerbet verme, adamına göre davranma, göz boyama, dolduruşa getirme, tribünlere oynama gibi deyimler tam da ona göre...
Gerçeklerden kopuk, mantıklı ve tutarlı olandan uzak olan söylem, tavır veya vaad..
***
 
Sıradan insanları hedef alan ve onlara uygun bir dil ve tavır geliştiren popülizmin varlığına özellikle seçim zamanlarında fazlasıyla rastlarız.
Vaadlerin ardı arkası kesilmez.
Özellikle eski seçim dönemlerini hatırlayanlar, en uçuk vaadlerin dahi ne denli revaçta olduğunu bilirler.
Biri Türkiye'yi süper güç yapar, diğeri Erzurum'a deniz getirir.
Günler böyle akar gider de, seçimlerden sonra ne Türkiye'nin süper güç olması kimsenin umurunda olur, ne de Erzurum'a deniz gelir.
***
Bugünlerde eskiyi hatırlatan tartışmalar yaşanıyor.
Özellikle asgari ücret üzerinden yürütülen bu tartışmalar, ucuz popülist söylemler olarak görülse de, yine de gündemde yer alabilmekte; "bir deli kuyuya taş atmış, 40 akıllı çıkaramamış" cinsinden bir değer görebilmektedir.
Bizim delinin ipiyle kuyuya inecek halimiz yok elbette, lakin buradan hareketle eski siyasi vaadlere, popülist söylem ve görüşlere nostaljik gönderimlerde bulunmak, kötü olmaz sanırım.
Hem hatırlarız, hem de kimin kimi neyle kandırdığını görür ve belki ders çıkarırız.
Belki güler, tebessüm eder, belki de o günlerdeki toplumsal bilincimizin ne denli ergen olduğunu anlar da, bugün ortalıklara dökülen ucuz ve bayağı vaadlere daha rahat burun kıvırırız.
Eee hadi öyleyse, siyasi popülizmin doruğa çıktığı bazı seçim vaadleriyle baş başasınız artık.
Bu vaatler gazetelerden derlenmiştir. Okuyalım ve nostaljimizi yaşamaya başlayalım..
***
 
Bülent Ecevit: Bütün köyler kent olacak
Bülent Ecevit'in hayali Köykent kırsal kalkınma projesi Cumhuriyet Halk Partisi'nin 1969 yılı seçim bildirgesinde yer almıştı. Proje, 1978-1979'da Ecevit başkanlığında, CHP iktidarı döneminde Van ve Bolu'da birer köyde uygulanmaya başlamış ancak istenilen başarı elde edilememiş, birkaç köyle sınırlı kalmıştır.
 
Süleyman Demirel: Herkes ne veriyorsa Demirel 5 fazlasını verir
Demirel'in, "Kim ne veriyorsa beş lira fazlasını vereceğim!" sözü siyasi literatürde ayrı bir yere sahip. 1991 seçimleri öncesinde ekonomiyi düzlüğe çıkarmak için 500 gün isteyen Demirel emeklilik yaşını indirme ve enflasyonu düşürme sözü verdi. Demirel’in vaatleri seçmen üzerinde etkisini gösterdi. Demirel yüzde 27 oy olarak iktidara geldi ama sözlerini yerine getirmeden, Özal’ın vefatının ardından Çankaya Köşkü’ne çıktı. 
 
Tansu Çiller: En geç 98'de Avrupa Birliği'ne tam üyeyiz
Demirel’in vaatleri kendisinden sonra koltuğa oturan Çiller’e de ilham verdi. Çiller “her mahalleye milyoner” vaadini zamanla daha da geliştirerek “her mahallede 100 trilyoner”, “her çiftçiye traktör”e kadar ilerletti. Çiller seçim söylemlerini süsleyen vaatleri arasında ise sadece yeşil kartı yaşama geçirebildi. Çiller herkese biri ev, biri araba olmak üzere iki anahtar da vaat etti. Demirel sonrasında Başbakanlık koltuğuna oturdu ama verdiği sözleri yerine getirmedi.
 
Necmettin Erbakan: Faiz kalkacak, 5 bin tank üretilecek
Necmettin Erbakan, "Tank üretimi, Taksime cami ve faizin kaldırılması'' vaatlerinde bulunmuştu. İktidar olduklarında ise bu sözler yerine gelmedi.
 
