banner515
 “Şimdi mi? Herkes unuttu onları. Borçlar mı? Ödenmez tabii ki. Tazminat mı? Güç bela belki. Medya mı? O çoktan farklı denizlere yelken açıldı. “
Somadaki acıyı kaleme almak istiyorum; ama nasıl kaleme alacağım? Acı kaleme alınabilir mi? Birinin yaşadığı acıya “acını paylaşıyorum” diyerek paylaşılabilir mi? O acıya ortak olunabilir mi? Günlerdir uyumuyorum desem kim inanır? Her gece hüngür hüngür ağlıyorum desem kim inanır? Onlar her gün kömür ağlıyordu. Onlar her gün hasret kanıyordu. Onlar her gün her saat her saniye geçim mücadelesi veriyor ve bu mücadeleye yenik düşüyordu ve yine yenik düştüler ama bu sefer hayatlarıyla. Her gün fakirliğe mahkûmdular ama bu sefer ölüme mahkûm oldular.
O kadara çok şey var ki altını çizip belirtmek istediğim. Ama nereden nasıl başlanır, bir acı ne denli ne yoğunlukta ifade edilir bilemiyorum. Bilmek ne mümkün! Açım anne! Açım baba! Diye feryat eden bir evladın sesini duymazdan gelmeleri nasıl beklenebilir! Çalsa suçlu, dilense suçlu, çalışsa yine suçlu! Ezilen hep eziliyor zaten. Bu yaşanan olay ardından daha büyük olaylara meyil veriyor. Gelen gideni aratır misali. Kader deyip geçmek, ihmal deyip geçmek, müstahaktır deyip geçmek ile olmuyor olmaz işte. İnsan olanın vicdanı el vermiyor en başta. Rant sağlamak uğruna, dikkatleri çekmek uğruna sarfedilegelen bu cümleler kesinlikle etik değil. Aynı zamanda çok yersiz, çok abartılı ve çok saçma. Somadakiler zaten fazlasıyla acılı, zaten fazlasıyla yaralı, zaten fazlasıyla dünyaları altüst olmuş durumda bu süre zarfı boyunca her ne diyorlarsa bırakın desinler- bırakın diyelim!- acımız gereğince yüreğimizdekileri. Yoksa  ta  iliklerimize kadar  işlemiş olan bu kömür kokan acı dolu zehri nasıl çıkaracağız içerimizden. Hor görmeyin sözlerini, dışlamayın ey büyükleri! “Mevlana torunlarıyız biz hoş görürüz her şeyi “deyin ve -büyük olduğunuzu gösterin- hoş olmayan davranışlar sergilemeden, kırmadan, dökmeden, yıkmadan gösterin büyüklüğünüzü. Bu acı durumundan dolayı sarf edilen sözleri hoşgörün lütfen, sizde hak verin olabildiğince onlara yüreklerini dağlayan acılarını bir nebzede olsa haykırabilmelerine; izin verin hor görmeyin, hoş görün. Ve spikerler küçücük yavrulara “babanı özledin mi? “tarzı sorular sormayı bırakın. Yeteri kadar eğitilememiş olacaksınız ki babası ölen bir meleğe bu tür bir soru sorulmayacağını öğrenememişsiniz. Onun psikolojik halini az-çok tahmin etmek zorundasınız. Sırf haberim etkili olsun diye psikolojik tahriplere maruz bırakmayın o minnacık bedenleri o kocaman yürekleri.
