banner541

Makam mevki sahiplerinde bulunması gereken güzel hasletlerden bahseden dostum, ziyaret ettiği bir belediye başkanının alçak gönüllüğünü anlata anlata bitiremedi.
Yıllar buyunca birçoğu ile tanışıp görüşme imkânı bulduğum seçilmiş ve atanmış yöneticilerde üstün insani vasıflara şahit olduğumu ifade ederek dedim ki kendisine:
“Esasında marifetmiş gibi saydığımız bu üstün kişilik özellikleri, belli seviyeye gelmiş her kişide bulunması gereken standart meziyetlerdir. Gel gör ki, bulunması doğal, eksikliği anormal bu güzel huylar, nadirattan mücevhere döndü, ara ki bulasın! Bu genel kıtlığa rağmen, memnuniyetle ifade ediyorum ki, yıllardır tanıma bahtiyarlığına erdiğim sayısız atanmış, seçilmiş Dadaşları bu hususta istikamet üzere gördüm. Büyüklenme eksikliğinden kurtulup, tevazu faziletini kuşanan Dadaşlar, kapılarına yönelen her kişiyi aziz misafir gibi ağırlayan er kişiler olarak gönlümde yer ettiler. Şimdi de Erzurum’da veya gurbette emanet aldıkları görevlerde halka hizmeti şiar kabul eden hemşerilerimiz, görevlerini hakkıyla yerine getirmek için karıncalar gibi gece gündüz çalışıyorlar, maşallah!”
Sohbetin burasında Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın belediye başkanlarına hitaben sarf ettiği 'vatandaş özellikle tevazu arıyor' sözlerini hatırlattı, dostum.
İmam Gazali, yöneticilere altın öğütler kitabında ne güzel ifade etmiş: “Akıllı kimse kendisinden aşağı derecede olanlara karşı tevazu gösterir; onlara iyilik yapmak için yarışır.”
Sohbet uzamaya meyledince çok sevdiğim bir latifeyi anlattım dostuma, siz de dinlemek ister misiniz?
Meşhur ruh hekimi Mazhar Osman’ın öğrencisi Fahrettin Kerim Gökay, İstanbul belediye başkanı olmuştur. Ancak hocasını hiç ziyaret etmemektedir.
Dönemin gazetecileri Mazhar Osman ile yaptıkları röportajda Gökay’ın kendisini ziyaret etmemesini nasıl karşıladığını sorarlar.
Bu soruyu Mazhar Osman gülerek cevaplar:
"Fahrettin yakında milletvekili olur, yine gelmez. Başbakan olur, yine gelmez. En son ben Allah oldum der, o zaman bana getirirler."
Hikâyeyi arkadaşım tebesdümle dinlerken hatırıma bir başka anekdot takılıverdi: Bir yerde okumuştum, Osmanlı döneminde hamiyetsiz vezirler azledilince şöyle derlermiş: "Çıkıp hısım akrabayi, eşi dostu bir dolaşalım!"
Ne diyelim, yolunuz hâkime, hekime düşmeden, azil mührü evrakınıza basılmadan, tekautluk zinciri boynunuza geçmeden dost otağını, ahbap hanesini ihmal etmeyin ki, adınız vefasıza çıkmasın, izzet ve itibarınız yerlerde sürünmesin!
"Yürümeniz ikbal döneminde vakur, tevazu ve temkin üzere" olsun ki, idbara düşünce başınız dik kalsın.
"Koltuğun baş döndürücü büyüsüyle kendinizden başkasına hor bakmayın ki, mahşer gününde Cenabı Hak da sizi büyültüp, yüceltsin."
" Makam mevki sizi terk etmeden şeytanın askerleri olan kibir ve gururu" terk edin ki, Hakk’ın rızası, yüce peygamberin şeref ve izzeti sizi terk etmesin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner544

banner542