Ramazan ayı boyunca farklı illerden gelmiş yüzlerce misafiri vardı Erzurum’un. Zaman zaman denk geldi, sohbetler ettik.
Dikkatimizi çeken şey, bizim için sıradan olanın dışarıdan gelenler için bir hazine değerinde görülmesiydi.
Çoğu, tarihi mekanlarla ilgili..
Kim bilir kaç yüz, kaç bin Erzurumlu, dışarıdan gelenlerin merak ettiği bu yerleri ömürleri boyunca bir defa dahi görmemişlerdir. Ya da, önünden binlerce kez geçtiği halde nasıl bir değer taşıdığının farkında dahi olmamışlardır.
Bu durumdan yeri geldikçe şikayet ederiz de, işin derunu başka şeyler çağrıştırıyor.
Acaba bu hale sebep kentin genetik yapısı olmasın?
Öyle ya, yaşadığımız yerleri de yaşayan, canlı bir organizmadan hareketle “insan”a benzetmiştik.
***
Yazar İtalo Calvino ise bir eserinde değer verdiği bir kent için, “kentlerin en iffetlisi” nitelemesinde bulunuyor.
Bu tanım Erzurum’a ne kadar da çok yakışıyor. İffetli demek, aynı zamanda tevazu ehli de demek. Örten, utanan, değerlerini teşhirden, pazarlamadan uzak tutan..
Belki de bu yüzdendir, Erzurum’un değerlerini çoğu ahalisinin bile fark etmemiş olması.
 
***
Erzurum’un “iffet” gibi romantik bir kimliği vardır.. vardır da, realitede “farkındalığı düşük bir kent gerçekliği” de vardır.
Bu köşeden çok defa söyledik, söyleştik.
Bir kentte, bir toplulukta değerlere ilişkin farkındalığın oluşması oldukça önemlidir.
Hatta öyle ki, içinde yaşadığı koşul ve değerlerin farkına varmayanların, farkına varılmayacağı bir dünyada yaşıyoruz artık.
Kim bir değer besliyor ve onu doğru ve uygun kodlarla paylaşıyorsa, hem değerine ilişkin bir tanıtım yapmış oluyor, hem bireysel ve kitlesel duyargaları harekete geçirip farkındalık oluşturulmasına hizmet etmiş oluyor, hem de çevresiyle entegre olmayı başarmış oluyor.
Zaten çağımız da bunu gerektiriyor artık.
***
Kentin tanıtımındaki sıkıntıya çok defa değiniyoruz. Yeteri kadar yapamıyoruz; yapmıyoruz!
Çoğu kere bindiğimiz dalı kestiğimiz de oluyor. Bireysel olarak bulunduğumuz konuma göre hareket edip, koca bir kentin kar-zarar hanesini ıskalıyoruz.
Atlama kulelerinde yaşanan göçük olayı bu hale son örnektir!
Yaşanan kötü hali elbet anlatalım, aktaralım; ne ki, bütünüyle icra makamındakileri suçlayan pozisyondan uzak duralım.
Zira, kente sonradan katılan bu değerin yeniden inşası gerekiyor.
Yok eden, yaralayan okları oraya yönelttiğinizde dönüp kimden “yeniden yapım” talebinde bulunacaksınız?
Olanı biteni iffetli bir duruşla sorgulayıp, kentin menfaatleri doğrultusunda, talepte bulunmak gerek.
Burada, hem Erzurum’un “iffet” kimliğinin gereğini yapmış olacaksınız, hem de bir değere ilişkin farkındalığı ortaya koyup, kentin menfaatleri doğrultusunda hareket etmiş olacaksınız.
İsteyişte de, reddedişte de iffetli duruş!
Ucuz kabadayılıklar, içi boş sloganlar, önü-arkası düşünülmemiş lakırdılar, ne Erzurum’un kimliğine, ne de yararına uygundur.
***
Evet... Bir yanda “iffet” gibi romantik bir kavram, diğer yanda “farkındalık” ve “tanıtım” gibi realiteyi gerektiren kavramlar.
İffet kimliği önemli.
Farkındalık ve tanıtım da.
Ama daha da önemlisi; İKİSİ BİR ARADA.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
nurettin 2014-07-25 13:27:44

yazılarını takip ediyorum gardaş. tebrik ederim