Yeni doğan bebekler var baba diyemeden büyüyecekler ne yazık ki!  Kömür kokan, kömür kömür öpen bir babaları olmayacak. Babalarının gelişini; eve dolan kömür kokusuyla hissedemeyecekler. Çünkü bir babaları olmayacak. Bakın herkes öksüz- yetim kalır kalabilir. Benim yüreğim her zaman burkulur; ama bu ayrı apayrı bir yetimlik, bu apayrı bir çaresizlik. Herkes ve her şey unutulur bir müddet sonra; lakin bir takım insanların söyledikleri-yaptıkları uzun bir süre hafızalarda yer edinecek. İnsan olmak, insanlığa layık kalmak önemlidir elbette. Baba konusu çok çok fazla önem verdiğim bir husus. Baba ki evladını-eşini koruyan, kollayan onun için mücadele eden bir zırhtır, kaledir, çelikten bir yelektir, onlar için gerekirse canda verir. Can verir dedim hakikaten de öyle onlara bakabilmek namına canından oldu 301 baba. Bir avuç kömür için bir ömür verdi 301 baba. O avuç kömür ile eşini-evladını-ailesini kıt kanaat geçindiriyordu. Fakirliği bir kenara bıraktım da baba fakiri, evlat fakir, koca fakiri olmak derin bir uçurumdur cevabı olmayan, geri dönüşü olmayan kocaman bir uçurumdur. 76 milyonun bir araya gelip de cevaplayamayacağı bir sorudur, bir sorundur!
Gözlerde umuttan fer kalmaz iken; sabretmeyi kim ne hakla söyleyebilir? Kim ve ne hakla? Sevdalar kaldı işte kömür dumanı kadar asi, tatsız, sancılı ayrılıklarıyla, ağırlıklarıyla! Sevdalar o maden ocaklarından elde edilen üç-beş kuruşla vuslata erecekti oysa. Karnı aç evlatlar madenci babalarının resimlerini çizerek sıcacık yemekler yapıldığını hayal ederek babalarının gelmesini kömür kokulu ekmekler getirmesini bekleyecekti. Ağrılarıyla yatan analar o kömür kokulu, kömür bakışlı oğullarıyla beraber hastanelerde tedavi olmaya gidecekti ve dışlanacaktı hor görülecekti, öyle bir baskı ve zulüm görecekti ki yaralı kurtulunca o vahim olayda “Ayakkabılarımı çıkarayım mı? Kirlenmesin sedye” dedirtecekti, kendi canını bırakıpta sedyenin haline düşecekti bir madenci.
Dilenmedi, istemedi, çalmadı sadece alın teriyle geçim mücadelesi verdi 301 kişi. Onlara yeri geldi “müstahaktır “  dendi, yeri geldi” aklı olan kurtuldu” dendi, yeri geldi “kaderdir” dendi, yeri geldi “kazadır olmuş ve olur” dendi vs. vs. Oysa onlar “baretim kaybolmasın ağabey maaşımdan keserler yoksa” dedi, “ayakkabılarım çıkarayım mı, sedye kirlenmesin abla” dedi. Madenci şerefti, madenci alın teriydi, madenci kömür karasıydı. Umutlarını kapkara madenlere adamıştı. Karanlık ücralara bembeyaz-tozpembe hayaller kurdurmuştu. Ama yenildi, yenik düştü, düşürüldü! Şimdi mi? Herkes unuttu onları. Borçlar mı? Ödenmez tabii ki. Tazminat mı? Güç bela belki. Medya mı? O çoktan farklı denizlere yelken açıldı. Siyaset mi? O çıkarları gereğince dem -vurdu-vuruyor. Anne mi? Hala bağrı yanık gözü yaşlı, eş mi? Hala hasret dolu gözü yaşlı, evlat mı? Hala yetim hala yetim… Cenabı-ı Allah onlara rahmet eylesin, mekânlarını cennet eylesin ve acılı ailelerine sabır versin. Acılarını kömür karası paylaşıyorum! Defaatle belirtmeliyim ki; acılarını paylaşıyorum demekle acılarını hafifletmiyorum. Ve ben her ne sebeple olursa olsun ülkemin böyle olmasını affetmiyorum, 301 kişinin bir avuç kömür için canını vermesine sebep olan her kim ve ne varsa asla affetmeyeceğim!
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner514