15 Temmuz gecesini en dehşetli noktadan yaşadım.
Tam karşımda haramilerin yolunu kestikleri Boğaz Köprüsü…
Tam sağımda anne, baba, dede ve ninelerinden oluşan bu millete karşı hainlerin yanında yer almaya cüret eden çocukların bulunduğu KuleliAskeri Lisesi…
Hemen şu itiraz edeceğiniz meseleyi çözelim ve o ihanet gecesinde yaşadıklarımıza dönelim. Kuleli Askeri Lisesi’nde bulunanların yaşları küçük ve çocuk oldukları yönünde bir itiraz var. Emir kulu oldukları ve korktukları için bu eylemin içerisine düştüklerini söyleyerek savunanlar var. Bir yere kadar haklılar. Bu çocuklar gecenin sırrına vakıf olmayabilirler. Bu mazeretleri ilk saatler için geçerli ancak polisle, vatandaşlarla sabaha kadar çatışmaları ve direnmeleri gerçeği düşünülünce insan sormadan edemiyor; 16 yaşında bir çocuk meseleleri anladıktan sonra neden amcasına, dayısına, teyzesine ateş etmeye devam eder? Cahillikten mi? Çocukluktan mı? Sanmıyorum Bu mazeretler ilk anların masumiyetiyle belki bir anlam ifade edebilir.
Çok sert değilim!
Bu konuda çocuklara çok acımasızca da yükleniyor değilim!
Ben mahallesinden 5 şehit ve onlarca yaralı çıkan tüm masumların sesiyim. Ham hayallerle, sahte merhamet istismarlarıyla son kalemizi elden çıkartacak hainlikleri gözardı edecek değilim.
Sabaha kadar düşman kuvvetlerinin işgaline uğramış gibi; silah, bomba sesleriyle inleyen, alçaktan uçan alçak pilotların ses duvarını aşan uçaklarının seslerinden kulakları sağır olan bir mazlumun sözlerini söylüyorum.
15 Temmuz Cuma akşamına Çengelköy’de yakalananları hiçbir hafifletici sebebi öne sürerek o akçaklık gecesine karşı toleranslı bakmalarını sağlayamazsınız.
Çünkü gerçeğin tam ortasında kalanlar hayallerle hayatı kolaylaştıramayacaklarını anlarlar.
15 Temmuz gecesi apansız bir taaruzla bu milleti yerle bir edeceklerini sanan beslemelerin baskınına uğradı bu ülke…
Bunlara elbette Türk Ordusu denilemez ancak ordunun içindeki küçük bir hain güruh oldukları da inkar edilemez. Bu gafletin ordunun içerisinde, milletin parasıyla beslenip,  vergilerle alınan silahlarla asli unsur olan vatandaşlarını vurmaya teşebbüs ettiklerinin de üzeri örtülmemelidir.
Bu ülke Cuma gecesi yüzyılın en büyük facialarından birinin eşiğine getirildi ancak yine bu millet o hainliğin bütün izlerinin üzerine korkusuzca giderek vatanını bir kere daha kurtardı.
Yazdıklarımın hamasi duygular olduğu sanılmasın.
İstanbul’un her noktasında üzerine doğrulan tank namlusunun üzerine çiçek tarhına çıkar gibi koşan yiğitler gördüm.
Ellerindeki tüfekleri üzerlerine doğrultan asker kılığına bürünmüş hainlerin tetiğe basmaların aldırmadan, çocukların elinden oyuncak tabancayı alır gibi üzerlerine giden yiğitler gördüm.
İstanbul meydanlarında o gece hiçbir siyasi işaret görmedim.
Hep birlikte atladılar bu milletin kazanımlarına tecavüze yeltenenlerin üzerine…
Bu gerçeği göstermek için yıllardır ırkçılığın anlamsız ve sonradan içimize sokulan bir hançer olduğunu yazdım durdum.
İşte o yüzden birlikte yaşamanın ana unsurunun Allah’ın “bütün müminler kardeştir” ayeti üzerinden olması gerektiğini anlatmaya çalıştım.
Gazi Meclise bomba atacak kadar alçaklaşan…
Cumhurbaşkanı’nı vururuz diye Marmaris’te içerisinde kimin olduğuna bakmadan otel bombalayan…
Milletin uçaklarını, tanklarını, tüfeklerini Ermeni çeteleri gibi milletin üzerine doğrultan şerefsizlerle bu ülke mücadele edebilir. Ve edeceğin de göstermiştir.
Devlet Bahçeli’nin herkes şaşkınken bu hainliğe karşı Hükümet’in yanında olduğunu açıklaması bu millet için çok değerliydi. Unutulmayacaktır.
Kemal Kılıçtaroğlu’nun biraz geç kalsa da neticede amasız Hükümet’in yanında durması milleti ayrıştırmaya çalışanlar için tokat niteliğindeydi. Bunu vefalı halk unutmayacaktır.
Meclis’te dört partinin birden demokrasinin ve halkın yanında olduklarını ortaya koyan ortak açıklamaları ümit oldu.
Bu şerefsizlerin ülkenin eksenini kaydırmak için giriştikleri hareket Allah’ın izniyle ters tepti ve bir milli birlik ve beraberlik şuuruna dönüştü.
Cuma gecesi anladık ki, aramızdaki bütün ayrılıklar suni…
Cuma gecesi anladık ki, ırkımız ne olursa olsun bir araya gelebilmek için ortak değerlerimiz var.
Cuma gecesi anladık ki, pozisyonumuz, zenginliğimiz, siyasi düşüncemiz ne olursa olsun bu vatan olmadan biz bir hiçiz.
Bu alçakların işledikleri cürmü ne kadar anlatsak az, ne kadar kınasak yetersiz.
Yüzlerine milletçe tükürüyoruz.
Belirtmek gerekir Anadolu’nun bu darbeci alçaklar ve FETÖ terör örgütü mensuplarının sinsi planları karşısında gösterdikleri yiğitçe duruş sözle, yazıyla ifade edilemeyecek kadar yüceydi.
Hele Erzurum’un yüzbinlerle sokaklarda tek nefes olmasını bin anlatsak yine eksik kalır.
Böyle bir milletin ferdi olmaktan ne kadar şeref duysak yeridir. Şimdi derdimiz birlikteliğimizi koruyarak diğer tüm alçakları da bertaraf edecek şuuru diri tutmak olmalıdır.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.