banner550

FİKİR FAHİŞESİ KİME DENİR?

Bir garip bizim ahali. Öküzünü sel almış, harmanını yel almış.

18 Haziran 2012 Pazartesi 09:52
FİKİR FAHİŞESİ KİME DENİR?
Aklını ele vermiş…

Sel götürmüş, yel götürmüş, el götürmüş…

Dünya yansa bir horum otu yanmaz.

Her gülene yol olmuş.

Sevdiğine kul olmuş…

Dünya yansa yorganı yok içinde

Üstelik takılır bir kervanın peşine,

Kervancının yükünü taşır her biçimde…

Efendim gelelim sadede…

Evet, bir garip bizim ahali…

Tamam, doğu medeniyeti yürek medeniyetidir; ama düşünceyi bu kadar hayattan çıkarmak, düşüncesiz yaşamak ziyadesiyle saflık değil midir, kör ve sağır aşk hali olmuyor mu?

Doğu insanı olarak aşkın mıyız, yoksa?

Aşmış mıyız?

Müjdelenmişiz de insanın en şerefli hassası “düşünce”yi hayatımızdan çıkarmışız.

Farkında mısınız?

Yüce Rabbimiz Kuran’da en çok düşünmemizi öğütlüyor! Vahiylere göre ancak düşünenler akıl izan sahibidirler.

“Sana indirdiğimiz bu Kitap mübarektir; ayetlerini düşünsünler, aklı olanlar da öğüt alsınlar.”(Sâd sûresi, 29.âyet)

“… De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri öğüt alırlar.” (Zümer sûresi, 9.âyet)

Kamer sûresinde dört âyette (17-22-32-40) “And olsun ki Kuran'ı, öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?”mesajı verilmiş. Ayette geçen “zikr” kelimesi, hem anlamayı ve hatırlamayı, hem de öğüt almayı ifade eder.

Maalesef aklımızı kiraya vermişiz.

Biz düşünmüyoruz, akletmiyoruz.

Başkasının aklıyla, düşüncesiyle, sözleriyle konuşuyor; hayatımıza yön veriyoruz.

Sevgimiz, saygımız, nefretimiz, kısacası duygularımız “hakikat”in önünde kalın bir perde oluyor.

Fazla politize olmuşuz.

Politize olmuş, ideolojilere aklını kiraya vermiş insanlar “düşünme” yetilerini kaybederler. Model aldıkları insanların her düşüncesini körü körüne sahiplenir, farkında olmadan siyasi ve ideolojik söylemleri inancının ve dinin yerine ikâme ederler.

Öyle ki onlar için “doğru” şahsında doğru değildir. Model aldığı kişinin ağzından çıkarsa doğrudur. Bu gizli bir tapınma, açık bir kul olma halidir.

İslâm âlimi İmam-ı Gazalî’nin ifadesiyle:

“Onlar doğruları kişilerle bilirler, kişileri doğrularla değil!”

Necip Fazıl, aklını kiraya verenlerin yaptığına “fikir fahişeliği” demektedir. İnsanı diğer mahlûkattan ayıran ve üstün kılan en değerli özelliği aklı değil midir? Bu durumda aklını kiraya vermek mi, bedenini kiraya vermek mi daha fenadır?

Ülkemizde son yıllarda halk arasında oluşan kutuplaşmada bir taraf Banu Avar, Yılmaz Özdil, Bekir Coşkun gibi yazarların sözleri ve düşüncelerine kul olmuş, onlar ne derse düşünmeden sahiplenip yılmaz savunucusu olmuştur. Diğer taraf da cemaat veya siyasi liderlerinin her söylediğini adeta âyet, yaptığını sünnet olarak görmeye başlamış. Dinin yerini siyaset ve ideoloji almış maalesef. İdeoloji ve politikaya “mutlak doğru” anlayışını izafe etmektir her iki tarafın da yaptığı.

“O demişse doğrudur.”

Ötekine olan kinimiz, akıl tutulmasına yol açmakta.

Bazen aklımızın almadığı durumlarda bile ardından gittiğimiz lideri veya yazarı eleştirmekten özenle kaçınmakta, “O demişse doğrudur, o yapmışsa vardır bir hikmeti!” gibi kul karakterin aşağılık hallerini kendimize lâyık görmekteyiz.

Bazen halimiz, bir eşeğin ardından aruz vezniyle, ahenkle tıpış tıpış yürüyen deve kervanından farklı olmuyor.

Toptancıyız vesselâm, perakende düşünemiyoruz.

Aynı adamın doğrusuna doğru, yanlışına yanlış diyemiyoruz. Ya hep doğru, ya hep yanlış…

Düşünceyi sorgulamadan kabul etme durumu, sola yatkın çevrelerde toplumun alt kesimlerinde daha çok görülürken; biat kültürü geleneğinden gelen muhafazakâr kesimde maalesef toplumun her tabasında ziyadesiyle karşılaşılan bir durum.

Hür düşünceye ulaşılmadan kölelikten kurtarılamaz.

Hür düşünceye ancak Kur’an’la ulaşılır. Bir tek Kur’an düşünmemizi öğütler.

Son sözümüz HAYAT KİTABI KUR’AN-I KERİM’den iki ayetle olacaktır:

“Doğrusu sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratıp sonra Arş'a hükmeden Allah'tır. İşi düzenler. İzni olmadıktan sonra kimse şefaat edemez. İşte Rabbiniz Allah budur. O'na kulluk edin. Öğüt dinlemez misiniz? (Yunus sûresi, 3. âyet)

Gökleri, yeri ve bunların arasındakileri altı günde (devirde) yaratan, sonra arşa istivâ eden Allah'tır. O'ndan başka ne bir dost ne de bir şefaatçiniz vardır. Artık düşünüp öğüt almaz mısınız? (Secde sûresi 4.âyet)

Evet, bir garip bizim ahali…

Mana itibariyle öküzünü sel almış, harmanını yel almış…

Umrunda mı?

O ki aklını kiraya vermiş…

Editör

Son Güncelleme: 18.06.2012 11:08
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Arifasya 2022-01-01 23:12:14

Mukemmel bir yazi.

Avatar
Arifasya 2022-01-01 20:07:35

Harika bir yazi olmus.maalesef ulkemizde bu fahiselerden milyonlar var

banner551

banner552