Mesut Yılmaz: Susurluk'u Yılmaz çözer
Mesut Yılmaz en büyük vaadini 1999 seçimlerinde "Susurluk'u çözeceğiz" diyerek verdi. Ancak Susurluk'u çözmek kimseye nasip olmadı.
 
Devlet Bahçeli: Terörist başı asılacak
Devlet Bahçeli, "Başörtüsü sorununu ürkekler değil, erkekler çözer!" diyerek çözüm getireceğini söyledi. Ancak meclise türbanlı olarak giren MHP'li Nesrin Ünal bir süre sonra başını açmak zorunda kaldı. Yine Terörist başı Abdullah Öcalan'ı asacağı sözünü de verdi ama tam tersine davranıp, idamın kaldırılmasına imza atı. Bahçeli'nin MHP'nin 40. kuruluş yıl dönümüne ilişkin yaptığı matematiksel işlem de siyasi literatürde en çok dikkat çeken söylem biçimiydi: "2009’u yazarken de iki sıfır var. Soldaki sıfır ikinin yanında. Attınız. 2. sağdaki sıfır 9’un yanında. Attınız. Kaldı mı dokuz? İki ile dokuz yanyana 29. İki ile 9’u toplayın 11. 29 artı 11 kırk yapar! İşte size Milliyetçi Hareket Partisinin kırkıncı yılı"!
 
Besim Tibuk: Ofsayt gidecek
Liberal Demokrat Parti'den seçimlere katılan Besim Tibuk, ''İktidara gelirsem ofsaytı kaldıracağım, kale direkleri arasındaki mesafeyi de artıracağım'' dedi.
 
Deniz Baykal: Sıfır açlık
Yeşil kartı kaldıracaklarını söyleyen Baykal, "CHP'nin hedefi sıfır açlık. Kimseyi aç bırakmayacağız. Adamın altında mercedes var ama cebinde yeşil kart var. Zavallı vatandaşlarımız perişan. Yeşil kart yerine Türkiye Cumhuriyeti'nin nüfus cüzdanı her yerde geçerli olacak" ifadelerini kullandı.
 
Cem Uzan: Mazot 1 TL olacak
Konser eşliğinde döner-ayranlı mitingler düzenleyen Uzan'ın akılda kalan belli başlı vaatleri şöyleydi: Her işsize 350 TL maaş verilecek. Mazot 1 TL olacak. Fındık 8 TL olacak. Üniversite sınavı kalkacak. Üniversite sayısı 4 katına çıkarılacak.
 
Haydar Baş: Hayır hayır, mazot 80 kuruş olacak. Ayrıca; İş, aş Haydar Baş
Haydar Baş bazı projelerini de iktidar partileri çalıp uygulamasın diye açıklamadı. İşte o vaatlerden bazıları: Her ev hanımına iktidarın ilk ayından başlamak üzere her ay 500 TL maaş verilecek. Doğum yapan her anneye 15 bin TL doğum ikramiyesi verilecek. Çocuklar için kişi başına 250 TL çocuk maaşı verilecek. Asgari ücret 2 bin TL olacak.

Kemal Kılıçdaroğlu: Benim adım Kemal, ben bulurum
Bugünki asgari ücret tartışmalarının, vaadlerinin fitilini ateşleyen Kemal Kılıçdaroğlu, önceden de yoksul ailelere 600 TL maaş bağlayacağını söylemişti. “Parayı nereden bulacaksın?” sorusuna ''Benim adım Kemal, ben bulurum.'' cevabı unutulmazlar arasında yer alıyor.
***
 
Vaadler böyle.
Oy uğruna yapılan vaadler..
Görüyorsunuz, nasıl da vatandaşın aklıyla alay edilmiş.
Alın size bir tanım daha:
Siyasi popülizm, vatandaşın aklıyla alay edebilme sanatıdır .
Ve bu itibarla bir kez daha hatırlatalım:
7 Haziran seçimleri öncesi yeniden türedi bu nevi vaadler.
Ortalık ayağı yere basmayan vaadlerden geçilmiyor.
Ne diyelim..
Aklımız emanettir. Sahip çıkalım.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner514